--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yapan, “yaptınız” diyendir!

Ayhan Demir
Ayhan Demir
0

Lahey’de kurulan Kosova Özel Mahkemesi Kosova Kurtuluş Örgütü-UÇK liderlerinin savaş suçu işlediklerine dair iddiaları kabul ederek Haşim Thaçi, Kadri Veseli, Recep (Rexhep) Selim ve Yakup Krasniçi’ye (Jakup Krasniqi) 25 yıla varan cezalar verdi.

Sözü uzatmayalım. 

Bu karar, kesinlikle kabul edilemez; gerçeklerden uzak ve adaletsizdir. Fakat Batıdan kurtulmak için yine batıya gidersiniz, netice bu şekilde hüsran olur. Batı’dan adalet bekleyeceğine, Godot’yu bekle, daha iyi!

Nihayetinde, oyunun farkındayız: Batı, tabela üzerinde durumu eşitleme gayretinde. Fakat tarihi gerçekler, Batı’nın ‘tabela adaleti’ ile uyuşmuyor.

Osmanlı tarihini okuyanlar iyi bilir ki, Arnavutlar eğer isteseydi, şu anda yeryüzünde bir tane bile Sırp kalmazdı. Fakat hiçbir Müslüman Arnavut, sebepsiz yere düşmanına, hele silahsız bir sivil ise saldırmamıştır, saldırmaz. Buna karşılık Sırplar, masum ve savunmasız insanlara bile, her zaman merhamet ve acıma duygusundan uzak olmuşlardır.

Sırpların, Srebrenitsa soykırımı ile noktalamak istedikleri, Bosna Savaşı’nda neler yaptıklarını tüm dünya biliyor. Fakat Sırpların Kosova’da gerçekleştirdikleri soykırımları duyan, bilen pek yoktur.

1998-1999 yılları arasındaki Kosova Savaşı’nda, 8 binden fazlası Arnavut olmak üzere, 10 binin üzerinde Kosovalı katledildi. Bunların bin 300’ü henüz çocuk yaşta idi. Bu savaş esnasında, binlerce kadına tecavüz edildi.

Kosova Savaşı’nda, 800 bine yakını Arnavut olmak üzere, 1 milyondan fazla Kosovalı evlerini terk etmek zorunda kaldı. Kayıplara karışan bin 653 Kosovalının akıbetine dair hiçbir şey bilinmiyor. 

Bilinen tek bir şey var: Sırbistan, Kosova’da birçok soykırım gerçekleştirdi. 

Sırpların Kosova’da gerçekleştirdiği katliamların doruk noktası, Priştina’nın 30 kilometre güneyindeki, Reçak’ta yaşandı. 15 Ocak 1999 tarihinde, Ştimle Belediyesine bağlı Reçak köyündeki 45 sivil erkek, çocuk, kadın ve yaşlı, “Kosova Kurtuluş Ordusuna yardım ettikleri” gerekçesiyle, Sırp ordusu ve paramiliter birlikler tarafından vahşice katledildi.


Dahası var.

5 Nisan 1999’da, Skenderaj’a bağlı Rezalla’da ve çevre köylerde yaşayan 98 sivil Arnavut, yine Sırbistan ordusu ve Kosovalı Sırp paramiliterler tarafından infaz edildi. Sadece üç kişi, bu katliamdan sağ kurtulabildi.

17 Nisan 1999’da Poklek bölgesinde 54 sivil Arnavut, bir evin bodrum katında yakılarak, katledildi. Katledilenlerin yirmi dördü, altı ay ile 17 yaş arasındaydı. Aynı gün Eski Çikatova’da gerçekleştirilen bir başka Sırp katliamda ise 24 Arnavut sivil öldürüldü.

Ve daha niceleri…

Tüm olan bitenlere rağmen Sırplar, tıpkı Srebrenitsa’da olduğu gibi, Kosova’da işledikleri soykırımı inkâr ediyor. Mesela, birkaç gün önce Sırbistan Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa eden Aleksandar Vuçiç, tüm bu soykırımı inkâr edip, “kurgu” olarak nitelendiriyor. Kosovalı Sırpların siyasi veya dini temsilcilerinin büyük bölümü de benzer görüşlere sahip.

Bundan dolayı şunu söylememiz gerekiyor: Yapan, yaptınız diyendir. Ve yapan yaptığından hiçbir pişmanlık duymamaktadır.

Aslına bakılırsa, bu noktaya kadar şaşırtıcı olan hiçbir şey yok. Asıl şaşırtıcı olan Arnavutluk ve Kosova’nın duruşundadır. 

Şehit Adem Yaşari (Adem Jashari) liderliğindeki Kosova halkı UÇK çatısı altında, Sırp zulmüne karşı, özgürlük ve Müslüman Arnavut kimliğini korunma mücadelesi vermiştir. Bu anlamda İstiklal Harbi’ne öncülük eden Kuvâ-yi Milliye ile Filistin’de bağımsızlık mücadelesi veren HAMAS, Fetih ve İslami Cihad UÇK’nın yol arkadaşlarıdır. Buna karşılık, Arnavutluk ve Kosova hükümetlerinin temel çelişkisi Batı ile takip mesafesini hiçe sayıp, tampon tampona ilerlemek istemeleri ve Filistin’de soykırım uygulayan Siyonist rejimin yanında saf tutmalarıdır.

Arnavutluk Parlamentosu, bir yandan UÇK’nın Kosova’yı işgalden kurtarmak için savaştığını söylerken, diğer yandan Filistin işgaline son vermek için savaşan örgütleri terörist olarak yaftalıyor ve siyonist rejime tam destek veriyor. Şaşkınlık verici.


Kosova, Kudüs’te büyükelçilik açan ilk Müslüman ülke oldu. Aynı şekilde, Kosova Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Siyonist rejimin Filistin halkına yönelik saldırıları “kendini savunma hakkı” olarak değerlendirildi. Üzücü.

Bitmedi.

Batı’nın Müslüman Arnavutlar hakkındaki düşünceleri, gizli değil, ortada duruyor. Bu yüzden Arnavutluk ve Kosova devletlerine karşı, her fırsatta ayrımcı tavır takınıyorlar. Türkiye, her zorlukta, Arnavutluk ve Kosova devletlerine omuz veriyor, destekliyor. Fakat her iki ülke de Türkiye’nin hassasiyetlerini görmezden geliyor. Amerika başta olmak üzere Batılı bayraklar baş üstünde taşınırken, dönem dönem Türk bayrağına karşı saldırılar düzenleniyor. Veya FETÖ militanları, halen, ülkelerinde cirit atıyor.

Velhasıl…

Bu tavrıyla Arnavutluk ve Kosova devletleri, Arnavut halkının genel kanaatinin ve ülke menfaatlerinin aleyhine hareket ediyorlar.

Daha önce söylemiştik. Tekrara düşme pahasına, bir kez daha söyleyelim: Arnavutluk ve Kosova, dostunu düşmanını tanıyamamış, tanısa bile dillendirememiş ülkedir. Her iki ülke de ivedilikle dostlarını üzüp, düşmanlarını sevindirmekten vazgeçmeliler. 

Bundan daha önemlisi ve önceliklisi: Önce Kosovalı siyasiler ve daha sonra Arnavutluk ve Kosova devlet yöneticileri, kendi aralarında birlik ve beraberliği tesis etmeliler.

Aksi halde, Allah saklasın, bu ve benzeri üzücü kararların sayısı artabilir.

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Ayhan Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle