Charlotte Brontë

İngiliz edebiyatının klasikleri arasına yerleşmiş eserleriyle tanınan 3 kardeşin (Charlotte Brontë, Emily Brontë, Anne Brontë) en büyüğü olan Charlotte Brontë kimdir?

Charlotte Brontë, 21 Nisan 1816 tarihinde İngiltere'de dünyaya geldi. 

1824 senesinde kardeşleriyle birlikte Clergy Daughters’da okumaya başlayan Charlotte, buradaki sağlıksız koşullar yüzünden bir zaman sonra hastalandı. Hatta iki kardeşi burada rahatsızlanarak hayatını kaybetti. Bunun üzerine okuldan ayrıldı.

Kalan dört kardeş Branwell, Charlotte, Emily ve Anne, babalarının kütüphanesinde vakit öldürmeye başladılar. Burada kendi aralarında krallıklar kurguluyorlar, kurguladıkları krallıklarla ilgili hikayeler yazıyorlardı. Bu dönemde edebiyata olan ilgileri git gide artmış, hayal güçleri gelişmişti. Bu hayal gücü, ileride üç kız kardeşi İngiliz edebiyatının en önemli isimlerinin arasına sokacaktı. 

Charlotte, okuluna Mirfield’daki Roe Head'te devam etti. 1831-32 yıllarında burada okudu ve bu okul, en iyi arkadaşları olan Ellen Nussey ve Mary Taylor ile tanıştığı yer oldu. Okulunu tamamladıktan sonra aynı yere öğretmen olarak döndü ve 1835-38 yılları arasında burada öğretmen olarak çalıştı. 

1839-41 arasında çeşitli evlerde mürebbiyelik yapan Charlotte, ilerleyen zamanlarda kardeşi Emily ile birlikte Brüksel'de öğretmenliğe başladı. 

1846 senesinde üç kız kardeş, mahlaslarıyla birlikte ilk şiir kitabını yayımladı. Toplamda iki adet satan bu kitap büyük bir hayal kırıklığına sebebiyet verse de, yılmayan kardeşler bu kez ilk romanları için kollarını sıvadı. 

1948 senesinde ailedeki tek erkek evlat olan Branwell'in ölmesi, aynı sene erkek kardeşinin cenazesinde rahatsızlanan Emily'nin ölmesi ve 1849 senesinde de Anne'nin ölmesiyle babasıyla baş başa kalan Charlotte, bir süre hafif depresyon yaşasa da yazılarına devam etti. Yazılarının, özellikle “Jane Eyre” isimli eserinin gördüğü ilgi yüzünden yayıncıların dikkatini çeken Charlotte, sürekli Londra'ya çağrılıyordu. O ise yaşlı babasının yanında kalmak istiyordu. 

Yayıncıların ısrarları üzerine Londra seyahatine çıktı ama babası ile ilgilenebilmek için seyahatini kısa tuttu. Bir zaman sonra da babasınınn bakıcısıyla evlendi. Evliliğinden kısa bir müddet sonra anne olacağı haberini aldı.

Hamileliğinin dokuzuncu ayında, 31 Mart 1855 tarihinde hayatını kaybetti. Ölüm nedeni ihtilaflıdır. Tüberküloz, tifüs veya hamileliğin ilk safhalarındaki bir rahatsızlıktan dolayı hayatını kaybettiği düşünülmektedir. 

 

SÖZLERİ:

Bana defalarca, aşk için değil çalışmak için dünyaya geldiğimi söyledi. Bunlar doğru ama ben eğer aşk için yaratılmamışsam evlenmek için de yaratılmamışımdır. Beni yalnızca yararlı bir alet gibi gören bir adamın karısı olmak garip değil mi?

İnsan mükemmel doğar ama kendini kusurlu hale getirir. En parlak yıldızların üzerinde bile leke vardır. Hatasız kul olmaz. Katı kalpli insanlar kim olurlarsa olsunlar, yıldızların parlaklığını ve yaratıcısını görmezler. Fakat onun üzerindeki ufak tefek lekeleri görürler.

Biraz düşündüm. Eğer fukaralık büyükler için korkunçsa çocuklar için felaket sayılırdı. Çocuklar fakir fakat çalışkan ve hürmete layık insanların da bulunabileceğini tahmin edemezler. Fakirlik onların indinde; az yiyecek, eski püskü elbiseler, kaba hareketler ve kötü adetlerden ibarettir. Fakirlik bence alçalmak demekti.

Sessizlik, sinirleri sakinleştirir.

Ben bir kuş değilim ve hiçbir ağ beni kapana kıstıramaz: Ben kendi bağımsız iradesine sahip, özgür bir bireyim!

Yoksulum, kimsesiz, ufak tefek, gösterişsizim diye duygusuz, ruhsuz muyum sanıyorsunuz?

Çok zaman onun yanında, diken değil de gül olmak geliyordu içimden.

İçlerinde gizli bir aşkın büyümesine izin vermek tüm kadınların ortak çılgınlığıdır. Eğer bu aşk karşılık bulamazsa, can bulduğu hayatı yiyip bitirir. Yok, eğer karşılık bulursa, aldatıcı bir ümitle, çıkışı olmayan vahşi bataklıklara sürükler insanı.

Her ışıldayan, altın değildir.

 

ESERLERİ:

Jane Eyre 

Shirley 

Villette 

The Professor