Çetnik Sırpların derdi ne?
Çetnik Sırpların derdi ne?
Ayhan Demir
Srebrenitsa soykırımının baş sorumlularından eski Sırp komutan Ratko Mladiç, 27 Ağustos’da, Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi-ICYT tarafından çarptırıldığı müebbet hapis cezasını çektiği Lahey’deki hapishanede öldü.
“Bosna Kasabı” lakaplı Ratko Mladiç’in günah defteri oldukça kabarık. Soykırım, zulüm ve işkence, zorla yerinden etmek, esirleri canlı kalkan olarak kullanmak, esirleri öldürmek, sivilleri öldürmek ve sivilleri terörize etmek.
Tam 16 yıl Sırbistan’da gizlenen savaş suçlusu Ratko Mladiç’in Sırbistan bayrağına sarılı cenazesi yine bu ülkeye ait resmi uçakla Belgrad’a getirildi. Bir kahraman gibi karşılanan Mladiç’in Aziz Luka Kilisesi’nde düzenlenen cenaze törenine savunma, adalet, kültür ve kamu yatırımı bakanları dâhil olmak üzere birçok üst düzey Sırbistan devlet yetkilisi katıldı.
Bizzat Sırp Ortodoks Kilisesi Patriği Porfiriye’nin öncülük ettiği dini törene Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç’in oğlu Danilo, Rusya Büyükelçisi Aleksandar Bocan-Kharchenko, Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Sırp üyesi Jeljka Tsviyanoviç, Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik ve binlerce Sırp da katıldı. Öyle ki, 1990 yılında komünizmin düşüşünden bu yana Sırbistan›ın en büyük halka açık cenazelerinden biri haline geldi.
Mesele, elbette, sadece bir katilin nasıl toprağa verildiği değildir. Asıl mesele, bir savaş suçlusu tarihin kanlı sayfalarındaki yerini alırken, insanlık adına utanç verici hadiseler yaşanmış olmasıdır. Cenaze törenine katılan kalabalık, Mladiç’e saygı duruşunda bulunarak, “Sırbistan Kahramanı” tezahüratı yaptı. Unutmadan, Sırbistan Orduevi’nde de resmi anma programı düzenlendi. Aynı şekilde Kızılyıldız ile Partizan’ın karşı karşıya geldiği “Belgrad derbisi” öncesinde de Mladiç için saygı duruşunda bulunulmuş ve maç boyunca bir savaş suçlusu lehine sloganlar atılmıştı. Bosna Hersek’te Sırp nüfusun yoğun olarak yaşadığı birçok şehirde de anma yürüyüşleri düzenlenmişti.
Balkanları ve Sırbistan’ı yakından takip edenler için bu yaşananlar hiç de şaşırtıcı değildir. Buna benzer sahneler daha önce Slobodan Miloşeviç’in cenaze töreninde yaşanmıştı. Bir diğer savaş suçlusu Radovan Karaciç’in cenaze törenin de muhtemelen aynı şeyler yaşanacaktır. Çünkü Ortodoks Sırp siyasi ve dini liderleri, tarihi ve dini, kendi etnik temizlik siyasetlerinin bir unsuru haline getirmişlerdir.
Etnik ve dini semboller, ritüeller ve önyargılar, Sırp etnik temizlik ideolojisinin temel unsurlarıdır. Mesela, Ortodoks Sırpların simgesi olan Çetnik haçı, birbirine sırtını dönmüş ‘CCCC’ harflerinden oluşmaktadır. Bu harfler, ‘Sadece Sırpların Birleşmesi Sırpları Kurtarır’ anlamına gelen, ‘Samo Sloga Srbina Spasava’ cümlesinin kısaltmasıdır.
Sırpların, Slav Hıristiyancılığı (Christoslavism) miti; Türkleri, ‘Mesihi öldürenler’ ve Müslüman Boşnakları da, ırklarına ihanet eden hainler olarak nitelendiriyor.
Sırp mitolojisine göre; Prens Lazar’ın, Kosova Meydan Savaşında yenilmesi ve savaş meydanında ölmesi, Sırp ulusunun ölümünü temsil ediyor. Sırp ulusu, Lazar yeniden dirilip, Sırp halkını, kendini öldürenlerden kurtardığında ve soylarını temizlediğinde yeniden dirilecekti.
Çetnik (milliyetçi) Sırpların, Müslüman Boşnakları, Arnavutları ve Türkleri hep birden ‘Türk’ olarak adlandırarak, aşırı öfke beslemelerinin temelinde, işte bu ‘Mesihi öldürenler’ mitolojisinin çok büyük etkisi vardır. Bu mitoloji o kadar kuvvetlidir ki, üzerinden asırlar geçmesine rağmen, ilk günkü tazeliğini koruyarak canlılığını muhafaza etmektedir.
Takvimler 28 Haziran 1989’u gösterdiğinde, bir milyondan fazla Sırp, Kosova Muharebesi’nin ve Prens Lazar’ın öldürülüşünün 600. yılı olması hasebiyle, Kosova Meydan Muharebesi’nin yapıldığı Gazimestan Ovası’na toplanmışlardı. Prens Lazar’ın tabutu milliyetçi duyguları körüklemek için Kosova’dan alınarak Sırbistan’da dolaştırılmış ve yeniden Kosova’ya getirilmişti.
Çetnik Sırp siyasi liderleri, Sırp entelektüelleri ve Sırp Ortodoks Kilisesi bu törenlerin organizasyonunda aktif rol oynamışlardı. Bunun neticesinde Sırp Milliyetçiliğinin travması haline gelen Kosova Bozgunu’nun 600. yılı anma törenleri, Sırpların etnik ve dini mitolojisinin tüm sembollerinin ete kemiğe büründüğü bir geçit törenine dönüşmüştü.
Gazimestan Ovası’nda yapılan konuşmalar, aslında, Bosna Hersek ve Kosova’daki Müslüman soykırımını, tarih, kültür ve sanat katliamını gerçekleştiren Sırp şiddetinin arka planındaki temel unsurların dil ile ikrarından başka bir şey değildi.
Bu anlayışa göre; Kosova Meydan Savaşı, Sırp zihninin tarihsel açıdan dönüm noktasını; Kosova’daki Sırp Ortodoks Manastırları, kutsal mekân anlayışını; Sırp Ortodoks Kilisesi ise, Sırp milliyetçiliğinin dini arka planını teşkil ediyor. Çetnik Sırplar, bu mitlerden beslenerek tarih boyunca, Boşnaklara karşı tam on bir kez soykırım uyguladılar. Özellikle Drina Nehri etrafındaki şehirlerde birçok soykırım yaptılar.
11 Temmuz 1995 tarihinde Srebrenitsa’da ve 1992-95 yılları arasında Krayna, Sanski Most, Foça, Çayniça, Han Piyesak, Rogatitsa, Brautunats ve Biyelyina’da yaşananlar, Çetnik Sırpların tarihteki ilk değil, son Boşnak soykırımıdır.
Buraya kadar dile getirdiklerimiz, ‘geçmişte kalmış şeyler’ değildir!
Bugün hâlâ, Sırbistan’da ve Bosna Hersek topraklarının yarısına tekabül eden Sırp Cumhuriyeti’nde Sırp mitine göre eğitim veriliyor. Sırp mitine göre eğitilen çocuklar, ileride tam bir Boşnak, Arnavut ve Türk düşmanı haline geliyorlar.
Bu sebeple: Sırp genetik kodlarına işleyen bu mitler ortadan kalkmadan; Çetnik Sırp sorunu halledilmeden, Balkanlar’da kalıcı barıştan söz etmek mümkün değildir.







