• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Batı Türkistan’da, Doğu Türkistan Buluşması

13 Ekim 2021


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

Doğu Türkistanlı sivil toplum kuruluşları, 8-11 Ekim 2021 tarihleri arasında bir araya geldiler. 13’ncü Dünya Doğu Türkistanlılar Kardeşlik Buluşması’nı gerçekleştirdiler. Aynı zamanda, 4’üncü Doğu Türkistan Milli Birlik Şurası’nı.

Bu seneki buluşma ve şuranın üst başlığı “Değişen dünyada Doğu Türkistan: Yeni zaman, mevcut durum, yeni politika” oldu. Dünü, bugünü ve yarını ile Doğu Türkistan davası masaya yatırıldı. Sorunlar konuşuldu, çözümler arandı. Geleceğe yönelik, yeni politikalar belirlendi.

Bundan önceki toplantıların adresi Türkiye idi. Bu sefer, Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna oldu. Biz de maaile, bu toplantıya iştirak ettik.

Uluslararası Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Başkanı Hidayet Oğuzhan, bu tercihlerinin sebebini şöyle izah ediyor: “Bosna Hersek gönül coğrafyamızın bir parçasıdır. Yakın tarihi de bizimle örtüşüyor.”

Çin zulmü altında inleyen Doğu Türkistan’ın dertlerini Batı Türkistan’da konuşmak. İşte burası, oldukça kıymetli. Aynı zamanda, zihin ve eylem birliği adına, önemli bir adım.

Doğru okudunuz: Bosna Hersek, Balkanlar veya Rumeli’de değil, Batı Türkistan’dadır. Ve doğusu-batısı, kuzeyi-güneyi ile ‘Büyük Türkistan’ın bir parçasıyız.

“Bosnalılar Türk müdür?” demeden önce, Papa II. Baschalis’in, Ağustos 1100’de Roma’da, kaleme aldığı fermana kulak verelim: “Müslümanlar eşittir Türkler.”

Bu ifade sizi tam tatmin etmediyse, 1980 yılında Tiran’da Arnavut Bilimler Akademisi tarafından yayınlanan, Bugünün Arnavut Dili Sözlüğü’nde yer alan ‘Türk’ maddesine bir göz atalım: “1. Türkiye’de yaşayan veya Türkiye asıllı birey. 2. Müslüman.” (Sayfa 2042)

Kosova Bilim ve Sanat Akademisi’nin ilk başkanı olan Arnavut şair Esad Mekuli’nin “Türk, Elhamdülillah!” şiiri de oldukça dikkat çekicidir: “Sen bir Türk’sün, sen bir Türk’sün, / Onlar gök gürültüsü gibi gürlediler, / Ve bir gün bizden biri çığlık attı: / Ben bir Türk’üm elhamdülillah!”

Hâlâ ne söylediğimizi anlamayan varsa, Sırp kasabı lakaplı Ratko Mladiç’e kulak versin: “İşte 11 Temmuz 1995’de Srebrenitsa’dayız. Ve nihayet, isyanların ardından, bu bölgede Türklerden intikam alma zamanı geldi.”

Ratko Mladiç, 10 Nisan 2013 tarihinde, Lahey’deki duruşmasında, gizli tanıklardan bir tanesine “Türk, a… a… Türk annesi!” demişti.

Mladiç, Srebrenitsa’da, kan veya gen anlamında, tek bir Türk olmadığını bilmeyecek kadar ‘cahil’ midir?  

Elbette, hayır.

Aksine, şunu çok iyi biliyor: Tarihte, ırk ayrımına dayanan, bir ‘Türk’ tasavvuru yoktur. Türk olmak, ırk değil, inanç ve bilinç meselesidir.

Hepsinin üzerine şunu ilave edin: Yunanistan, isminin başına ‘Kuzey’ ifadesi ekleyince kadar, Makedonya’yı tanımadı.

Sanırım, mesele şimdi daha bir netlik kazandı. 

Neyse, uzatmayalım, ana konuya dönelim.

Doğu Türkistan’ın acıklı durumu hepimizin malumu. Uygurlar ve diğer Müslüman Türkler, büyük bir acımasızlığın ortasında, derin bir merhametsizliğin içindeler. 

Mezalim, soykırım ve barbarlık. Ne ararsanız var.

İşte, birkaç örnek…

Çin hükümeti, Doğu Türkistanlıların aile mahremiyetini açıkça ihlal ediliyor. Etnik han çinlileri, istedikleri zaman, Müslümanların evine gelebiliyor; istedikleri gibi yiyip içip, yatabiliyorlar. 

Müslüman bacılarımız, zorla, etnik han çinlileri ile evlendiriliyor. Ayrıca doğum kontrolü politikası adı alında; zorla kürtaja tabi tutuluyor ve kısırlaştırılıyorlar.

Komünist Çin, İslami usullere göre, düğün ve cenaze töreni yapılmasını engelliyor. İslami ve Türki semboller içeren geleneksel kıyafetleri de yasaklayarak, kültürel baskı uyguluyor.

Dert bir değil, iki değil.

Müslüman Türklerin, namaz kılmak, oruç tutmak, başörtüsü takmak ve içki içmemek gibi, en temel insani ve İslami hakları bile engelleniyor. Cami, mescit ve türbeler, yıkılıyor veya eğlence mekânı haline getiriliyor.

Kimlik kartı, memuriyet ve iş istihdamı konularında da ayrımcılığın zirvesini yaşıyorlar. Siyasi görüşlerini dile getiremiyor, ana dillerini kullanamıyorlar. Ayrıca eğitim hakları çeşitli kotalarla kısıtlanıyor. 

Doğu Türkistanlılar, Çin işgali altındaki öz vatanlarında, potansiyel terörist muamelesi görüyorlar. Zorunlu göçe tabi tutuluyorlar. Basın ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı, söz konusu bile değil.  

Bitmedi, bitmiyor.

Müslüman Türklerin seyahat özgürlükleri de fiilen engelleniyor. Telefonlarına yüklenen uygulamalar ile her türlü özel veya resmi görüşmeleri dinleniyor. İnternetten temin ettikleri veya kendi oluşturdukları tüm fotoğraflar, videolar ve diğer belgeler de denetim altında tutuluyor.

İnanması zor gelebilir ama köle gibi pazarlanıyor ve zorla çalıştırılıyorlar. Haksız gözaltılar, keyfi tutuklamalar ve işkenceler ise artık hayatın doğal akışı içinde kabul ediliyor. 

Bölgede yaşananlar, Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği tarafından bir rapor haline getirilip, yayınlamış. Bulup, okumanızda fayda var. Ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler, www.ethrw.org adresini de ziyaret edebilir.

Kısaca: Doğu Türkistan, maalesef, çağımızın Endülüs’ü haline geldi. Doğu Türkistanlılar, büyük bir çaresizlik içindeler. Bizler ise ondan daha büyük bir vebalin altındayız.

Orada olanları, seyretmekle yetinmek. Belki bir basın açıklaması yapmak, kınamak veya tel’in etmek. Artık bunlar yetmiyor.

Bir Doğu Türkistan atasözü şöyle söylüyor: “Bugün göz yumduklarımız, yarın bize göz açtırmayacak olanlardır.” 

Yaşanan zulme, herkes seyirci kalabilir. Fakat Türkiye, böyle bir şeye, kayıtsız kalamaz.

Bizim susmamız, tepkisiz kalmamız; aslımızı inkâr etmemiz anlamına gelir. Çünkü aslımız, haktır ve hakkaniyettir. 

Gücümüz yetse de, yetmese de vazifemiz budur.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Çok yazık

Doğu Türkistan ne yazık Bosna kadar gündem olmuyor. İyi ki varsınız.
  • Yanıtla

erisman

Allah Türk milletini ve ümmetiMuhammed(sav) korusun üzülmeye gerek yok çünkü Hak ile batıl kıyamete kadar savaşacaklar.Yanlız bu makaleyi sayın Doğu Perinçek okursa üzülecek adam aşırı derece moskova ve mahçup.Ne Amerika ne moskof nede mal kahrolsun kafirler bize düşen çok çalışıp ekonomik bağımsızlığımızı kazanmak ve nüfus sayımızı artırmak ve inançlı nesiller yetiştirmek .
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23