MHP muhalefeti Apo’nun idamında, başörtüde neredeydi?
MHP’nin parti içi muhaliflerine şaşıyorum..
Devlet Bahçeli’ye muhalefet edeceklerse..
Bugüne kadar ne çok sebep vardı..
Taa 1999’dan başlayalım..
18 Nisan 1999 milletvekili seçimleri sonrasında..
MHP Milletvekili Nesrin Ünal, başörtülü olarak seçmenin karşısına çıktığı halde, TBMM Genel Kurulu’na geldiğinde başını açarak yemin etmişti..
Türkiye’de başörtü yasağının daha yıllarca devam edeceğinin kıvılcımı idi bu..
MHP içinden hiç kimse, bu “ikircikli tavır”a itiraz etmedi..
Oysa çok net bir “yanlış” idi bu..
Din istismarı kokan..
Seçmene gittiğinizde, “Başörtü yasağını ancak biz kaldırırız” söylemi ile oyları toplayan..
Bir milletvekili adayını da..
Başörtülü hanımlar arasından göstererek..
Yasağı kaldırma konusunda ciddi olduğunu iddia eden..
Ama seçim yapıldıktan sonra..
Hemen tornistan eden bir parti..
Bir kişi bile karşı çıkmadı, bu “yanlış”a..
Tek yanlış bu mu?
Tabii ki onlarca yanlış var..
18 Nisan 1999 milletvekili seçimlerine girerken, en önemli vaadlerinden birisi de..
“Apo’yu Kızılay’da idam edecekleri” taahhüdü idi..
Seçimden 7 ay sonra, Apo hakkındaki karar kesinleşti..
Ama MHP yönetimi, idam kararının rafa kaldırılması konusunda, bir şekilde ikna edildi..
Bir-iki milletvekili dışında..
O “yanlış”ta da MHP içinden ciddi bir muhalefet göremedik..
Yine aynı süreçte..
İmam Hatip mezunlarına üniversiteye girişte “katsayı” uygulaması, YÖK tarafından başlatıldı..
“Bizim tabanımızın önemli bir kısmı, İmam Hatip liselerindendir. Bu uygulama ile, biz kendi ayağımıza kurşun sıkmış oluruz” demeleri ve bu uygulamayı engellemeleri gerekirken.. MHP içinden bu konuda da tek itiraz işitemedik..
Doğrusunu söylemek gerekirse, MHP yönetimi bu “yanlış”ları yaparken, kartel medyası da hep destek verdi..
Belki MHP içinden bu “yanlış”lara itiraz etmeye niyetlenenleri de, hedef gösterdi, susturdu..
O süreçten sonraki bir yanlışı daha, MHP yönetiminin “hata listesi”ne ekleyeyim..
7 Haziran 2015 seçim sonuçlarını yanlış okudular..
AK Parti ile kurabilecekleri koalisyon ile, ülkenin aylarca hükümetsiz kalmasının önüne geçebilirlerdi..
Yapmadılar..
Niyetleri hakkında bir suçlamada bulunmak istemiyorum..
Ama sandık sonuçlarına saygı gösterip, en iyi uzlaşabilecek iki partinin; AK Parti ile MHP’nin koalisyon ortaklığı kurarak hükümet olmaları gerekir iken, Devlet Bahçeli bu ihtimali en başından kapattı..
Bu hata yapıldığında da, MHP içinden hiç kimse itirazda bulunmadı..
“Ülkeyi hükümetsiz bırakmak doğru değildir” diyen olmadı..
Haydi kendileri koalisyon ortağı olmak istemediler..
“AK Parti’nin tek başına kuracağı azınlık hükümetine dışardan güvenoyu veririz” vaadinde bulunan da çıkmadı..
Koray Aydın’lar, Meral Akşener’ler, Ümit Özdağ’lar, Sinan Oğan’lar..
7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasındaki süreçte, MHP yönetimine ciddi hiçbir itirazda bulunmadılar..
Şimdi geldik 2017 anayasa değişikliği oylamasına..
Aktardığım süreçte, bu kadar vahim hatalar yapılırken içlerinden hiçbir muhalefet söylemine fırsat vermeyen MHP’de, bugün isyan eden edene..
Oysa ortada ne var?
MHP’nin seçim vaadlerini masaya yatırdığımızda..
Anayasa değişikliği ile MHP vaadleri arasında çelişen ne var?
Anayasa’nın şu maddesinde, bu maddesinde eften püften değişiklikler yapılmak isteniyor.
“Öyle de olsa olur, böyle de olsa olur” babından değişiklikler..
MHP tabanını rahatsız etmeyecek yenilikler..
Ama MHP’nin içindeki “istemezükçüler” itiraz ediyorlar..
Dün başörtü yasağındaki vahim hataya kimse itiraz etmezken..
Bugün Anayasa Mahkemesi’nin iki subay üyesinin görevine son veren değişikliğe itiraz eden MHP’liler..
Dün, Apo’nun idam edilmesini rafa kaldıran mutabakata itiraz etmeyen..
“Bizde yönetime itaat şarttır” diyen..
Ama HSYK’nın yapısının değiştirilmesine, şimdi ölümüne itiraz eden MHP’liler..
MHP’li bir koalisyon hükümeti döneminde, İmam Hatip liselerine katsayı zulmünün reva görülmesine ses çıkarmayan MHP’liler..
Ve şimdi, partili cumhurbaşkanına isyan eden MHP’liler..
Çelişkiyi görüyor musunuz?
İsyan edilecek konularda sessiz kalanlar..
“Farketmez” denilecek konularda, isyan eden MHP’liler..
•
Ben isterim ki..
Hangi parti olursa olsun..
Sadece parti de değil..
Hangi dernek, sivil toplum kuruluşu..
Hangi tarikat, hangi grup olursa olsun..
Herkesin vazgeçilmezleri olmalı..
Yönetime itaat, disiplin açısından önemli olabilir..
Ama “esaslı” noktalarda, “itaat” kavramının arkasına saklanarak, hiç kimse kendi kafasındakileri tabana dayatmamalı..
Yönetimin her dediğine “Eyvallah” demenin vahim sonuçlarını, dün MHP’nin başörtülü milletvekiline başını açtırmasında yaşadık..
Apo’nun idamının ertelenmesinde yaşadık..
Yakın tarihte, FETÖ’nün tepesindeki isme, körü körüne itaat eden saf insanların istismar edilmesinde yaşadık..
Bugün tersinden..
Yönetime itaat edilmesi gereken bir konuda..
Başörtü gibi.. İHL konusu gibi.. Apo konusu gibi çok önemli olmayan bir konuda..
MHP yönetiminin aldığı karara..
Sırf muhalefet etmiş olmak için..
“Hayır” diyenlerin örneğini yaşıyoruz.
Yönetimin “Evet” dediği teferruata ilişkin konularda, “Hayır” diyenlerin itaatsizliğini yaşıyoruz..







