Sporun içinde Filistin ve Doğu Türkistan da olmalı (2)… Mustafa Karahasanoğlu Camii ve …
Siyonist anlayışının İslam coğrafyasındaki temsilcisi İsrail’in akıttığı Müslüman kanı, masum ve mazlum insanlara gerçekleştirdiği işkenceyi gördükten sonra (ki şuan buna şahit oluyoruz), ‘Sözün bittiği yer’ kelimesinin ne manaya gediğini daha iyi anlıyor insan. Her vicdan sahibi ‘insanın’, İsrail’in bu vahşetine eliyle, diliyle, gücü yetmediği yerde kalbiyle karşı gelmesi gereken bir süreç. Bu karşı koyuşun, nizam ve şekliyle neresindeyiz? Tam bir imtihan, tam bir sınav! Dünya’ya geliş gayemiz ve yapmamız gereken görev sorumluluklar kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim, önderimiz Peygamber Efendimizin örnek hayatında mevcut. Bu bilinç bize, mazlum ve mağdurun yanında, zalimin karşısında olmak gibi bir görev ve sorumluluk yüklüyor. Bu bilinci her daim ayakta-canlı tutmak, sadakatimizi her ortam ve şartlarda haykırmamız gibi bir vazife var. İşte, bunun en can alıcı örneği Filistin ve Doğu Türkistan’da Müslümanlara yaşatılan mezalim…
Hak din ve imandan yoksun, siyonist ve haçlı zihniyetin üstesinde gelinmesi gereken bir sürecin içindeyiz. Doğru ya, karşı koyuşu nasıl gerçekleştireceğiz? Hiçbir şey yapamıyorsak, sesimizi yükselterek. Yaşanmışlık örneklerinden yola çıkarak. Bir önceki yazımıza konu olan ‘Filistin Günü’ etkinliği. Etkinlik kapsamında Konyaspor ile Filistin takımları futbol müsabakasında birliktelik oluşturdular. Tek bir amaçları vardı, Filistinli kardeşlerinin yalnız olmadığı, bölgedeki kanın bir an önce durdurulması gerçeğini tüm dünyaya haykırmak. Bunu da atılan sloganlar, açılan pankartlar, söylenen ezgilerle gerçekleştirdiler. Konya’da bu anlamlı organizasyon sürdürüldüğü zaman diliminde, Filistin’de zulüm, işkence ve ölüm devam ediyordu. Kısa süreli bir değişim olmadı belki ama, ‘Karınca ve Hz. İbrahim’ kısasında verilmek istenen, bizlerin de alması gereken, gerçeklerin saklı kalmaması. ‘Safın’ ve ‘niyetin’ belli olması adına önem taşımakta…
MİLLİ TAKIM İSRAİL’İ BOYKOTTA NİYE YOK!..
Spor camiasının içinde yer aldığı durum-tabloyu ibretle izliyoruz. Kamuoyunun gözü önünde, çocuk ve gençlere rol model olarak şahıs ve bunların uygulamalarından sorumlu kurumların uygulamaları önem taşıyor. Önceki gün Konya’da gerçekleşen örnek dayanışmanın bir benzerini, ülkenin dört bir yanında gerçekleştirebilirsek, bu yolda ‘mağlup’ değil, galibiyet adına çaba sarf etmiş oluruz. Bakın, A Mili Futbol Takımız bir hafta içinde üç maç oynadı. Oynadığı takımlar içinde İtalya ve Fransa. Yardım konusunda her fırsatta Filistin’de katliam yaşatan İsrail’in yanında. Futbolun önde gelen isimleri olmaları da hesaba katarak, üstelik bu maçlar ülkemizde oynanması fırsatıyla, maç bahanesiyle ‘Filistin’e destek, İsrail’e karşı koyuş’ şeklinde bir toplu harekete geçirebilirdi, elbette. Nasıl yapılacağının en canlı örneği Konya’da yaşandı. Ayağımıza kadar gelen bu fırsatı maalesef değerlendirme ne cesaret ne de yürekliliğini gösterebildik. Bırakın topu-mermiyi-uçağı-iha-siha’yı, düşmanlara karşı sesimizi bile çıkaramıyoruz. Tribünden slogan atmak, saha kenarına pankart açmak gibi ‘ucuz’ hareketlerden bile çekinir olduk. Ondan sonra diyoruz ‘Söyleyin bize neler oldu!’ Evet, ne olduysa parça parça-küçük küçük oldu. Dahası, ‘İnandığımız gibi yaşamadığımız için, yaşadığımız gibi inanmaya başladık’, maalesef…
İRLANDA VE AVUSTURYA’DAN İSRAİL’E TEPKİ
Başımızı kaldırıp etrafımıza da mı bakmıyoruz! Doğru ya bakmak yetmez, görebilmemiz, anlayabilmek önemli. Dünyanın farklı ülkelerinde örnekleri oldukça fazla. A Milli Futbol Takımımızın Kocaeli ve Bursa’da oynanan maçlarda, Filistin’e destek hassasiyeti görmemezlikten gelindiği süreçte, İrlanda ve Avusturya takımlarının teknik direktör, oyuncu ve taraftarından İsrail’e lanet vardı. 27 Eylül’de Macaristan’da oynanması beklenen İsrail-İrlanda karşılaşması için, İrlanda Milli Takım Teknik Direktörü Hallgrimsson’un “Soykırıma karşı oynuyoruz. İsrail’le değil, İsrail’e karşı oynuyoruz.” ifadeleri kullanması ne kadar yerindeyse, bu sözlerine katil sürüsü İsraillilerin Futbol Federasyonu ‘Salak, cahil ve ikiyüzlü’ şeklindeki küstahça cevabına, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kuruluna katılan Michael Martin’den de sert tepki gelmesi, o kadar da doğru. Martin, İsrail’in yaptığı açıklamalarla ilgili “Bu açıklamalar kabul edilemez ve geri alınmalı” diyerek, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “Gazze’deki Filistinlilere yönelik, Genel Sekreter olarak görev yaptığım yıllar boyunca tanık olduğum hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım dalgası yaşandı.” sözlerini hatırlatıyor. UEFA Uluslar B Ligi 3. Grup Avusturya-İsrail müsabakası öncesi maçın oynanacağı Linz kentinde toplanan göstericiler, protestosu vardı. Göstericiler, “Filistin’deki tüm insanlar için barış, haysiyet ve adalet!” ve “Futbol, savaş suçlarını örtbas etmek için kötüye kullanılmamalıdır!” sloganları attı. Avrupa Birliği-İsrail Ortaklılığı, Avusturya Silahlı Kuvvetlerinin de İsrail ile olan işbirliği anlaşmasının derhal feshedilmesi çağrısında bulundular. Tüm bu yaşananları, Filistin konusuna özel hassasiyet gösteren Anadolu Ajansı’nda yer alan haberlerden öğreniyoruz….
UEFA, FIFA, FIBA GİBİ KURULUŞLARIN İSRAİL’E YAKINLIĞI…
Filistin’de işgal ve kan akıtmaya doymayan katil sürülerini temsil eden İsrail, futbol, basketbol ve diğer spor branşlarda faaliyetlerini sürdürüyor. Gün geçmiyor ki sporun çatı kuruluşları olarak tanımlanan UEFA, FIFA, FIBA gibi kuruluşlar seyirci-kaldığı yerde, ellerinde Müslüman kanı bulunan ve gerçekleştirdiği işgal-işkence-soykırımlarla adı terörist olarak anılmaya başlayan siyonistleri, İsrail’i temsilen takım ve sporcuları spor alanlarında görülmesin. Duyarlı vicdanlarca kabul edilmeyecek, adil olmayan böylesi bir sürece bir tepki de Uluslararası Af Örgütü’nden geldi. Af Örgütü Direktörü Steve Cockburn, yaptığı yazılı açıklamada Gazze ve Batı Şeria’daki işgali ve soykırımına rağmen İsrail’e UEFA tarafından uluslararası alanda yer açıldığını kaydederek “FIFA’nın İsrail’i uzun süre önce gasbedilen Filistin topraklarında bulunan futbol kulüpleri nedeniyle sistemden çıkarması gerekiyor. Düzenlenen organizasyonlardan İsrail kulüplerine verilen paraların gaspedilen Filistin topraklarındaki yasa dışı işgali sürdürülebilir kılma riski taşıyor… İsrail’e tepki göstermeyen siyasi liderlerin ve spor organizasyonlarının İsrail’in dokunulmazlığını artırdığını belirterek, “Taraftarlar hesap sormak, adalet ve adil oyun istiyor. Kurallar çiğnenirken, işgal, apartheid ve soykırım devam ederken kafamızı başka yere çeviremeyiz…” şeklinde, Anadolu Ajansı’nda yer alan haberdeki sözleri o kadar anlamlı ve yerinde ki. Sahi FIBA sürecin neresinde derseniz? İsrail basketbol takımını uluslararası organizasyonlardan men etmediğini, temsilcimiz Beşiktaş’ın Sırbistan’da İsrail ekibi Maccabi Tel-Aviv ile oynadığı Avrupa Ligi’nin (EuroLeague) ikinci hafta karşılaşması. FIFA ve UEFA gibi FIBA’nın da soykırımcı İsrail’i destekler tavır-taraf takınması, bu kurumların Rusya’nın futbolda, uluslararası müsabakalardan gerek milli takım gerek kulüp bazında men edilmesi kararını hatırlatıyor. UEFA, FIFA, FIBA ve IOC, aldıkları kararlarda sık sık çifte standart uygulamakla ve ikiyüzlü davranmakla eleştirilen kurumlar olarak anılıyor olması hiçte boşuna değil. Ne diyelim!
Allah (cc) bizler kadar ilgili ve yetki sahiplerinin, yaşanan ve yaşatılanlardan ders/dersler alanlardan eylesin. Amin.
MUSTAFA KARAHASANOĞLU CAMİİ VE KUR’AN KURSU
Gazetemiz Yeni Akit’in kurucusu rahmetli Mustafa Karahasanoğlu ağabeyimiz, Yeni Akit ailesi ve sevenlerini ‘Mustafa Karahasanoğlu Camii ve Kur’an Kursu’ açılışında bir araya gelmesine vesile oldu. 74 yıllık ömrü Hak ve hakikat davasına adayan değerli büyüğümüz merhum Mustafa Ağabeyimiz adına yaptırılan cami açılışında, 30 yıla yakın bir süredir Akit ailesinin bir ferdi olarak, Mustafa Ağabeyimizin bize bıraktığı, Allah’ın rızasını kazanmak için Hak ve hakikate bağlılığının haz, heyecan ve sorumluluğunun ne manaya geldiğini, külliye açılışına katılanların sözleri, ortamın manevi atmosferiyle bir kez daha yaşadık. Nuri Karahasanoğlu ağabeyimizin günün anlam ve önemiyle ilgili konuşmasında, Mustafa ağabeyimizin iyilik, yardım, hayır yolunda amel defterinin kapanmaması düşüncesi her daim var olduğunu, o defterin kapanmaması, insanlığa faydalı olması adına, onun amaçladığı cami ve Kur’an Kursu’nu tamamlayıp, açılışının gerçekleştirildiğini belirtti. Huzur ve huşu içinde olsun, duasına hep birlikte ‘Amin’ dedik…
Karahasanoğlu ailesinin yaptırdığı Külliye’nin manevi atmosferinde, merhum Mustafa Karahasanoğlu ağabeyimizin vefatının yıl dönümünde Ali Ağabeyimizin kalem aldığı bir yazısındaki şu ifadeler geldi aklımıza; “Rahmetli ağabeyimin en önemli hassasiyetlerinden birisi de, ezik Müslümanlara yaklaşımı idi. Ezik dindarları asla hoş göremezdi. İnandıklarımızı, cesur şekilde haykırmamızı her daim isterdi. “İman var ise, imkân da vardır” ilkesini, Erbakan hocadan özümseyerek almış, bu gayretle, tarih de bir başka örneği olmayacak şekilde, kıt imkânlarla bir ulusal gazeteyi çıkarmayı başarmıştı.” Ali Bey’in dünkü yazısında yer alan, “Çevredeki camilere yardımcı olurken, kendisinin de bir camiyi yaptırıp bitirme niyeti hep dillendirdiği bir arzusu oldu. Hayatta iken başlayıp bitiremedi. Kardeşleri ve çocukları olarak bizler, onun amaçladığı camiyi elhamdülillah yapıp bitirdik.”. Elhamdülillah.
Peygamber Efendimiz Buyuruyor; “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” Mustafa Karahasanoğlu Camii ve Kur’an Kursu’nda kıldığımız Cuma namazımızı eda ederken, hoca efendinin ‘Cami ve Sosyal Hayat’ konulu hutbesinde geçen “Her cami, bir istikamet pusulası, bir tevhit nişanesi ve bir vahdet merkezidir. Birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, gönüllerimizi birbirine kaynaştıran ülfet ve muhabbet yeridir…” sözleri, niyetlerin ve bu niyetin yerine getirilmesinin önemine bir kez daha dikkat kesildik. Mustafa Karahasanoğlu ağabeyimizin ve ebediyete göç eden değerli büyüklerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Mekânları cennet, makamları âli olsun inşallah.
Allah (cc), ömrünü hayır ve hayrata adayanlardan razı olsun, inşallah. Âmin.







