--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

11 Eylül’den İran Savaşına

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
0

Her yıl 11 Eylül geldiğinde Amerikalılar, 2001 yılında New York’taki İkiz Kuleler ile Pentagon’a yönelik terör saldırılarında hayatını kaybedenleri anmak için bir araya geliyor.

Aradan tam 25 yıl geçti.

Ancak üzerinden geçen bunca zamana rağmen 11 Eylül saldırılarının Amerikan toplumu ve dünya siyaseti üzerindeki etkileri hâlâ sona ermiş değil.

Bugün hâlâ tartışılan mesele, saldırının El Kaide örgütü tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinden ziyade, Amerikan devletinin saldırı sonrasında ortaya çıkan saldırgan politikaları ve 11 Eylül’ün küresel siyaseti nasıl değiştirdiğidir.

Ancak ne hazindir ki; üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hüzün üzerindeki kara bulutların dağılmadığı o saldırının hâlâ kim tarafından planladığı belgelerle netleştirilemedi.

Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken başka bir gerçek vardır:

11 Eylül’ün ardından Washington yönetiminin saldırıyı kendi stratejik hedefleri için kullandığı yönündeki iddiaları güçlendiriyor olmasıdır. 

Nitekim ABD, 11 Eylül bahanesiyle 

“Teröre karşı savaş” adı altında önce Afganistan ardından Irak’ıişgal etmesiyle Ortadoğu’nun siyasi dengelerinin köklü biçimde sarsılmasına sebep oldu.


 

Milyonlarca insan hayatını kaybederken, milyonlarca masum sivil insan yerinden edildi.

Ancak bugün gelinen noktada sorulması gereken asıl soru şudur:

“Bütün bu savaşlar Amerika ve Siyonist İsrail’i daha güvenli, Ortadoğu’yu daha istikrarlı ve dünyayı daha barışçıl hale getirdi mi?”

El cevap “HAYIR”

Bu gerçek ise Afganistan ve Irak deneyimleri, askerî gücün tek başına siyasi sonuç üretmeye yetmediğini açıkça göstermiş oldu.

*

Ve şimdi İran...

Bugün 11 Eylül’ün 25. yıl dönümünde, Ortadoğu’yu kasıp kavuran ve dünya ekonomisini olumsuz etkileyen ABD ile İsrail’in İran’a yönelik savaşının nereye evrileceği merak ediliyor.

Çünkü, sadece İran rejiminin geleceği değil, aynı zamanda enerji yolları, Siyonist İsrail ile Körfez Arap ülkelerinin güvenliği, Amerikan’ın Ortadoğu’daki stratejik çıkarları ve bölgedeki güç dengeleri her zamankinden çok daha tehlikededir.


 

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik askerî saldırıları ile başlayan savaş beklenen sonucu vermemesi üzerine ekonomik yaptırımlar, devreye sokuldu.

Ancak tarih bize, ekonomik yaptırımların da her zaman hedeflenen siyasi sonucu üretmediğini gösteriyor.

Nitekim İran, Humeyni devrimiyle birlikte yaptırımları yaşıyor. Ağır ekonomik baskı İran halkını dış müdahaleye karşı birleştirdiği gibi rejimin direnme kapasitesini de artırdığı görüldü.

Diğer bir gerçek ise şudur:

Savaşın uzaması, Hürmüz Boğazı ve enerji piyasaları üzerindeki baskıyı artırırken, küresel ekonomiyi de doğrudan etkiliyor.

Bir ülkeye saldırılarla ağır kayıplar verilebilinir; fakat o ülkenin siyasi iradesi bombalarla yok edilemeyeceği gerçeğini bilinmeli.

Ve tarih, Afganistan ve Irak savaşlarından sonra ABD’ye bir kez daha aynı dersi İran’da veriyor.

Burada asıl dikkat çekici olan Amerika’nın Afganistan ve Irak deneyimlerinden gereken dersleri çıkarmadığı gerçeğidir.

Gelinen noktada Washington, askerî gücün her sorunu çözemeyeceğini kabul ederek, 11 Eylül sonrası Afganistan ve Irak’taki hatalarını tekrarlamaktan vazgeçmeli, aksi halde içine sürüklendiği Ortadoğu bataklığından çıkması hem çok zor olacak hem de büyük kayıplar vermesine sebep olacaktır. 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle