• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Tehlike geçti mi?

16 Haziran 2021


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

Hak ve hakkaniyet, sadece insan değil, her canlı için mutlaka korunması, gözetilmesi gereken bir husustur. 

Bununla birlikte: Hak ile haksızlık, birbirlerine oldukça yakındır. Arada kıldan ince bir sınır vardır. O sınırı aşmamak gerekir. 

Haksızlık yaparak hak sahibi olunamaz. Hak sahibi olurken, hakkımızı korurken, bir başkasına haksızlık edemeyiz. Hak ararken, sebebi ne olursa olsun, haksızlığa mahal veremeyiz. Hele hele zulme ve baskıya, hiç tevessül edemeyiz, etmemeliyiz.

Hak namına haksızlık, bir anlamda, yaparken yıkmaktır. Neyi? Hukuku, hatırı ve gönlü.

Peki, bütün bunların, yazımızla ne ilgisi var? İlgisi şu…

1992-95 yılları arasında Bosna Hersek’te, tahammül sınırını aşan, kalbi olan her insana üzüntü veren birçok haksızlık yaşandı. Soykırım seviyesine ulaşan cinayetler, işkenceler, tecavüzler ve sürgünler.

Sırp birlikleri tarafından kuşatılan Saraybosna’da, yaklaşık dört yıllık kuşatma boyunca, bin 601’i çocuk olmak üzere 11 bin 541 sivil hayatını kaybetti. 

Srebrenitsa’da 8 bin 372 sivil soykırıma uğradı. Priyedor, Foça, Zvornik ve Vişegrad gibi birçok şehirde yapılan etnik temizlik sebebiyle neredeyse hiçbir Boşnak bırakılmadı. 

Yıkılan tarihi eserler, yakılan el yazmaları, zorla el konulan evler, araziler ve diğer mallar da cabası.

Bosna Savaşı’nın üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ toplu mezarlar bulunuyor. Evlerine dönemeyen, uğradığı haksızlık telafi edilemeyen binlerce Boşnak var. 

Srebrenitsa yakınlarındaki Konyeviç Polye köyünde yaşayan Fata Orloviç, haksızlığa uğrayan Boşnaklardan sadece bir tanesiydi. Fata Nine, savaş esnasında eşi Şaçir dâhil, yirmi iki yakınını kaybetti. O da yetmedi: Evinin bahçesine, izinsiz bir şekilde, kilise inşa edildi. 

Yirmi yılı aşkın bir süredir devam eden bu haksızlık, en sonunda, geçtiğimiz günlerde sonlandırıldı. Fata Nine’nin bahçesindeki kaçak kilise, on üç yıllık bir hukuk mücadelesinin ardından, yıkıldı. Yerine lale soğanları ekildi. Ancak gecekondu kilisenin yıkılması, Sırp Çetniklerin ayarlarını fena halde bozdu. Daha doğrusu, gerçek yüzlerini bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Banya Luka’dan Vasiç Rayko isimli bir Sırp Çetnik sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı: “Gelecekteki savaşta, bu yüzden, birçok masum hayat kaybedilecek.”

Rayko’nun hesabında yer alan “ressam, heykeltıraş, yazar, parti uzmanı, ofset ustası, tv gazetecisi, siyaset filozofu” sıfatlarına bakarsanız, ince ruhlu bir sanatçı ve entelektüel olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak insan olmanın vasıflarından bile yoksun.

Sanatçı dediğin, aydın bildiğin haksızlığa itiraz eder. Ancak bu, haksızlığı savunuyor. Açık açık soykırımla tehdit ediyor.

Bunun lokal bir mesele veya tekil bir örnek olduğunu düşünüyorsanız, bir örnek daha verelim. 

Adı Srdjan Mazalica. Elektroteknik Mühendisi. Bosna Hersek Sırp Cumhuriyeti Ulusal Meclisi Üyesi. Aynı zamanda Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği-SNSD’nin Merkez Yönetim Kurulu ve Siyasi Konsey Üyesi. 

Dışardan bakınca, kelli felli bir siyasetçi. Fakat söyledikleri, hiç de öyle değil: “Fata, bir kahraman değildir. Kahraman olan arazisini satar, parayı alır ve yakınlarda bir yerde, daha da büyük ve güzel bir ev yapardı. İbadethaneyi yıkmak suçtur. Buna suça katılan kişiler de suçludur. Bununla sevinen, nefretle doludur.”

Banya Luka Belediye Başkanı Draşko Stanivukoviç de ondan aşağı kalmıyor. O da benzer bir görüşe sahip. Şunu söylüyor: “Kutsal şeylere dokunulmaz. Kutsallar korunur, tamir edilir ve inşa edilir.”

Bunlar hakkında çok şey söylenebilir ama biz şununla yetinelim: Haksızlık yapmışsın, hukuku çiğnemişsin, insanların ahını almışsın. Hâlâ, hiç utanmadan, kendine haksızlık yapıldığını söylüyor ve hak iddia ediyorsun. Pes artık. 

Haksızlık yapmakta mahir olanlar, bir kez daha haksızlık yaparak, hak arıyorlar. Ancak gerekçesi ne olursa olsun, haksızlık haksızlıktır. Başkalarına haksızlık ederek, haklı duruma gelinmez.

Olan bitenin özeti aslında şudur: Kötülerin ortak özelliği, kendilerine haksızlık yapıldığına inanmalarıdır. 

Hal bu ki, gerçekler ile onların söyledikleri birbirinden çok farklı. Bosna Hersek İslam Birliği verilerine göre: Dört yıllık Sırp ve Hırvat saldırganlığı esnasında; 614 cami, 218 mescit, 69 Kur’an kursu, 37 türbe, 4 tekke ve 405 vakıf eseri yıkıldı. 

Bitmedi: Yıkılan cami ve diğer dini yapıların yanı sıra, yüzden fazla din görevlisi de şehit edildi. 

Az daha unutuyordum. Hakkın tesliminden rahatsızlık duyan bir diğer kişi de Marko Milaçiç.

Milaçiç, Karadağ’da faaliyet gösteren Gerçek Karadağ (Prava Crna Gora) Partisi Başkanı ve Karadağ Milletvekili. Sınır ötesinden, şu tehdidi savuruyor: “Ne affedeceğiz, ne de unutacağız!”

İnsan, bu tehditleri görünce, sormadan edemiyor: “Ne yapacaksınız? Soykırımlarınıza bir yenisini daha mı ekleyeceksiniz?”

Belli ki, bunlar, SİHA nedir bilmiyorlar, görmemişler! Gerçi görseydiler, bunları yazmazlardı, yazamazlardı. 

Tüm dünya iyi bilir: Milletimizin en büyük özelliği, haksızlığa tahammül edememesidir. 

Allah korusun, eğer söyledikleri gibi, intikam adına yeni bir soykırıma kalkışırlarsa Türk’ün ve Türkiye’nin acı gücüyle karşılaşabilirler. 

Yanlış anlaşılmasın: Bu bir, tehdit değil, tekliftir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Eski çamlar bardak oldu

Eski Türkiye çok gerilerde kaldı. Türkiye üzerindeki ölü toprağını attı. Sırpların aklı varsa Libyadan ibret alsınlar.
  • Yanıtla

Kocasolak

Bu kadar katil sürüsü mazlum insanımıza saldırdığında BİZ DE ORADA olmak ZORUNDAYIZ. Adalet güç ile korunur.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23