• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
05 Ağustos 2020

İnternet ve sosyal medya

Dünyanın yeni bir döneme; ‘bilgi çağına’ girdiği söyleniyor. Hemen ardından: Artık bilginin de bir silah olduğu ilave ediliyor. 

Her imkân, aslında bir imtihandır. Her yenilik, olumlu ve olumsuz tarafları ile beraber gelir. Eğer konu silah ise: Her yeni silah, aynı zamanda yeni yaralar demektir.

Bilen kişi, bilgisini bilmeyenlere aktarmak yerine, onları bilgisiyle ezmeye, küçük düşürmeye çalışıyor. Bir ayıbı, kusuru örtmeye çalışmak yerine, iyice ortaya çıkarma gayreti söz konusu. 

Bu, bize, bizim kültürümüze ait bir şey değildir. Avrupa üzerinden gelen kötü bir alışkanlıktır.

Günümüzün en büyük silahlarından bir tanesinin de internet olduğu ifade ediliyor.
Şeytan sadece tabancayı ve tüfeği değil, kalemi ve interneti de doldurabiliyor.

İnternetin faydaları elbette var. Ancak internet öyle bir şey ki, zararı kârından çok daha fazla. Kötüye kullanılması halinde, husumeti çoğaltan, ilişkileri bitiren ve toplumsal bağlarımızı zedeleyen bir etkiye neden oluyor. Bunun bazı sebepleri var.

Birincisi, internet, insanla kitabın arasına girdi. Gerekli olan bilgiyi kitaplardan okuyarak bulmak yerine, oradan temin edebiliyorsunuz. Kütüphaneye gitmek yerine, bilgisayara ve cep telefonuna yönelenlerin sayısı hızla artıyor. 

Gençler ve genç kalanlar, hemen internete girip arama motorlarına müracaat ediyor. Konuyu yazıyorsun ve doğru-yanlış, önüne yüzlerce sayfalık bilgi, daha doğrusu malumat dökülüyor. Böylece internet, kitap ile insanın arasına girmiş, duvar örmüş oluyor.

Bununla birlikte: İnternetten temin edilen bilginin doğru olma ihtimali, yanlış olma ihtimalinden çok daha az.

İkincisi, orada kötülüğe açık bir ortam var. Hayır, pornografiden bahsetmiyorum. O gibi şeyler, kötülük kavramının çok daha ötesine geçiyor. 

Bahsettiğim kötülük şudur: Kendisini dünyanın en önemli insanı sananların sayısı, hafife alınmayacak kadar çok. Nefsinin hizmetkârı ve soytarısı olanlar da. İnternet, ne yazık ki, bu tip kimselere fırsat verdi, veriyor. 

İnternet, insanlar arasındaki takip mesafesini ortadan kaldırdı, insanın yıpranma payını artırdı, saygı duvarı yıkıldı. Her gün yığınla insan, bu duvarın altında kalıyor. 

Sözgelimi, şu veya bu nedenden dolayı birini gözünüze kestirdiniz. Veya rakip olarak gördüğünüz kişi ya da kişiler var. Rumuz denilen müstear isimlerle internete girip, kişilere ve gruplara iftira atabilir, fitneye neden olacak yorumlar yazabilirsiniz. O kişi veya kişilerin adı nerede geçerse, oranın altına bir avuç dolusu olumsuz cümle kurabilirsiniz. Karalama, hakaret, kişisel şeyler vesaire.

Konuşulması gereken bahislerden biri de sosyal medya.

Hep beraber görüyor ve yaşıyoruz: Artık hayatımızda sosyal medya var. Dünya pazarı, büyük ölçüde, buraya kuruluyor. İnsanın aslında kim olduğu orada anlaşılıyor. Tanıdıklarımızı tekrar tanıyoruz. Gerçek hayatta mütevazı kişiliğiyle tanıdığımız birçok insan, orada, başka biri olarak karşımıza çıkabiliyor.

Müstear isimle ve kirli niyetle hesap açıp, insanlara veya topluluklara musallat oluyorlar. Eleştiri adı altında, hiç tanımadıkları insanları, kaba bir dille taciz ediyorlar. Algı operasyonlarında bulunuyor, iftira atıyor, itibar suikastları yapıyorlar. Neredeyse her gün bir kıymetimiz kıymetsiz hale getirilmek isteniyor.

Sosyal medyanın, ağırlıklı olarak; yakıcı, yıkıcı, yorucu, yıpratıcı bir dili var. Her türlü yalan, yanlış, fitne, sosyal medya üzerinden çok çabuk yayılıyor. Ayrılıklar, kötülükler ve düşmanlıklar artıyor, derinleşiyor. 

Sosyal medyayı kötü niyetle kullananlar, kul hakkını da çiğnemiş oluyorlar. Yalan, yanlış ve yanlı haberlerle insanları yanıltıyorlar. Şurası kesin: Gıybetin ve fitnenin yıkıcılığı, bir depremden daha büyük. 

Buna karşılık: Tek derdi onuruyla yaşamak ve ölmek olan insanlar vardır. Haysiyetlerini ve şereflerini korumak için ömür boyu gayret içinde olmuş, her türlü hassasiyeti fazlasıyla göstermiş, yanlış anlaşılmalara meydan vermemek için bile elinden geleni yapmışlardır. 

Bu insanların adının geçtiği birkaç yere, aslı astarı olmayan yorumlar yazılabilir. Onur kırıcı ve rencide edici suçlamalarda bulunulabilir. İşte o yorum ya da o leke, bir anda internet literatürüne girmiş olur. O kişinin adını arama motoruna yazdığınız vakit, mutlaka bunlar da karşınıza çıkar. Bu saçmalıklara herkes inanmasa bile, mutlaka inanan birileri olacaktır.

Daima hatırlayalım: Bencil kimselerden, karışık zihinlerden, kin dolu kalplerden sağlıklı ve yapıcı eleştiri çıkmaz. Ne yaparsanız yapın, onlara anlatamazsınız. Hele bazıları, anlasa da anlamaz. Dolayısıyla, böylesine büyük bir tehlikenin farkında olmak, gerekeni yapmak gerekiyor. 

Kötülükle, onun yöntemlerini uygulayarak mücadele edemeyiz. Buna ne aklımız ne de kalbimiz yeter. Bu, sadece kötülüğü legal ve kalıcı hale getirir. 

Kötülüğü tamamen ortadan kaldırmak elbette mümkün değil. Ancak kamusal alandan uzaklaştırmak bizim elimizde. Buna odaklanmak, bunun için çalışmak gerekir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hatice Duman

Ayhan bey kanayan yaralarımızdan birine parmak basmışsınız. Üç çocuğum var ve internette dolaştıklarında yüreğim yerinden oynayacak gibi oluyor. Tuzaklarla dolu bir yer. Her türlü ahlaksızlık ve tehlikeli şey var. Evde ne kdar eğitim verirsek verelim internet kendi eğitimini kendi veriyor. Tırnaklarımızı kazıya kazıya verdiğimiz eğitimi yerle bir ediyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı