• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
26 Şubat 2020

Kiraz Lekesi

Geçmeyen zamanlardan geçiyoruz. Tam bitmek üzere derken, yeniden başlıyor. Siyaset günlerinden, piyasa şartlarından ve terör musibetinden bir türlü kurtulamıyoruz. Tarihten, kültürden, sanattan ve edebiyattan konuşamıyoruz. Bununla birlikte: Siyaset ve ticaretin dışında her şeyi küçümseyen, hafife alan bir kitle oluştu. Elbette can sıkıcı.

Uzağa gitmeyelim: Kültür sanat, reklâm geldiği zaman, ilk feda edilen sayfa oluyor. Televizyonların az sayıdaki kültür sanat programlarının birçoğu ise arkadaşlık üzerinden gidiyor. İşler değil, kişiler gösteriliyor. Eserler değil, tanıdıklar tanıtılıyor. Devamı da var ama bu kadarı yeterli.

Biraz da iğneyi kendimize batıralım: Gazete yazarlarımız, edebiyat ve sanat ağırlıklı yazılarını iyice azalttı. Birçoğu, çok daha önemli konuların peşindeler.

Bütün bunlar, inceliklerimizi ve önceliklerimizi de beraberinde götürüyor. Hiç eksik olamayan boğucu gündem, neredeyse bütün güzelliklerin üstünü örtüyor. Ufkumuz adeta elimizden alınıyor. 

Kabul ediyorum: Ülke veya dünya gündemi yoğun, yorucu ve değişken. Ancak gündem, bugün var, yarın yok demektir. Günlerle birlikte gündemler de gelip geçer. İnsanların ömrü, günleri değil, eserleri kadardır. Kalıcı olan, olaylar değil, eserlerdir.

Nereye varmaya çalıştığımı hemen söyleyeyim: Bugün, gündeme şık bir çalım atmak niyetindeyim. Kaç vakittir kitap yazısı kaleme almamışım.

Bu uzun girizgâhtan sonra, sözü Bosnalı yazar Selma Fazliç’in Kiraz Lekesi isimli kitabına getirmek istiyorum. (Kent Kitap Lotus Yayın Grubu, 76 sayfa.)

Selma Fazliç, 1983 yılında Saraybosna’da dünyaya gelen, genç bir yazar. Saraybosna Üniversitesi’nde önce Boşnak Dili ve Edebiyatı, ardından Arap Dili ve Edebiyatı eğitimi almış. Yüksek lisansını da edebiyat alanında tamamlamış. 

Kiraz Lekesi’ne gelince: 2002 yılında, Bosna Hersek’te, Bakiye’den Estiği Zaman (Kad zapuse bakijas) ismiyle yayınlanmış. Birkaç baskı yapmış.

Kiraz Lekesi, sade ve geleneksel bir dille kalem alınan, dokuz kısa hikâyeden oluşuyor. Hikâyelerde, Bosna Savaşı ve sonrasındaki hayattan önemli kesitler sunuluyor. Dikkatli bir okumayla, satır aralarına, Saraybosna ve Mostar şehirleri ile Boşnak kültürüne ait birçok bilginin yerleştirildiği anlaşılıyor.

“Aişa” isimli ilk hikâyede, eşi Sırp Çetniklerle savaşmaya giden, bir kadının küçük çocuğuyla birlikte verdiği hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor. Her sabah kendi kendisine “Acaba bugün de yaşayabilecek miyiz?” diye soran, Aişa’nın tek bir dayanağı vardır: “Allah en büyüktür ve duaları kabul eder.” [Sayfa 16]

“Nineme” isimli ikinci hikâye, sekiz yaşındaki Mostarlı bir kız çocuğunun ölümü idrak etme çabasını anlatıyor: “Anneannemim odası akrabalarla ve komşularla dolmuştu. Anneannem o bembeyaz örtünün altında yatarken sanki bakışlarıyla bana usul usul dur diyordu. Bir komşumuzun beni odadan çıkardığını ve bir çocuk saflığı ile sorduğum o soruyu hatırlıyorum: Şimdi bana kim yumurta pişirecek?” [Sayfa 19]

“Bahçe” isimli üçüncü hikâye, Bosna-Hersek’in birçok şehrinde korunan, bahçe kültürünü anlatıyor: “Katillerden, her çeşit zalimden, atom bombasından, ozondaki delikten ve zamanın aç gözlülüğünden, anarşisinden uzaktasınız sanki. Dünyayı kötülüklerden koruyan zamanın ruhu, o bahçede hâlâ uyuyordu sanki.” [Sayfa 23]

“Mezar Taşı” isimli hikâyeyi okuduğunuzda, 1992-95 Bosna Savaşı esnasında, hikâyenin kahramanı Malik gibi hayatının baharında şehit düşen on binlerce Boşnak genci yeniden hatırlayacaksınız. Bir yandan hüzünlenecek, diğer yandan derin bir düşünceye dalacaksınız.

“Bir Tramvay Konuşması” isimli hikâyede, Başçarşı-Ilıca hattında çalışan tramvayda seyahat eden ve birbirini tanımayan insanların sohbetleri anlatılıyor. Boşnak yazar, bu hikâyede, yeni neslin pek hatırlamak istemediği savaşa dair önemli bir hatırlatma yapmayı da ihmal etmiyor: “Kafamdaki düşünceler en acayip hatıralarla örüldü bir anda. Savaş hakkında, birçok şeyi hak eden ama unutulan savaşçılar hakkında, uzaklardaki insanlar hakkında...” [Sayfa 39]

Henüz on iki yaşındaki bir genç kızın gözüyle Bosna Savaşı’nın başlangıcını anlatan “Canım Benim” isimli hikâye, okuyucusunu Saraybosna sokaklarında kısa bir seyahate çıkarıyor. Ayrıca Bosna Hersek’in bağımsızlığa kavuşmasına vesile olan rahmetli Aliya İzetbegoviç’e de selam gönderiyor. 

Kitaba ismini veren “Kiraz Lekesi” hikâyesi, savaşın ortasında olsa bile, çocuğun çocukluğundan vazgeçmeyeceğinin örneklerinden birini sunuyor. Şehrin dışında kalan, en tehlikeli dağının tepesindeki kiraz ağacı çocuklar için tam bir cazibe merkezidir. Belki de, katillerin şehre saçtığı ölüm ve umutsuzluğu dağıtacak tek eğlence. Ancak, katillerin ölüm makineleri, çoktan kiraz ağacını da tutmuştur.

Kitabın sekizinci hikâyesi “Magribiye”, bizi Saraybosna sokaklarında dolaştırmaya devam ediyor. Öte yandan okurlarını, geçmişe, İkinci Dünya Savaşı yıllarına götürüyor. Boşnakların, birçok sıkıntı ve zulümle karşı karşıya kalmalarına rağmen İslam’dan kopmadıklarını, anlatıyor: “Müezzin tepeye kadar çıkıp şerefeye ulaştıktan sonra iki üç kez derin derin nefes aldı. Yüksek sesle okuyordu ki İskenderiye’ye ve daha da ötelere duyurabilsin sesini: Allah-u Ekber! Allah-u Ekber!” [Sayfa70]

Son hikâye olan “Soğuk”, on bir ayın sultanı Ramazan kültürü ve komşuluk bilinci üzerine önemli hatırlatmalar içeriyor: “Gelip gitmek olmayınca komşuluk kavramı da anlamını yitirmişti. Fakat selam vermek bu tür yakınlıkların kurulması için ilk adımdı.” [Sayfa 72]

Saraybosna’da Kâbus isimli kitabından tanıdığımız, Zlatko Topçiç’in de Selma Fazliç’den övgüyle bahsettiğini belirterek yazımızı sonlandıralım.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Boşnak

Abi nerden bu buluyosun bu isimleri ben ilk kez duydum.
  • Yanıtla

Osmnshn

Teşekkür ederiz en kısa zamanda temin edeceğim
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı