• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
13 Ocak 2021

Kosova’da neler oluyor?

Herkesin bildiğini tekrar edelim: Geçmiş asla geçmez. 

Bu sebeple: Gerisini bilmeyen, ilerisini göremez. Geçmişini hatırlamayan, geleceğini hazırlayamaz. 

O halde, şöyle başlamamız icap ediyor: Osmanlı’nın zaferiyle sonuçlanan Kosova Savaşı, Priştine yakınlarındaki genişçe bir ovada gerçekleşti. Yenilgi, 19’uncu yüzyılda, Sırpların ulusça andığı bir güne dönüştü. 

Sırplar, 1980’li yıllarda, Sultan Murad’ın türbesinin bir iki kilometre ötesine, Gazi Mestan mevkiine bir anıt diktiler. Kaidede Sırp Prensi Lazar’ın şu sözleri yazılıydı: “Her kim ki Sırp ve Sırp kökenlidir ve Kosova ovasına Türklerle savaşmaya gelmez; onun ne erkek, ne dişi, zürriyeti olmasın. Onun hasadı olmasın.”

Sırp lider Slobodan Miloşeviç, Kosova Savaşı’nın 600’üncü yıldönümüne denk gelen, 1989 yılında burada bir miting düzenledi. Bu mitinge, bir milyondan fazla Sırp katıldı. Bosna ve Kosova’yı kana boğan süreç böyle başladı.

Kosovalı Arnavutlar, 20’nci yüzyılın son on yılında, büyük acılar yaşamış, yüksek ve pahalı bir hayat tecrübesi edinmiştir. 

Kosova, 1999 yılındaki özerklikten, 2008’deki bağımsızlık ilanına ve oradan bugüne uzanan süreçte, çeşitli sorunlarla baş etti, etmeye de devam ediyor.

Kosova’nın en büyük sorunu: Bugüne kadar hiçbir parti, tek başına iktidar şansı elde edemedi. Koalisyon hükümetleri, basit kişisel ihtiraslar veya küresel güçlerin oyunları sebebiyle, kısa sürede dağılıyor. 

Koalisyon hükümetlerinden hiçbiri, görev süresini tamamlayamadı. Çiçeği burnunda ülke, sürekli erken seçimlere gitmek zorunda kaldı. Bağımsızlık ilanından 2021 yılına kadar, dördü erken olmak üzere, yedi genel seçim gerçekleşti. Kurulan sekiz hükümette, 12 başbakan görev yaptı. Bir diğer ifadeyle, Kosova’da, her yıl bir başkan değişiyor. 

Şurası bir gerçek: Kosovalı politikacılar, devlet yönetiminde ne kadar tecrübesizse, Batılı ülkelerin Kosova üzerindeki baskısı o derece yüksek. Siyasi ve ekonomik anlamda tecrübesiz politikacılar arasındaki iktidar kavgaları, ülkenin, dış güçler karşısındaki direncini düşürüyor.  

Uzağa gitmeyelim, yakına gelelim.

6 Haziran 2019’daki son genel seçimden zaferle çıkan Kendin Karar Al Hareketi-VV, sandıktan ikinci sırada çıkan Kosova Demokratik Birliği-LDK ile koalisyon hükümeti kurdu. VV lideri Albin Kurti, 15 yıllık muhalefet sürecinin ardından Başbakanlık koltuğuna oturdu. 

Çiçeği burnunda Kosova hükümeti, ABD’nin başını çektiği bir post-modern darbeyle yıkıldı. Koalisyonun küçük ortağı LDK, ABD Büyükelçisinin açıklamaları sonrasında, parlamentoda güven oylaması talep etti. Dört aylık müzakereler neticesinde kurulabilen VV-LDK hükümeti, sadece 50 gün sonra yıkıldı.

Ardından Nisan ayında geçici, Haziran ayında yeni koalisyon hükümetleri kuruldu. VV dışındaki tüm partilerin desteğiyle kurulan “darbe hükümetinin” başbakanı LDK’lı Avdulah Hoti oldu. Ancak bu hükümetin ömrü de sadece yedi ay oldu. 

Anayasa Mahkemesi, yeni hükümet lehinde oy veren bir milletvekilinin kesinleşmiş cezası olması sebebiyle, güven oylamasını geçersiz saydı ve hükümetin düştüğünü ilan etti. Hal böyle olunca, 14 Şubat’ta, Kosova halkı bir kez daha erken genel seçim için sandık başına gidecek.

Bu süreçte, ABD’nin hükümet hamlesine, AB ülkelerinden sert bir cevap geldi. Kosova Savaş Suçları Özel Mahkemesi, eski Kosova Kurtuluş Ordusu-UÇK komutanları; Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi, eski Meclis Başkanı Yakup Krasniçi, PDK lideri Kadri Veseli ve VV Milletvekili Recep Selimi’nin, savaş suçu işledikleri yönündeki iddianameleri kabul etti. 

Yeri gelmişken: Kosova Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, olası adaylığı durumunda, VV lideri Albin Kurti’nin de seçilmesini engelleyebilir. Albin Kurti’ye milletvekili olma imkânı verilip verilmeyeceğini belirleyecek karar, aday listeleri teslim edildikten sonra, Merkez Seçim Komisyonu tarafından belirlenecek. 

MSK’nın kararı ne yönde olursa olsun, hiç fark etmez. Artık mesele, Albin Kurti değil, Kosova halkının iradesine saygıdır. Kurti’nin başbakan olmasını engelleyecek her türlü girişim, halk iradesine darbe olacaktır. 

Kosova’nın çözüm bekleyen, birikmiş birçok sorunu var. Yolsuzluk ve yoksullukla mücadele edilmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, işsizlik ve göçün önüne geçilmesi gerekiyor. Sırbistan ile müzakerelerin ve eski UÇK mensuplarının yargılanma sürecinin de bir nihayete vardırılması gerekiyor. Bunun yegâne yolu; dış baskı ve dayatmaların ortadan kaldırılması, hiç değilse azaltılmasından geçiyor. İçerde birlik ve beraberliği sağlamadan, dışarda etkili olmak, elbette mümkün değildir. 

O halde, en önemli vazife yine Kosova halkına düşüyor. Ülkenin, masa başında karartılmak istenen, geleceğine sandıkta ışık tutulabilir. Albin Kurti ve Vjosa Osmani gibi zihni ve elleri kirlenmemiş, genç kuşak siyasetçilere tek başına iktidar yolunu açmak, bu doğrultuda atılabilecek en önemli adımdır. Bu adım, aynı zamanda, Kosova halkının iç ve dış düşmanlarına verebileceği en güzel cevap bu olacaktır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sağolasın Ayhan Demir

Balkan ların gözü kulağı kardeşim
  • Yanıtla

Hayrettin Karataş

Ayhan Demir kardeşim Balkanları doğru okuyabilen adamlardansın. Allah yardımcın olsun.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23