• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
16 Eylül 2020

Sibel Eraslan için…

Aslında bugün başka bir konuyu yazacaktım. Fakat plan değil, karar galip geldi. 

Neyse, uzatmayalım. 

Söze buradan başlayalım: İnsan hayatı, bir yolculuktan ibarettir. Yol üzerinde türlü zorluklar olur, sıkıntılar yaşanır. Yolculuğu yılmadan, yıkılmadan, savrulmadan devam ettirenler, “onurlu” payesine sahip olur. 

Bir de bu: Tecrübe dediğimiz şeyin oluşabilmesi için zorluklara, yokluklara ve imtihanlara ihtiyaç vardır. Zor zamanda yaşamak, konuşmak ve yazmak, insanı tecrübeli ve olgun kılar.

Rahmetli Aliya İzzetbegoviç, şöyle söylüyor: “Hayat, inanan ve salih amel işleyenlerin dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur.” Aynen öyle.

Şimdi, buradan şuraya geçeceğim: Sibel Eraslan’ı yokluk ve zorluk zamanlarından biliyorum, tanıyorum. O zamanlar devlet tarafından “iç tehdit” olarak görüldüğümüz, “irticayla mücadelenin” ilk hedefi olduğumuz zamanlardı. Başımıza bir hal geldiğinde yardım isteyebileceğin hatırlı dostların olmadığı zamanlar. Kısaca: Hep birlikte yalnız olduğumuz yıllar.

Sibel Eraslan, bizim kuşağımıza ablalık yapan, birçok insanın üzerinde hakkı ve hatırı bulunan, davanın emekçisi, kavganın çilekeşidir. 

Kendisini iyi yetiştirmiş, dürüst ve düzgün bir insandır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Türkiye beşincisi olarak girmeyi başarmıştır. Ardından bir hukukçu olarak, yıllarca başörtüsü mücadelesi vermiştir.

Onun mücadelesi, elbette birkaç cümle ile sınırlanamaz. İnandığı davayı anlatmak için gitmedik şehir, ayak basmadık ilçe bırakmamıştır. Adanmışlık, onun hayatının özetidir. 

Bir de edebiyatçı Sibel Eraslan var. Bir okur olarak, onun hikâyelerinin, en yakın takipçilerinden biriyim. 

Bildiğim kadarıyla hikâye serüveni, Nişanlı isimli ilk eserine ev sahipliği yapan, Kırklar dergisinde başlamıştır. Son dönem hikâyelerini de yine aynı yayın çizgisinin devamı olan İtibar ve Muhit dergilerinde okuma imkânımız oldu. 

Sibel Eraslan, Eylül 2006 tarihinde yayınlanan, ilk hikâye kitabı Balık ve Tango kitabıyla çok iyi bir çıkış yakaladı. Edebiyatseverlere “mükemmel bir ilk kitap” sundu. Bu kitap, okurlarına şunu söylüyor: “Bildiğim şey; yazmaktan başka akranım yoktu ve gurbetteydim.” (Dikey Geçiş, Sayfa 27)

Yazmak, Sibel hanımın ifadesiyle, “kendini kurban etmek” demektir. Bu düşüncesini, şu soruyla dile getirir: “Şayet yazmak olmasaydı, nerede kurban ederdik kendimizi?” (Lavinyanın Postası, Sayfa 61)

Ve bize unuttuklarımızı hatırlatıyor: “Rüzgâr, yıldız istikametinden esiyor.” (Balık ve Tango, Sayfa 90)

Zaman zaman hemcinslerine dair küçük ipuçları da veriyor: “Güneşli bir havayı bekler her zaman kadınlar!” (Yüzme Dersi, Sayfa 144)

İlk kitabın ardından, Nisan 2008’de, ikinci öykü kitabı Parçası Benden bir müjde gibi geldi. 

Onun hikâyelerine, büyük yorgunluktan geriye kalanların duygusu sinmiştir. Kitabın birinci hikâyesinden ilk cümle: “Çok yaşamadı babam.” (Şarkılar Seni Söyler, Sayfa 7)

Kitaba ismini veren hikâyenin başlangıcı da böyle: “Seksek oyununda kuraldır: Taşınız kırıldığında, herkesten önce “Parçası Benden!” diye yüksek sesle bağırmazsanız, oyundan atılırsınız. Hayat da böyle değil midir? Taşı kırıktır biraz…” (Parçası Benden, Sayfa 33)

En güzel öykülerinden biri olan Oyunbozan’da büyük yorgunluğunu şöyle dile getirir: “Sevgili kız kardeşim: Bitmemiş ben!” (Sayfa 70)

Aynı davanın peşinde olan yedi hanımın hayat hikâyesini anlattığı, Saklı Kitap’ı da mutlaka dile getirmemiz gerekir. Bu kitap onun bir hukukçu olarak 28 Şubat sürecinde verdiği başörtüsü mücadelesinin kitaplaşmış halidir.

Sibel Eraslan’ın edebiyatçı yönü, elbette sadece bu eserlerden ibaret değildir. Hz. Fatıma, Hz. Hatice, Hz. Asiye, Siret-i Meryem, Kadın Sultanlar ve 4 Defter / Rumeli Rüzgârı gibi gönülden kaleme alınan başka eserleri de mevcuttur. 

4 Defter / Rumeli Rüzgârı, Balkanlar’dan Anadolu’ya uzanan hicretin anı, hikâye, deneme türlerinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir metinler ile anlatımıdır.  Toprak, ateş, su ve hava 4 Defter’in unsurlarıdır. Toprak, Rumeli’dir. Alev, İzmit Körfezi’nin yanışıdır. Su; anneanne Zeynep Hanım’ın su üzerinde inşa edilmiş Şile’deki evidir. Rüzgâr ise geçmişin kokusudur, hatıralardır. 4 Defter’i okurken, farkına bile varmadan, kendinizi, yazarın şiirsel üslubuyla estirdiği Rumeli Rüzgârı’na kaptırıyorsunuz. 

Taze bir haber: Sibel Eraslan’ın, Necip Fazıl Öykü Ödülü’ne layık görülen, Babam İçin Beyaz Bir Kuğu isimli eseri çok kısa bir süre önce Bosna Hersek’te yayımlandı. 

Bir dönem gazetemizde köşe yazarlığı yapan Sibel Eraslan, yazılarını Star gazetesinde sürdürüyor. 

Sibel Eraslan ve onun eserleriyle ilgili daha birçok şey yazılabilir, söylenebilir. Ancak bizim yerimiz, bu kadar ile yetinmemizi gerektiriyor. 

Artık toparlama vakti. Toparlayalım.

Bu hayatta her şey başlangıç noktasına döner. Biz de yeniden başa dönelim.

Kardeşimizi, yol arkadaşımızı veya peşinden gideceğimiz insanları seçerken sadık, güzel ahlak sahibi ve hikmet ehli olmasına dikkat ederiz, etmeliyiz. 

Yeri gelmişken, şu hatırlatmayı da ilave edelim: “Mümin vefa yurdudur.” Öyle olmalıyız. 

Kardeşlik hukukunu çiğnememeli, çiğnetmemeliyiz. Dostlukta sebat etmeliyiz. İnsanları çok kolay karalamamalı, başkasının nasibini kıskanmamalı, mahreme özen göstermeliyiz. Sayısız aziz hatırayı incitmemek için bunu yapmalıyız.

Bunların da elbette bu yazının konuyla bir ilgisi var.

Galiba en güzeli, yine, Balık ve Tango’da yer alan bir hikâyenin başlangıcı ile son noktayı koymak: “Kızgın ile kırgın… İki kardeş gibi, gözleri birbirine benziyor bu sözcüklerin.” (İndirim Sezonu, Sayfa 106.)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ben de severdim

Ama yıllar önce ali şeriati hakkındaki düşüncesini duyduktan sonra mesafeliyim. Belki fikri değişmiştir bilmiyorum
  • Yanıtla

Hanımın yeri yuvasıdır

Modern zamanlar size bunu emretse de kadından mürşid ve rehber aranmaz kardeşim; bir zamanlar da merhum Şule ablayı kurtarıcı sananlar vardı. Bırakalım hanımlar ilgilensin onlarla..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı