CHP’nin yasakladığı Ezanın camiye döndüğü gün neler yaşanmıştı?
CHP’nin yasakladığı Ezanın camiye döndüğü gün neler yaşanmıştı?
MUSTAFA ARMAĞAN
Tarih bitmez bir hazine. Un çuvalı gibidir, sürekli uç verir belgeler.
Allah şifa ihsan etsin Muharrem Coşkun kardeşim ile ortak tutkularımızdan biri de Ezan-ı Muhammedî yasağı yani Türkçe Ezan ile 1950 yılında Ezanın aslî lisanına dönüşüdür. Eğer yaşı o yıllara yetişiyorsa Akittv’de Kırmızı Masa’ya davet ettiği misafiriyle sohbetine mutlaka Türkçe ezanla alakalı bir soru sıkıştırıverirdi Muharrem kardeşim.
Fakir de yaşı o yıllara yeten kimi bulsa ya ses kayıt cihazını uzatır önüne veya yazılı kayıt tutar veya tutturur.
İşte az önce de öyle oldu. Asistanım Cem Kurtulmuş Emekli İmam Hatip öğretmeni Adil Özgüç’ün benimle konuşmak istediğini haber verince memnuniyetle kabul ettim ve telefonla görüşmemizde 1935 Atabey (Isparta) doğumlu olduğunu öğrenince de hatıralarını anlatmasını rica ettim. İşte aşağıdaki Türkçe ezan hatırasını ilk defa siz okuyacaksınız.
Allah sağlık ve afiyet versin, fakirin doğduğu 1961 yılında Ankara İlahiyat Fakültesi’nden mezun olan Adil Özgüç’ün ilk kez okuyacağınız hatıraları.
***
GÖZYAŞI VE HIÇKIRIKLA KILINAN NAMAZ
1950 seçimleri Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir. Türk milleti tarihinde ilk defa siyasî bir otoriteyi kendi hür iradesiyle o seçimlerde alaşağı etti. Ne yazık ki, Demokrat Parti zafer serhoşluğu içinde bu önemli sosyal olayın üzerinde fazla durmadı. Hakkında herhangi bir araştırma yapılmadan günler geçip gitti. Binlerce yıllık tarihimiz boyunca bu bir halk ihtilali idi. Kıymeti bilinmedi. Olay Batı ülkelerinde cereyan etse ciltlerle eser yazılırdı. İşte Fransız ihtilali bunun en iyi örneği.
Mayıs ayının sonlarına doğru Demokrat Parti hükümeti göreve başladı. O günler Ramazandı. Hükümet ilk icraat olarak Ezan ve kametin orijinal Arapça dili ile de okunabileceği kararını çıkardı. O zamana kadar yıllarca camilerde “yeni ezan” adıyla bilinen şu sözler okunuyordu:
“Tanrı uludur. Tanrı uludur.
Şüphesiz bilirim, bildiririm Tanrıdan başka yoktur tapacak.
Şüphesiz bilirim, bildiririm Tanrının elçisidir Muhammed.”
“Yeni ezan”ın sözleri böylece devam eder, giderdi.
Eski ezanı camilerde okumak kesinlikle yasaktı. Bazen köylerde yetkililer duyamaz düşüncesi ile cesaret edip eski ezan okuyan müezzinler derhal şikâyet edilir, ezan kanununa muhalefetten hapse atılırdı. O devir gazetelerinde buna dair haberler çoktur.
Halk bu durumdan hayli üzgündü. Fakat ezan namazın aslî şartlarından olmadığı için fazla bir şey söyleyemiyorlardı. Bazı yaşlıların camide kamet getirilirken alçak sesle “Allahu ekber, Allahu ekber” diye kendi kendine kamet getirmesi hâlâ kulaklarımdadır.
Ben bu işi yapanlara daima şunu sormuşumdur:
- Acaba ezan Türkçeleşince mânâsını anlayan halk daha fazla mı camiye geldi?
Cevabını yine ben vereyim, çünkü o devri yaşadım.
Bilakis pek çok Müslüman camiden soğudu. Zira inançlarına göre bu ezanla namaz olmaz, diyorlar, namazı evlerinde kılıyorlardı.
Burdur Ulucamii’nde ikindi namazını müteakip mukabele okuyoruz. O gün müftülükten emir gelmiş “Bundan böyle camilerde eski ezan okunacak” diye. Müezzin efendi emre göre ikindi ezanını okudu. Halkın olaydan haberi yok. Pek dikkati çekmedi. İhtimal, dinlemediler bile. Cemaat adet olduğu üzere camiye gelip sünneti kıldı.
Ne zaman müezzin “Allahu ekber, Allahu ekber” diye kamet getirmeye başladı. İşte ne olduysa o anda oldu. Caminin içini bir hıçkırık kapladı. “Allah…” diye bağıranlar, “bu günleri de gördük” diye birbirine sarılanlar, el açıp dua edenler… Müezzin kamete devam edemedi. O da başladı hıçkırmaya… Cemaat büyük bir heyecan ve coşku içinde. Biz talebeler arkada olup bitenleri seyrediyoruz.
Bu coşku ve sevinç kasırgası on dakika kadar sürdü. Sonra ortalık sakinleşti. Bu kere müezzinle birlikte cemaatin iştirakiyle kamet yeniden getirildi ve namaz kılındı.”
***
Adil hocanın ezan hatırası burada sona eriyor ama Hac ve CHP’ye dair de ilginç hatıralar gönderdi. Onları da Pazar günü köşemde okuyacaksınız inşallah.