• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Dayton’un yan etkileri

09 Aralık 2020


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

Atalar sözüdür ve şöyledir: Eğri cetvelden, doğru çizgi çıkmaz. 

Bir de bu var: Nasıl başlarsan, öyle gider.

14 Aralık 1995 tarihinde imzalanan ve 1992-95 Bosna Hersek Savaşı’nı durduran Dayton Anlaşması, eğri bir cetveldir. Bu cetvelden çıkan tüm çizgiler eğri başladı, eğri gidiyor. Öyle ki ülkenin tüm idari mekanizmaları kilitlenmiş durumda.

Dayton, her ne kadar barış anlaşması görünümünde olsa da sadece bir ateşkesten ibaret. Bosna Hersek’te, silahlar sustu, ölümler durdu. Ancak hiç kimse baltalarını gömdüğü yeri unutmadı. 

Dayton Anlaşması; Bosna Hersekli Boşnakları, Hırvatları ve Sırpları aynı çatı altına toplasa da ülkede birlik ve dirliği sağlamadı, sağlayamadı. 

Bosna Hersek toprakları, Bosna Hersek Federasyonu ve Bosna Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki bölgeye ayrılmış durumda. Coğrafi değil, siyasi, etnik, kültürel ve dini bir ayrışma. Bu ayrışma; siyasetten eğitime, emniyet teşkilatından medyaya kadar hayatın her alanına sirayet etmiş bulunuyor. 

Bunu biraz daha açalım.

Devlet televizyonu BHT’nin yanında, iki ayrı entite televizyonu da bulunuyor: FTV ve PTPC. Bosna Hersek Milli Takımı maçlarını Bosna Hersek Federasyonu’na ait FTV veya diğer Boşnak televizyonları yayınlanıyor. Buna karşılık Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne ait PTPC veya diğer Sırp televizyon kanalları, Sırbistan’ın maçlarını yayınlanıyor. 

Bosnalı Sırplar, Bosna Hersek bayrağı altında, uluslararası bir organizasyonda başarı elde eden hiçbir takımı veya sporcuyu desteklemiyor. Sırp medyası, elde edilen başarıları görmezden geliyor, yok sayıyor.

Her iki entitenin alfabeleri de farklı. Bosna Hersek Federasyonu’nda Latin alfabesi, Sırp Cumhuriyeti’nde Kiril alfabesi kullanılıyor. Okullarda, üç etnik unsurun kendi bakış açılarına göre, farklı farklı tarih dersleri okutuluyor. Bosna Hersek Federasyonu’ndaki okullarda, sanki hiç yaşanmamış gibi, Sırp, Karadağlı ve Hırvatların gerçekleştirdiği soykırımlardan ve tecavüzlerden bahsedilmiyor. Ne var ki Hırvatlar ve Sırplar kendi tarihlerini anlatabiliyorlar.

Bir devletin en temel vazifesi, emniyet teşkilatı üzerinden asayişi temin etmektir. Bosna Hersek, bu konuda da bölünmüşlük yaşıyor. Bosna Hersek’teki polis teşkilatı, entite ve kanton düzeyinde örgütleniyor. Sabıka kayıtları ortak bir havuzda toplanmıyor, ortak bir telsiz frekansı bulunmuyor. 

Mesela, arabanız çalındı. Şansınız yaver gitti ve hırsızların peşine düşecek bir polis devriyesi bulabildiniz. Ancak bu kadarı size yetmeyebilir. Batı Saraybosna’da işlenen bir suçun zanlıları Bosna Hersek Federasyonu’ndan, Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne gidebilir.

Polis ekibi, birkaç kilometre sonra durup, entite sınırları bittiği için “kusura bakmayın, yetkim buraya kadar” diyebilir. Bu durumda: Batı Saraybosna polisi, zanlıları takibe devam etmek için, Sırp Cumhuriyeti’ne bağlı Doğu Saraybosna polis teşkilatını durumdan haberdar etmek, izin almak zorunda. 

Bosna Hersek’teki polis teşkilatının bölünmüşlüğü, en çok suçluların işine yarıyor. Bosna Hersek Federasyonu sınırları dâhilinde çaldıkları arabalarla, Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne geçebiliyorlar. Eğer parçalayıp satmazlarsa, Batı Saraybosna’daki işbirlikçileri vasıtasıyla, aracın sahibinden para talep edebiliyorlar. Bazen kendi arabasını yeniden satın alanlar bile olabiliyor.

Uzatmayalım, ama devam edelim.

Hazreti Mevlana şöyle söylüyor: “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.” 

Bosna Hersek’teki üç etnik unsur, aynı dili konuşuyor ama anlaşamıyor. 

Millet olmak, ortak bir toprak parçasına sahip olmak kadar, ortak bir anlam dünyasına sahip olmayı da gerektirir. Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar, kâğıt üzerinde Bosna Hersek vatandaşı olsalar da, bir türlü Bosna Hersekli olamıyorlar.

Bosna Hersek’te, ‘milli’ ve ‘millet’ kavramlarının üç farklı anlamı var. Bu doğrultuda: Bosna-Hersek Federasyonu ile Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin, ‘milli gün’ olarak kabul ettiği tarihler de birbirinden farklı. 

Bosna-Hersek Federasyonu, resmi tatil ilan edilen, 1 Mart’ı “Bağımsızlık Günü” olarak kutluyor. Bosnalı Sırplar, bugünü kabul etmiyorlar. Sıradan bir gün gibi, iş yerlerine gidip çalışıyorlar. 

Bosna Sırp Cumhuriyeti ise 9 Ocak’ı “Bağımsızlık Günü” olarak kutlamayı tercih ediyor. Ancak artık onlara bu da yetmiyor. Sık sık gündeme getirdikleri “bağımsızlık referandumu” ile ayrılık taleplerini resmi hale getirmek istiyorlar. 

Bosnalı Sırplar, Bosna Hersek’in, ilerlemediğinde devrilecek bir bisiklet olduğunun farkındalar. Devlet mekanizmalarını tıkamak ve uluslararası toplumu Bosna Hersek’ten usandırmak istiyorlar. Fakat kurdukları rüya, tam bir kâbusa dönüşebilir. Bosnalı Sırpların her fırsatta gündeme getirdikleri “bağımsızlık referandumu” talebi, idam sehpaları haline gelebilir. 

Bir gün Bosnalı Boşnaklar da “Bosna Hersek sınırları içerisinde Bosna Sırp Cumhuriyeti olsun mu, olmasın mı?” sorusuna cevap arayabilirler. Bu sebeple Bosnalı Sırplar, can sıkıcı bir cevap almadan, Bosnalı Boşnakların sabırla imtihanını tadında bıraksalar çok iyi olacak. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Aziz Eray

Türkiyenin kıymetini bilelim. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim ülkemizin büyük ve gerçek bir devlet olduğu tartışmasız. Avrupa ve Amerika Kosova ve Bosna gibi kartondan devletler inşa ederek onları parmağında oynatıyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23