• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Neum: Burası da mavi vatan

27 Ocak 2021


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

Vatan kavramını, kireçle boyanmış taşlarla sınırlayanlardan değilim. Bugün içine sıkıştırıldığımız sınırlar suni, ama coğrafyalar hakikidir.

Ülkelerin sadece sınırları değil, aynı zamanda, sorumluluk sahaları vardır. Bizim de var. Türkiye, asırlar boyunca çekilen çilenin, verilen emeğin, uzun ve meşakkatli bir yolculuğun toplamıdır. Ay yıldızlı al bayrak, vatanlarında hor görülenlerin, ezilenlerin ve gariplerin sembolüdür.

Üzerinde yaşadığımız toprakların, bize, yüklediği mesuliyet/mecburiyet: Sadece sınırlarımız içinde yaşayan insanları değil; dünyanın her yerindeki mazlumları korumak ve kollamak.

Bizim sorumluluk sahamız Edirne’den başlayıp, Kars’ta bitmez. Buhara’dan başlayıp, İşkodra, Yanya ve Saraybosna’ya kadar uzanır. Kırım’dan Gazze ve Kudüs’e.

Anadolu’nun kalbi her zaman Mekke, Medine, Kudüs, Halep, Şam, Bağdat, Semerkand ve Üsküp ile atar. Anadolu’nun bütün şehirleri, ihtiyaç hâsıl olunca, var güçleriyle, bu şehirler için ayağa kalkar. İstanbul’un anlamı, Erzurum’un ayağa kalkması, Gaziantep’in savunması buralardan başlar ve bitmez.

Bu uzun girizgâhtan sonra şunu söylemek istiyorum: Türkiye, elinden geldiğince, Doğu Akdeniz’de; Kıbrıs Türklerinin ve Anadolu insanının haklarına sahip çıkıyor. Ancak bu bize yetmez, yetmiyor. 

Türkiye’yi İskenderun ve Mersin limanlarına hapsetmek isteyenler, Arnavutluk ve Bosna Hersek’i de rahat bırakmıyorlar. Yunanistan, İyon Denizi’ndeki kıta sahanlığını tek taraflı artırarak, Arnavutluk’a; Hırvatistan, Neum şehrine çok yakın bir bölgeye köprü inşa ederek, Bosna Hersek’e aynı operasyonu yapmak istiyor.

Arnavutluk ve Bosna Hersek’in, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan iki önemli kapısı olduğu düşünülürse, asıl hedef daha iyi anlaşılır. Daha açık söyleyelim: Türkiye’nin önüne, Yunanistan ve Bulgaristan üzerinden, sağlam bir Ortodoks duvar örenler, Arnavutluk ve Bosna Hersek üzerinden, bize, yeni duvarlar örüyorlar.

Yunanistan ile Arnavutluk arasındaki anlaşmazlık Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na taşınıyor. Neticesi ne olur, Allah bilir. Hırvatistan ile Bosna Hersek arasındaki anlaşmazlığa gelince…

Neum, Bosna Hersek’in denize kıyısı olan tek şehri. Bu şehir, Hırvatistan’ın kıyı şeridinde küçük bir kesinti meydana getiriyor. Hırvatistan’ı, fiilen, ikiye bölüyor. 

Neum’un, limanı bulunmuyor. Önünde açık deniz de yok, Hırvatistan’ın Pelyeşats yarımadası var. Kapalı bir körfez içerisinde yer aldığından, açık denizden etkilenmiyor. Oldukça sakin sulara sahip. 

Buraya dikkat: Her ne kadar Bosna Hersek şehri olsa da Mostar’dan Neum’a ulaşmak için Hırvatistan sınırından geçmek gerekiyor. Aynı şekilde, Hırvatistan’ın Zagreb, Metkoviç ve Split şehirleri ile Dubrovnik arasındaki gidiş gelişlerde de Neum’dan yani Bosna Hersek’ten geçmek bir zorunluluk.

Tarihte bazı şeyler kolay kolay değişmez. Balkan Harbi’nde Yanya Savunması ve Esat Paşa isimli kitabın, ‘giriş’ bölümünde şu satırlar yer alıyor: “Olaylar ve felaketler hiçbir zaman oluştukları zamanlara ait sebeplere dayanmazlar.” (Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, 1984)

Bosna Hersek’in nihai sınırları 1995 yılında imzalanan Dayton Anlaşmasıyla belirlendi. Ancak bu garip durumun kökeni Dubrovnik Cumhuriyeti dönemine kadar uzanıyor. 

Olay şu: Dubrovnik Cumhuriyeti, Venediklilerin gücünden ve işgal girişiminden endişe duymaktadır. Osmanlı Devleti’ni, karadan gelebilecek muhtemel saldırılara karşı, bir sütre olarak görmüş. Bu toprakları Osmanlılara vermiş. Venediklileri, önce Osmanlılar ile savaşmak zorunda bırakmış.

Yeniden bugüne gelelim.

Hırvatistan, Dubrovnik şehrini, ülkenin geri kalan kısmına karayoluyla bağlamak için deniz üzerinden Pelyeşats Köprüsü’nü inşa ediyor. Köprünün 2 bin 347 metre uzunluğunda, 15 metre genişliğinde ve 55 metre yüksekliğinde olması öngörülüyor. 

Maliyeti sebebiyle uzun yıllar askıda kalan projenin büyük bir bölümü Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Yani meselenin arkasında, asıl aktör olan AB var. Yunanistan’a sınırsız şımarıklık hakkı tanıyan AB, bu hukuksuzluğu da finanse ediyor.

Uluslararası kural şu: Denize kıyısı olan her ülkenin, bu kıyı bir metre dahi olsa, uluslararası suları kullanma hakkı var. Bosna Hersek’in, Hvar ve Korçula adaları arasından geçerek, Neum’dan uluslararası sulara çıkmasını sağlayan, yaklaşık 60 kilometrelik bir koridoru var. 

Pelyeşats Köprüsü, Bosna Hersek’in uluslararası sulara çıkma hakkına engel olacak şekilde, Korçula’ya uzanan koridor üzerine inşa ediliyor. Bu köprü, Neum’a büyük gemilerin giriş çıkışını engelleyecek ve Bosna Hersek’i bir ‘kara ülkesi’ haline getirecek. 

Hepsinden önemlisi: Pelyeşats Köprüsü, Bosna Hersek karasuları üzerine inşa ediliyor. Hiç kimse başka birinin denizinde köprü inşa edemez. Pelyeşats Köprüsü, Bosna Hersek’in tüm egemenlik haklarını yok sayıyor. Hatta bu ülkeye yönelik aleni bir saldırı, fiili bir işgal anlamına geliyor. 

Olası bir savaş ya da kriz durumunda sadece köprünün ayakları vesilesiyle, Bosna Hersek’in açık denizlere çıkışı engellenebilir. Köprü, Bosna Hersek’in önünde bir bariyer haline gelebilir, gelecektir.

Şurası çok açık: Hırvatistan 1992-95 Bosna Savaşı esnasında gerçekleştiremediğini, Dayton Anlaşması görüşmelerinde alamadığını, bugün Pelyeşats Köprüsü sayesinde elde etmeye çalışıyor. 

Gelinen nokta itibariyle, konunun artık diplomatik bir krize gebe olduğu aşikâr. Kriz çıkmadan evvel yapılacak şey belli: Deniz yetki alanları bakımından Bosna Hersek’in egemenliğini ihlal eden, Hırvatistan’a karşı yaptırım uygulanmalı.

Söz Bosna Savaşı’ndan açıldığında, hep şu söylenir: “Bugünkü Türkiye olsaydı, bu kanlı şarlatanlık yaşanamazdı.” Halep oradaysa, arşın burada: Bosna Hersek kime emanetse, her fırsatta bununla kimler övünüyorsa; onlar, bu zor zamanlarda emanete sahip çıkmalılar. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Helal olsun

Meseleyi çok güzel aktarmışsınız. Bol keseden atıp tutanlar şimdi biraz iş yapsınlar.
  • Yanıtla

Özcan çolak

Allah razı olsun kardeşim. Aynen katılıyorum, Bosna Hersek başta olmak üzere bütün Balkanlar Türkiye cumhuriyetinin SORUMLULUĞUNDADIR. Türkiye cumhuriyeti hükümeti AB oyalamalarına takılıp bu sorumluluklarını ERTELEME lüksüne sahip değildir. Ne zaman Balkanlar’dan geçsem AĞLAMADAN geçemediğim şehirler ve köyler içimi yakar.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23