Hayırlı bayramlar
Hayırlı bayramlar
AYHAN DEMİR
Yazımıza bir soru ile başlayalım: Sıradan günleri bayram haline getiren nedir? Bir soru daha soralım: Bayramı bayram yapan, herkesin mutlu ve sağlıklı olması mıdır?
Bayramlar sadece tebessüm dolu günler değildir. Eğer öyle olsaydı; bugünlerde, öncelikle mezarlıkları, yaşlıları ve hastaları ziyaret etmezdik.
Bayramlar, sorunsuz günler değildir. Bayram, üzüntü içindeyken bile, ümitli olmaktır. Asıl hüner, esas mesele; sevinçli olmasak da, böyle hissetmektir.
Bayram günlerinde, düşkünlere ve muhtaçlara daha fazla el uzatmamızın, kurbanlarımızdan ihtiyaç sahiplerine pay vermemizin, elbette bir anlamı var.
Bayramlar, incelik ve güzellik, nezaket ve letafet günleridir. Taze bir başlangıç için bizi bekleyen, iyi bir fırsattır. Zihnen ve kalben, esaslı bir temizlik zamanlarıdır.
Bayramlar, uzakları yaklaştırır ve safları sıklaştırır. Dünyanın farklı bölgelerinde, ne çok kardeşimiz olduğunu bize hatırlatır.
Bayramlar, nesilleri yakınlaştırır, birleştirir. Annemizin yüzü, babamızın sesi, dede ile torunun kucaklaşması, hep birlikte bayram namazına durması ve yarım kalmış hevesler.
Bayram sabahları, bir müjde gibi gelir. İnsana önce durgunluk sonra umut verir. Büyüklerin neşeli ciddiyetleri ve candan duaları. Küçüklerin sevinçli gözleri ve kıpır kıpır halleri.
Bayramlar, gündemde olanlardan değil, gündemde olması gerekenlerden söz edilen günlerdir. Hakk’a yakınlaşma, halka yaklaşma vesilesidir.
Bayramlar, bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu hiç aklından çıkarmayanlarındır. Hasta olmasına rağmen isyan etmeyenlerin, fakir olmasına rağmen harama el uzatmayanlarındır.
Bayramlar, bu dünyada misafir olduğunu bilenlerin ve sahip olduğu dünya nimetlerini paylaşanlarındır.
Bayramlar, akrabaların, komşuların, eşin ve dostun hatırını soran, onların dertlerine ortak olanlarındır.
Yazımıza Kurban Bayramı ile devam edelim.
Bayram zamanlarında, gazete ve televizyonlarda, “Bayram ölüm getirdi” veya “Yollar kan gölüne döndü” haberleri çıkar. Güzelim bayram günleri kaçan boğa görüntüleri, merhametsizlik örnekleri, acemi kasap haberleri ve trafik kazaları ile eşitlenir.
On yıllar boyunca, bayramlar sanki bunlardan ibaretmiş gibi yayınlar yapıldı. Hâlâ da yapılıyor. İstikrarlı ve kasıtlı olarak: Hep bir küçük görme ve gösterme gayreti. Kusurların ve eksikliklerin gündeme getirilmesi, güzelliklerin üstünün örtülmesi.
Her gün et yiyenler, yedikleri etin kaynağını, nerdeyse hiç düşünmezler. Kurban Bayramı, etin ağaçta yetişmediğini hatırlatır. Şefkat ve merhamet duygularını artırır.
Kurban eti ile diğer günlerde yenilen etler arasında, elbette, fark vardır. Kurbanın, O’nun gözüne girebilmek gibi bir gayesi vardır.
Bayramlar sıradan zaman dilimleri olmadığına göre; her kurban bayramında, ısıtılarak önümüze getirilen tartışmalarının da bir sebebi olmalı.
Hassasiyetlerimizi; insan merkezli bakışımızı, şefkat ve merhametimizi yersiz tartışmalara kurban etmek istiyorlar. Böyle zannediyorum.
Kurban, bir hayatı ortadan kaldırmak değil, hayatı yaşanır kılmak ve anlamlı hale getirmektir.
Kurban, her türlü cepheleşmenin yol açtığı, kiri temizler. Savaş cephelerindeki kanı, hayatın içerisine çeker. Televizyonların haber bültenlerinde ve gazetelerin üçüncü sayfalarında akan kanı durdurur.
Kurban, bizatihi insanın kendisi yani nefsidir. Böylelikle insanın kendini terbiye etmesi yani nefsini sınırlara çekmesi sağlanır.
Hayvanların kurban edilmediği toplumlarda, insanlık kurban ediliyor. Kurban kesenleri vahşilikle suçlayanların, vahşilikte ne kadar ileri gittiklerine Endülüs’te ve Bosna’da şahit olduk. Şahitliğimiz Doğu Türkistan’dan Filistin’e, İran’dan Lübnan’a, Arakan’dan Afrika’nın en ücra köşelerine kadar tüm mazlum coğrafyalarda devam ediyor.
Kurbanı “hayvan katliamı” olarak yorumlayanlar, bu bayram günlerinde İslam coğrafyasını daha dikkatli seyretsinler. İşte o zaman, harcanan bunca çabaya rağmen, neden aramızdaki bağları koparamadıklarını anlarlar.
Kurban; Müslümanlara kuvvet, kâfirlere korku ve münafıklara tedirginlik verir.
Bugün bayram. İçimden bunlar geldi.
Saraybosna’dan hayırlı bayramlar!..