--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kosova’da neler oluyor?

Ayhan Demir
Ayhan Demir
0

Kosova’da, yeni parlamentonun kuruluş oturumunun gerçekleştirilmesi, yeni hükümetin güvenoyu alması ve yeni cumhurbaşkanının seçilmesi için yürütülen süreç 7 Haziran’daki Olağanüstü Genel Seçimlerin üzerinden aylar geçmesine rağmen halen tamamlanamadı.  

Kosova’yı olağanüstü seçime mecbur bırakan, ülke parlamentosunun, yeni cumhurbaşkanını belirleme konusunda uzlaşma sağlayamaması idi. Dolayısıyla, olağanüstü seçimler, ülkenin yaşadığı siyasi krizin çözümünde pek etkili olmadı.

Hatırlatalım: Kosova yasalarına göre; Cumhurbaşkanı, ülke parlamentosunda yapılan seçimle belirleniyor. Parlamentonun kuruluş oturumu gerçekleştirilmeden de yeni hükümetin güven oylaması ve cumhurbaşkanlığı seçimi yapılamıyor. Yeni hükümetin güvenoyu almasından sonraki 60 gün içerisinde yeni cumhurbaşkanının seçilmesi gerekiyor. Aksi halde Kosova, bir kez daha, olağanüstü genel seçime gidebilir.

Bir hatırlatma daha: Kendin Karar Al Hareketi-LVV ve müttefikleri, son seçimlerde, bir kez daha birinci parti olsa da parlamento çoğunluğunu sağlayamadı. Azınlık temsilcilerinin desteği ile parlamentoda çoğunluğu sağlayabiliyor. Dolayısıyla, yeni cumhurbaşkanını seçmek için gerekli olan üçte iki desteğe de sahip değil. Ancak geçici cumhurbaşkanının görev süresi 4 Ekim tarihinde sona erecek. Bu tarihten sonra geçici cumhurbaşkanlığı görevi, kanunlar gereğince, bir kez daha parlamento başkanına devredilecek.


Albin Kurti liderliğindeki LVV, tüm bu çıkmazlar sebebiyle, parlamentonun kuruluş oturumunu ve hükümetin güven oylamasını, yeni cumhurbaşkanının kim olacağı konusunda uzlaşma sağlanıncaya kadar ertelemek için çabaladı. 

Ne var ki, geçici cumhurbaşkanının görev süresinin bitiş tarihinin yaklaşması, LVV’yi parlamentonun kuruluş oturumu ve hükümetin güven oylaması için harekete geçmeye mecbur bıraktı. Ağustos ayı sonunda LVV lideri Albin Kurti ile Kosova Demokratik Birliği-LDK lideri Lumir Abdixhiku, eski Anayasa Mahkemesi hâkimi, diplomat ve hukuk profesörü olan Bekim Sejdiu’yu cumhurbaşkanı adayı olarak gösterme konusunda anlaştı. 

LVV, bu anlaşmaya güvenerek, yeni parlamento başkanı ve yardımcılarının belirlenmesi için harekete geçti. 9 Eylül’de yeni parlamento başkanı seçildi. Ardından 13 Eylül’de, parlamentonun ikinci büyük partisi Kosova Demokratik Partisi-PDK’nın katılmamasına rağmen, diğer tüm başkan yardımcıları LVV ve müttefiklerinin parlamento çoğunluğu tarafından seçildi. Böylelikle yeni parlamento kuruldu. Daha sonra da Dördüncü Albin Kurti Hükümeti, parlamentodan güvenoyu aldı. Bu güvenoyu, aynı zamanda erken seçimlerin yapılması gerekmeden önce cumhurbaşkanını seçmek için kanunun tanıdığı 60 günlük süreyi başlattı.

Her şey yolunda giderken, daha doğrusu Albin Kurti böyle düşünürken, LDK içerisindeki bazı milletvekillerinin, Sejdiu’nun cumhurbaşkanı adayı olması noktasında, LVV ile varılan anlaşmaya riayet etmeyeceklerini açıklaması tüm planları altüst etti. Mevcut tablo karşısında Bekim Sejdiu da cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildiğini ilan etti. Bir anlamda, yeni bir olağanüstü seçimin işaret fişeği ateşlendi.


Unutmadan: Ana muhalefet partisi konumundaki PDK da boş durmuyor. PDK, Parlamento başkanlığı ve yardımcılarının seçim sürecinde usulsüzlük olduğunu iddia ederek, konuyu anayasa mahkemesine taşıdı. Oradan ne karar çıkar? Bunu da kestirmek mümkün değil.

Mevcut tablo; daha yüksek maaş, iki katına çıkarılacak çocuk yardımı, savunma için 1 milyar Euro kaynak, yerli savunma sanayii ve NATO ile daha yakın iş birliği vaat eden Başbakan Albin Kurti liderliğindeki yeni hükümetin işini oldukça zorlaştırıyor.

Tüm bunların üzerine, muhtemelen, siz bu yazıyı okurken; Kosova Kurtuluş Ordusu-UÇK eski yöneticileri Hashim Thaçi, Kadri Veseli, Jakup Krasniqi ve Rexhep Selimi’yi  yargılayan Lahey’deki Özel Mahkeme de kararını açıklanmış olacak. Allah saklasın ama içerde birlik, beraberlik ve istikrarı olmayan bir ülkenin, bağımsızlık mücadelesinde pay sahibi olan isimlerin hak ve hukukunu tam anlamıyla koruması ne kadar mümkün olabilir? 

Elbette, her şey bitmiş değil. Hazır yol yakınken, parlamentoda temsil edilen tüm siyasi partilerin, ülkenin çıkarlarını her şeyden öncelikli kabul edip, akl-ı selim ile hareket etmesi gerekiyor. Buna karşılık ne LVV lideri Albin Kurti ne de diğer siyasi parti liderleri dik başlı ve uzlaşmaz tutumlarından vazgeçiyor.

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Ayhan Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle