“Z kuşağı” ve koalisyonlar döneminin “Z raporu”…
30’lu yaşlardaki hemen herkes koalisyon hükümetlerini bir şekilde hatırlar. 2000’li yıllardan sonra doğan ve “Z kuşağı” olarak adlandırılan yeni jenerasyon ise, ne 2002 öncesinde yaşanan kriz ve kaoslara ne de ‘koalisyon’ denilen ‘siyasi mahkumiyet’e şahitlik etmiştir.
1962’de hayatımıza giren ve AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesine kadar (1983-1991 ANAP iktidarı hariç) devam eden ‘koalisyon’ hükümetleri, hem ülkenin geleceğini çalmış hem de enerjisini, kaynaklarını heba etmesine sebep olmuştur.
Sadece son 30 yıllık sürece yani 1990’lı yılların ardından kurulan koalisyon hükümetlerine bakmak, ömürlerini görmek bile ‘Parlamenter sistem’ kisvesi altında dayatılmaya çalışılan yapının ne kadar büyük sıkıntılara yol açtığını göstermeye kafidir…
25 GÜNLÜK
HÜKÜMET BİLE VAR
l 30 Kasım 1991’de Demirel başkanlığında DYP ve SHP ortaklığında kurulan 49. Hükümet 15 ay sürmüştür.
l 25 Haziran 1993’te Tansu Çiller başkanlığında DYP ile CHP arasında kurulan 50. Hükümet 5 Ekim 1995’te sona ermiş yani 27 ay sürmüştür.
l 5 Ekim 1995’te Çiller başkanlığında kurulan ve azınlık hükümeti olan 51. hükümet ise güvenoyu alamayıp sadece 25 gün devam edebilmiştir.
l 30 Ekim 1995’te Deniz Baykal’ın CHP’nin başına geçtiği dönemde Tansu Çiller başbakanlığında DYP-CHP arasında kurulan 52. Hükümetin ömrü ise 128 gün olarak kayıtlara geçmiştir.
l 6 Mart 1996’da ANAP ve DYP arasında Mesut Yılmaz’ın başbakanlığında kurulan 53. Koalisyon hükümeti 114 gün sürmüştür.
l 28 Haziran 1996’da Refah Partisi-DYP koalisyonuyla merhum Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında kurulan 54. Hükümet ise 28 Şubat cuntasının postmodern darbesiyle 30 Haziran 1997’de son bulmuştur. Bu dönemde mütedeyyin kesime yaşatılan baskı ve zulümler, on yıllarca unutulmayacak travmalara ve toplumsal yaralara yol açmıştır.
l 30 Haziran 1997-11 Ocak 1999 tarihleri arasında görev yapan 55. Hükümet, ANAP-DSP ve DTP koalisyonunda Mesut Yılmaz’ın başbakanlığında kurulmuş ve 15 ay devam edebilmiştir.
l 11 Ocak 1999’da Ecevit başbakanlığında DSP’nin kurduğu azınlık hükümetinin (56. Hükümet) ömrü de kısa sürmüş ve 137 gün sonra iktidar el değiştirmiştir.
l 28 Mayıs 1999’da DSP-ANAP ve MHP’nin koalisyonuyla kurulan ve kayıtlara ANASOL-M olarak geçen 57. Hükümet ise 18 Kasım 2002’de son bulmuştur. Dönemin Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’in 19 Şubat 2001’deki MGK toplantısında kabine üyelerine anayasa kitapçığı fırlatmasıyla başlayan kriz, ülkeye telafisi mümkün olmayan zararlar vermiş, 21 banka hortumlanmış, dövizin bir gecede ikiye katlandığı süreçte ekonomi adeta felç olmuştur.
Yani koalisyonların olduğu hemen her dönem, Türkiye iki başlılıklarla, liderlerin kaprisleriyle, askeri ve bürokratik vesayetle karşı karşıya kalmış, eğitime, sağlığa, bilime, teknolojiye, savunma sanayiine, ekonomik programlara harcanması gereken siyasi enerji koltuk kavgalarına heba edilmiştir.
KÜLLERİNDEN DOĞAN
YENİ TÜRKİYE
Ondan sonraki süreçte ne mi oldu?
2 Kasım 2002’de halkın büyük teveccühü ile iktidara gelen AK Parti, kucağına bırakılan iflas etmiş ekonomiye, IMF kıskacına, terör belasına, iç ve dış prangalara rağmen ülkeyi bataklıktan çıkartıp dünyada ve bölgede etkili bir güç haline getirdi. Bir nevi Türkiye küllerinden yeniden doğdu. Ancak bugün ‘6 Ok’un gölgesinde masaya oturan plan, proje ve birlik yoksunu 6+1’in, ülkeye bir şey kazandıramayacağı gibi çok şey götüreceği de aşikardır…
DÜNÜ GÖRMESENİZ DE
YARINI İYİ GÖRÜN!
Önümüzdeki seçimlerde ilk kez oy kullanacak olan yaklaşık 6 milyon gencimizin; şahit olmasalar da geçmişteki akaryakıt, yağ, su, gıda, tüpgaz kuyruklarını, hastane kapılarında sabahın 5’lerinde başlayan hengameyi, hastanelerde parasını ödeyemediği içi rehin kalan vatandaşlarımızı, pis kokulardan geçilmeyen çöp dağlarını, koalisyon dönemlerinin karanlığında işlenen onlarca faili meçhul cinayeti, hemen her gün terör yüzünden şehit verdiğimiz onlarca vatanseveri, Batılı liderler karşısında üç kuruş kredi için el pençe duran kukla siyasetçileri, sırf inançları dolayısıyla başörtüsü ve katsayı zulmüne maruz kalan insanlarımızı iyi analiz edip, karanlık döneme gitmek isteyenlere yüz vermemesini bekliyoruz...
Unutmayın! Geçmişe bakmak, yarına ayna tutmaktır...
‘Erbakan’ adlı çınar ve bağrından çıkan çift pınar…
Merhum Necmettin Erbakan, Türkiye’nin yarım asırlık tarihine damga vuran, idealleri, fikirleri ve vizyonu ile milyonlarca inanmış insanı kenetleyen bir liderdi. Daha da ötesi, kökleri Anadolu’dan Şam’a, Kahire’ye, Trablus’a, Medine’ye, Bosna’ya, İslamabad’a kadar uzanan ‘koca bir çınar’dı.
İşte bu koca ‘çınar’ın eteklerinden bilgi, ihlas, tecrübe ve vefa pınarı akardı. Bu pınardan binlerce insan kana kana içti, onbinlerce insan da bir şekilde istifade etti.
O eşsiz pınardan beslenen kardeşlerden biri bugün, millet ve ümmetin sorunlarıyla dertleniyor. İnsanlarının emperyalizm prangasından, Haçlı dayatmalarından, Siyon tezgahlarından kurtulması için canı pahasına mücadele ediyor. Tabiri yerindeyse kefeni cebinde, kelle koltukta haklının haklılığını, zalimin zulmünü her platformda haykırmaktan geri durmuyor.
O pınardan beslenen diğer kardeş ise, tek başlarına sahiplenmeye kalktıkları o büyük çınar Erbakan’a yıllarca zulmeden, kan ter içinde bırakan, kurduğu partileri 6 kez kapatan; merhum Erbakan’ı siyaset sahnesinden silmek için, Batı’yla, cuntayla, mafyayla iş tutan postalcı zihniyetle kol kola veriyor.
Mütedeyyin insanların üzerinden silindir gibi geçen 28 Şubat darbecilerinin en büyük destekçisi olan ‘6 Ok’lu partinin oklarından biri olmayı içine sindirebilen o diğer kardeş, hem merhum Erbakan’ın hem de gidilen yanlış yolu görerek, hatadan dönmek için adımlar atmak isteyen merhum Oğuzhan Asiltürk’ün kemiklerini sızlatıyor…
Yol yakınken; yanlıştan dönmek en büyük erdemlerdendir.
CHP’nin geçmişin karanlığına, İP’in okyanus ötesinin bağrına, HDP’nin terör bataklığına, eski iktidar artıklarının Batı şakşakçılığına götürmeye çalıştığı zillet ittifakı zelil olmaya mahkumdur…
ÇUVALDIZ!
Başkanlık koltuğuna oturmadan önce, “Pahalı olan ne varsa fiyatını düşüreceğiz. Suyu yüzde 40 indirimli vereceğiz” diyen CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, suya % 175’lere varan orandaki zam teklifi AK Parti ve MHP’li üyelerin oylarıyla reddedilince küplere bindi: “Yaptığınız suçtur, hukuk önünde hesabını vereceksiniz...” Üstelik İSKİ suya daha 3 ay önce yüzde 17,80 zam yapmışken...
LAFIN ÖZÜ
Tarkan’ın Türk Dil Kurumu’na rahmet okutan “Geççek” isimli şarkısı gündem oldu. Tarkan şarkıda geçen “Gitçek gitçek geldiği gibi gitçek... Her şeyin sonu var, bu çile de bitçek...” sözlerini ‘pandemi’ için yazdığını söylerken; marjinal sol kesim AK Parti iktidarına atıf yapıldığını söyleyerek şarkıyı sahiplendi. Bence bu sözler, tam da İstanbul’daki CHP ve İmamoğlu zulmünden bıkanlara tercüman olmuş!



.jpeg)



