Halktan elektrik alamayanların ‘fatura’ umudu
Eline tutuşturulan yalan yanlış belgelerle geceliği 100 bin liralık lüks otel odalarından algı operasyonları yürüten, iftira kampanyaları düzenleyen CHP lideri Kemal Bey, kalktı ve “Ben elektrik faturalarımı ödemiyorum. Siz de ödemeyin” minvalinde isyan çağrısında bulundu.
Yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi’nin ‘halk’ kısmını unutan Kılıçdaroğlu bu kez nasıl olduysa halkın faturalara olan sitemini hatırladı ancak yine provokatif bir söylemle çıktı karşımıza…
YARAYA MERHEM
OLMAK YERİNE...
Geçtiğimiz yıl ekim ayında sosyal medya hesabından bürokratları sivil itaatsizliğe davet ederek, “18 Ekim Pazartesi itibarıyla bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır” tehdidinde bulunan Bay Kemal, şimdi de anamuhalefet liderine yakışır mesajlar vermek, yaraya merhem olmak yerine yine kaos, sokak, provokasyon peşinde koşuyor…
Proje üretmek, çözüm yolu sunmak gibi meziyetlerden yoksun olduklarını defalarca kanıtlayan sol zihniyetin, iktidara gelmek için ‘sokak’taki dinamiklere bel bağladığına daha önce de şahit olduk…
HER FIRSATTA
KAOS ÇIĞIRTKANLIĞI
Gezi Parkı’nda 3-5 ağacın yerinin değiştirilmesini bahane ederek, ülkeyi ateş çemberine çevirmeye çalışan, provokasyonu ülke çapında yaymak için elinden geleni yapan ve ekonomiye milyarlarca liralık zarar veren bu zihniyetti…
Boğaziçi Üniversitesi’ne milliyetçi yönü yüksek, muhafazakar bir rektör atandığında milletinin değerlerine ‘sırtını dönen’, eğitim yuvası olması gereken kampüsü, militan yuvasına dönüştüren ve ülke gündemini gereksiz yere oyalayan da bu zihniyetti…
Faiz lobilerinin ve para baronlarının son ‘kur’şun olarak kullandığı kur operasyonları sırasında, döviz kurlarının daha da yükseleceği, doların yıl sonunda 25 bin TL’yi aşacağı manipülasyonlarının kaynağı da bu zihniyetti…
Yaşanan her olayda da sıkıntıyı çeken, dara düşen bu ülkenin vatandaşları, öğrencileri, esnafı oldu.
Gezi provokasyonu ülkeye 200 milyar dolarlık bir zarar verdi…
Boğaziçi’ndeki vandallık eğitim öğretimin aksamasına, akademik huzurun bozulmasına sebep oldu…
Zillet bileşenlerinin ‘Kur daha da artacak’ sözlerine aldanarak evini, arabasını satıp döviz alanlar dizlerine vurarak ağlamak zorunda kaldı…
Şimdi ise vatandaşın yüksek elektrik faturalarına sitemini kaşıyan ve bunun üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışan bir fitne ateşi yakılmak isteniyor.
SANCI VAR EVET AMA...
Evet, 2 yılı aşkın süredir salgınla boğuşuyoruz ve dışa bağımlı olduğumuz enerji konusunda, tıpkı doğalgazda, benzinde mazotta olduğu gibi elektrikte de sancılı bir dönem var ve bunu hep birlikte yaşıyoruz…
Ancakkk…
Bunu kullanarak toplum huzurunu bozmaya kalkışmak, sokaklara mesajlar vermek, devlete isyan bayrağı açmak kimseye bir şey kazandırmaz.
Yakılacak fitne ateşi, elektrik üretmeyeceği gibi herkesi yakar, elektrik çarpmışa döneriz maazallah!
Kaldı ki, iktidarın bu yaraya da merhem olacak çözümler üreteceğini pek yakında göreceğimizi düşünüyorum…
‘Üç Büyükler’in malı deniz (mi)!
Politikanın kasvetli havasından biraz uzaklaşıp spora ilişkin de bir şeyler yazmak istiyorum…
100 yılı aşkın süredir Türk sporunun lokomotifi olan Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi güzide kulüplerimiz bu yıl deyim yerindeyse pul pul dökülüyor.
Geçmişte, iç ve dış sahada rakiplerinin korkulu rüyası olan, karşılarındaki takımları defans yapmaya, daha tedbirli oynamaya mecbur bırakan “Üç Büyükler” bu yıl Anadolu takımları karşısında aciz durumlara düştü…
Gerek transfer döneminde yaşanan beceriksizlikler, gerek yöneticilerin basiretsizlikleri gerekse Türkiye’yi vergisiz kazancın nirvanası olarak gören yabancı futbolcuların “Paramı alırım, keyfime bakarım” yaklaşımı, lokomotif takımlarımızı Anadolu takımlarına ‘vagon’ yaptı.
Transfer döneminde har vurup harman savuran, futbolculara imza parasıydı, bonservisiydi, bonusuydu derken milyonlarca dolarlık yatırım yapan, menajer adı altındaki simsarlara milyonlarca lira para kaptıran kulüplerimiz maalesef borç batağının altında eziliyor…
KULÜPLERİMİZ BORÇ
DERYASINDA YÜZÜYOR
Geçtiğimiz yıl Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamalara göre 31 Mayıs 2021 itibarıyla 4 büyük kulübümüzün toplam borcu 17,38 milyar liraya ulaşmış durumda.
Fenerbahçe 5,96 milyar liralık borçla zirvede yer alırken, Beşiktaş 5,47 milyar liralık borçla ikinci, Galatasaray ise 4,51 milyar liralık borçla üçüncü sırada yer aldı. Üç büyüklere göre daha makul ve daha isabetli bir transfer politikası izleyen Trabzonspor’un toplam borcu da 1 milyar 441 milyon lira…
Bu yılki başarısızlıkların ardından Avrupa kupaları da hayal gibi görünürken, olası bir Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası dışında kalma durumunda ekstra gelirlerden mahrum kalacak takımlarımızı çok daha zor günler bekliyor. Üstelik Galatasaray’ın UEFA Kupası’nda elde edeceği sonuçlara göre, Avrupa kupalarına katılacak takım sayımızın düşmesi ve Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılamama gibi bir risk de var.
YENİ SAYFA AÇALIM
Ben kulüplerimize naçizane bir öneride bulunmak istiyorum…
Gelin 4 büyük kulüp olarak önümüzdeki sezondan itibaren örneğin maliyeti 1 milyon doların üzerinde oyuncu almamak üzere anlaşın ve kadrolarınızda Türkiye’nin genç yeteneklerine yer açın. Yıllardır Anadolu kulüplerinin zaten düşük bütçeleriyle bu yola başvurduklarını düşündüğümüzde, eşit rekabet şartlarında bir Lig oynanacaktır. Varsın kim şampiyon olursa olsun…
2-3 yıl boyunca bu yöntemin uygulanması halinde hem yüksek maliyetlerden kurtulmak mümkün olacaktır hem de kazanılacak genç oyuncuların parlatılması ile yeni bir gelir kapısı açılacaktır…



.jpeg)



