• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
01 Nisan 2020

Eller kaosa kalktı

Kosova Cumhuriyeti, jeo-stratejik konumu, genç nüfusu ve sahip olduğu madenler sebebiyle, küresel güçlerin iştahını kabartıyor. Bir tarafta, Sırbistan’ı ve Kosovalı Sırpları destekleyen Rusya var. Diğer tarafta, Rusya’ya karşı gard alan, ABD ve AB ülkeleri. 

‘Quint’ (beşli) olarak adlandırılan ABD, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya, Kosova’da oldukça etkinler. Büyükelçilikleri vasıtasıyla, Kosova’daki her gelişmeyi yakından takip ediyor ve doğrudan müdahil oluyorlar. Siyasi partilere ve onların liderlerine yönelik destek veren veya karşı çıkan açıklamalar yapıyor, hükümetlerin kuruluş ve yıkılışında aktif bir rol üstlenmekten de geri durmuyorlar.

Kosova’da, Rusya ile ABD-AB ittifakı arasında iki ana çekişme cephesi varmış gibi görünse de, Quint ülkeleri arasında tam bir birliktelik yok. AB ve ABD arasında, dozajı gün geçtikçe artan, büyük bir çekişme var. Kosova’yı, kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmek için çabalıyorlar.

AB ve ABD çekişmesi, son döneme kadar, üzeri örtülü seyrediyordu. Fakat artık mızrak çuvala sığmıyor. Aralarındaki anlaşmazlık, 6 Ekim 2019’daki erken genel seçimler sonrasında, sosyal medya üzerinden verilen mesajlarla iyice gün yüzüne çıktı. Albin Kurti Hükümeti’nin güven oylaması sürecinde yaşananlarla zirveye ulaştı.

Malumunuz…

Albin Kurti liderliğindeki Kendin Karar Al Hareketi-VV sandıktan zaferle çıktı. İsa Mustafa liderliğindeki Kosova Demokratik Birliği-LDK ikinci sırada yer aldı. Ve bu iki parti, uzun bir pazarlık sürecinin ardından, birlikte koalisyon hükümeti kurdular. Fakat bu koalisyon hükümetinin ömrü, daha önceki yazılarımızda ifade ettiğimiz üzere, çok kısa sürdü. 

Elli bir günlük hükümeti, görünüşte, sonlandıran sebep: Başbakan Albin Kurti’nin, koalisyon ortağı LDK kontenjanından, İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Agim Veliu’yu görevden alması. 

Veliu, koronavirüs salgını dâhil birçok konuda, başbakan ve bakanlar kurulu tarafından alınan kararları hiçe sayıp, aklına estiği gibi açıklama ve reddiyelerde bulunuyordu. Albin Kurti bu hamleyi yapmasaydı, kendisinin varlık sebebi sorgulanırdı. 

Bu yaşananların, bir de arka planı var. Şu: Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ve LDK lideri İsa Mustafa’nın, hükümeti bozma niyet ve gayretleri. 

Thaçi ve Mustafa’nın ortak planı tıkır tıkır işlerken, hiç hesap etmedikleri, bir şey daha oldu. LDK kontenjanından meclis başkanı seçilen Vjosa Osmani ve LDK’lı bazı milletvekilleri, ortaklığın devamı adına ellerinden geleni yapacaklarını açıkladılar.

Hal böyle olunca, bu planın asıl sahibi olan, Amerika devreye girdi. ABD Priştina Büyükelçisi Richard Grenell, sosyal medya üzerinden; koalisyon ortağı LDK ve muhalefet partilerini, hükümeti düşürmeye davet etti. AB Büyükelçileri ise hükümetin devam etmesi gerektiğini belirterek, Albin Kurti’ye destek verdiler.

LDK ve muhalefet partileri, Grenell’in mesajını emir telakki edip, Kosova Meclisi’ni toplamak üzere harekete geçtiler. “Gücümü halktan aldım, ona hesap veririm” diyen Albin Kurti dik durdu. Fakat azınlık partileri, Kosova Demokratik Türk Partisi-KDTP dâhil, aynı duruşu sergileyemediler. Omurgasız siyaset izleyen, azınlık partilerin bahanesi çoktan hazırdı: “Bu bizim kavgamız değil.”

Haklarını teslim edelim: KDTP milletvekili Fidan Brina Jilta ve Boşnak Partisi NDS milletvekili Zikreta Aliti, red oyu kullanarak, onurlu ve dik bir duruş sergilediler.

Buna rağmen: Albin Kurti Hükümeti, 82 kabul, 32 red ve 1 çekimser oy ile düşürüldü. AB ve ABD arasındaki savaşı, şimdilik, Amerika kazandı.

Halbuki, gensorunun görüşüldüğü meclis toplantısı ve güven oylaması yapılmayabilirdi, yapılmamalıydı. Kosova Meclis Başkan Yardımcısı ve Milletvekili olan KDTP Genel Başkanı Fikrim Damka’nın, bu hususta, vebali çok büyük.

Damka, Kosova Meclis Başkanlık Kurulu toplantısında, hayır oyu kullanmış olsaydı, meclis genel kurul oturumu yapılmayacaktı. Damka’nın ikinci hatası, güven oylamasında, ne istediği belli olmayan bir konuşma yapması ve ardından tek çekimser oyu kullanmasıydı. Bu yaklaşımla, KDTP’nin de mensubu olduğu, hükümete sırt çevirmiş oldu. Partisinin ve Türk toplumunun itibarını zedeledi.

Durum bu olunca, soru da şu oluyor: Zor zamanda sorumluluk alamıyorsanız, rüzgâra göre yelken açıyorsanız hükümet ortağı olmanın ve hatta siyaset sahnesinde yer almanın ne manası var?

Yeri gelmişken: KDTP’deki gelişmelere dair notlar birikiyor. Fakat bunlar, ayrı bir yazı konusu. 

Artık toparlayalım.

Güven oylamasında kabul veya çekimse oy kullananlar: “Kosova’nın toprak bütünlüğünü hiç kimse ile müzakere etmem” diyen, yolsuzluk ve hırsızlığa karşı savaş açan bir başbakanın yanında durmamıştır. 

İnsan olmanın ilk şartı: Hakk’ın yanında, haksızlığın karşısında yer almaktır. Haksızlığın karşısında duran, hem Hakk’ın hem de halkın gözüne girer. 

Bir soru daha: Kosova’nın seçilmiş başbakanı ve hükümetinin yanında olup, halkın takdirini kazanmak yerine; ülkenin zenginliklerini talan eden, halkı soyan ve ülkenin çıkarlarını hiçe sayanlarla saf tutmak akıl kârı mıdır?

Yazı boyunca, çuvaldız elimizdeydi. İğneyi de kendimize batıralım: “Türkiye Kosova’dır, Kosova Türkiye’dir” dedik, diyoruz. Peki, bunlar yaşanırken, hariciyemiz ne yaptı, yapıyor? Cevap oldukça kısa ve net: Hiçbir şey!

Bu da ayrı bir yazı konusu. Ama başka bir yazının.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Prizren’den merhaba

Maho’dan kurtulalım dedik Allah madem öyle alın size Fiko dedi. Fiko daha şimdiden bin kez Maho’yu arattı.
  • Yanıtla

Ayhan Kardeşime

Balkanlar’da Türkiye’nin en büyük düşmanı FETÖ’dür. Ayhan Demir bu yapıyı deşifre eden mühim şahsiyet ve çok kıymetli gardaşımızdır. Allah CC razı olsun.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı