--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Camiler ve isminin bir camiyle yaşaması

Ahmet Varol
Ahmet Varol
0

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. İşte bunlar doğru yola erenlerden olabilirler.” (Tevbe, 9/18)

Buradaki imar ile kastedilen hem inşa etmek hem de ayakta kalmasını sağlamak için bakım ve onarımını yapmaktır. Ayetin öncesiyle ve sonrasıyla bağlantısına bakıldığında, bu hizmeti yani camileri imar işini yapmaya hakkıyla layık olanların belirtilen vasıflara sahip kimseler olduğu mesajı verildiği anlaşılır.

Camiler, tarih boyunca İslam medeniyetinin ve kültürünün ana merkezleri olmuşlardır. Şehirler ve yerleşim alanları genellikle camilerin konumuna göre planlanmıştır.

Ancak camilerin işlevi sadece içinde namaz kılınmasıyla tam olarak tahakkuk etmiş olmaz. Çünkü buraların aynı zamanda hem bireylerin hem de toplumların bilinçlendirilmesi, kimliklerinin şekillendirilmesi için değerlendirilmesi gerekir.


Türkiye’de “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanan haftanın mübarek Cuma gününde biz de Allah’ın izniyle İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde “Mustafa Karahasanoğlu Cami ve Kur’an Kursu”nun açılış programına iştirak ettik. Yüce Allah’tan hayırlı ve mübarek kılmasını diliyorum.

Biz Allah’ın izniyle, Mustafa Karahasanoğlu’nun yukarıda mealini verdiğimiz ayette “camileri imar etmeye layık” olarak tanımlanan nitelikteki insanlardan olduğuna şahitlik edenlerdeniz. Bu itibarla isminin bir camiyle kalıcı hale getirilmesi, yaşatılması tam da zatına ve taşıdığı vasıflara layık bir faaliyet olmuştur. Bu vesileyle ailesini de tebrik ediyoruz.

İnşa edilen külliye sadece camiden oluşmuyor. Aynı zamanda küçük çocuklara Kur’an eğitiminin verileceği, günümüzün ihtiyaçlarına göre planlanmış bir Kur’an kursunu içeriyor. Yeni nesillerin Kur’an sevgisiyle ve bilinciyle yetiştirilmesi açısından bu tür eğitim kurumlarının topluma kazandırılması da önemli bir hizmet niteliği taşımaktadır.

Bizlere düşen ise camilerimizi amacına uygun bir şekilde değerlendirerek imar etmektir. Çünkü eğer camilerin binalarını inşa eder de içini imar etmezsek bu mekanlar fonksiyonunu gereği gibi icra edemez. Camilerin içlerinin imar edilmesi ise ibadet, eğitim ve Kur’an bilincinin tüm topluma hakim kılınmasını amaçlayan faaliyetler için doldurulmasıyla mümkün olacaktır.


Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Şüphesiz mescidler Allah’ındır. Öyleyse Allah’la beraber başkasına dua etmeyin.” (Cin, 72/18-19)

Bu itibarla camiler aynı zamanda tevhid bilincinin hakim kılınması ve insanların yalnızca Allah’a kulluk etmekle yükümlü olduklarının farkında olması için bilgilendirme faaliyetlerinde değerlendirilmelidir. Bu yöndeki eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının yeterli düzeyde olduğunu söylememiz biraz zordur. Konunun bu ciheti yani camileri tevhid bilincini güçlendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla değerlendirmenin gerekliliğinin ve öneminin ciddiye alınması, bu doğrultuda bir cami eğitiminin verilmesi için programlar geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Camilerden ve mescidlerden söz ederken esaret altındaki camilerimizi de unutmamalıyız. Bugün Filistin’de Kudüs’teki Mescidi Aksa ve El-Halil’deki Hz. İbrahim Camisi başta olmak üzere binlerce cami esaret altındadır. Siyonist katiller bu camilerde huzur ve güven içinde ibadet edilmesine, eğitim faaliyetleri yürütülmesine fırsat vermek istemiyor.

Siyonist işgalciler Hz. İbrahim Camisi’nin üçte ikiye yakın bir kısmını tamamen yahudilere tahsis ettiler. Müslümanlara tahsis edilen kısmı da zaman zaman kapatıyorlar. Aylardan beridir de ezan okunmasını engelliyorlar. Aynısını Mescidi Aksa’da yapabilmek için yıllardan beri çeşitli dümenler çeviriyorlar. Son dönemde bu yöndeki faaliyetlerini iyice artırdılar ve bu amaçla gündelik olarak kalabalık gruplarla baskınlar düzenliyorlar. Eğer İslam âlemi bigane kalmaya devam ederse söz konusu amaçlarını gerçekleştirme cüreti göstermeleri de mümkündür.

Ahmet Varol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle