Milli gazete de mi tesettürlüyü hedefe koydu?
CHP’lilerin çok sevdiği Mustafa Sandal’ın eşi, batan fonlardan 11 milyar TL’lik çıkış yapmış. Bunu konuşabilir miyiz? Hayır, konuşamayız.
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün kardeşi İsmet Öğüt, benzer şekilde fonlardan 3 milyar TL’lik çıkış yapmış. Bunu konuşabilir miyiz? Hayır, bunu da konuşamayız.
CHP milletvekili iken Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in uyuşturucu raporunu değiştirmek karşılığında kendisinden 5 milyon dolar alan Mustafa Erdem’i konuşabilir miyiz? Hayır, onu da konuşamayız.
Peki ne konuşacağız? AK Partili eski bakanın 1,1 milyar TL’lik fon çıkışını konuşacağız. Tamam, onu da konuşalım. Konuşuyoruz zaten. İlk adım atıldı. AK Parti’deki idari görevlerinden istifa etti.
Eleştirilen AK Parti’nin söz sahibi olduğu Adalet Bakanlığındaki savcılar mal varlığına tedbir koydu. Paraların geri alınacağına dair resmi yetkililerden ardı ardına açıklamalar geldi. AK Parti ile eski bakanın yaptığının yanlış olduğunu hepimiz söyledik.
Peki CHP’lilerin yaptıklarını söyleyen bir yöneticisi var mı? Yok. Onlar kendi paçalarından akan pisliğe bakmadan bütün okları AK Parti’ye yöneltmiş durumdalar. Kendi mahallelerinde fon yolsuzluğu derseniz dört misli, beş misli yolsuzluk yapanları konuşmuyorlar. Fon yolsuzluğu bir kenara, resmen sahte evrak düzenletmek için rüşvet alan milletvekillerini konuşmuyorlar. AK Partili eski bakanı gözümüzün içine sokuyorlar.
Dün Akit’in manşetinden tavrımızı net olarak dillendirdik. Hazreti Peygamber’in, “Hırsızlık yapan kızım Fatma da olsa cezasını veririm” hadis-i şerifini hatırlatarak suç işleyen kim olursa olsun cezasının verilmesi gerektiğini belirttik; suç işlediği iddia edilen kişileri savunmadık.
Ama bakıyoruz, Milli Gazete’nin yöneticileri olan kardeşlerimiz manşet atmışlar. Sözcü yapsaydı, Cumhuriyet gazetesi yapsaydı, içlerindeki başörtülüye düşmanlığı bu vesileyle dile getiriyorlar derdim. Ama Milli Gazete’nin yöneticilerinin ailelerinin de hemen tamamı başörtülü.
Fon yolsuzluğu yapanların içerisinde niye başörtülüyü bulduğunuzda beline kadar yırtmacı olan Mustafa Sandal’ın karısını manşete koyamadınız? Başörtülülere düşmanlığınız neden? Veya beline kadar yırtmacı olan CHP yandaşlarına gösterdiğiniz bu muhabbet nereden kaynaklı?
Birine isnat edilen fon yolsuzluğu 2 milyar. Diğerine isnat edilen fon yolsuzluğu 11 milyar TL. Sorayım Milli Gazete yöneticilerine: 2 mi büyük, 11 mi? Niye 11 milyarlık yolsuzluğu haber yapmıyorsunuz, manşete çekmiyorsunuz da 2 milyar TL’yi manşet yapıyorsunuz? Bu kadar mı şaşırdınız, bu kadar mı yoldan çıktınız?
5 milyon dolar rüşvet alan CHP milletvekilini niye gizliyorsunuz? “Soyan Soyana” manşetinin içerisine CHP’li milletvekilini niye ekleyemiyorsunuz? Bülent Kaya’nın milletvekilliği mi düşer? Mustafa Kaya bir daha milletvekili olamaz diye mi korkuyorsunuz? Şerafettin Kılıç’ı biz CHP dışında nasıl milletvekili yapabiliriz diye endişe mi ediyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanının kasasını size açtı; onun için de yolsuzluklarını yazmıyorsunuz, bunu anladık. Peki diğer CHP’li vekillerin yolsuzluklarını niye yazamıyorsunuz? Nerede sizin dürüstlüğünüz?
Önce “ahlak ve maneviyat” diyordunuz. Şimdi “din dersi kaldırılsın” diyenlerle yol yürüyorsunuz! Düne kadar “Fabrika yapan fabrikalar kuracağız” diyordunuz. Şimdi “Katar katar satıldık” diyenlerle ortaklık yapıyorsunuz.
Yeni Asya gazetesinin yayın çizgisi de gerçekten ibret verici. Bediüzzaman Said Nursi’den ibretlik cümleler aktararak bize hırsız avukatlığı yapan Yeni Asya ekibi, düne kadar lekelenmeme hakkı üzerine bize tavsiyelerde bulunurken... Biz AK Partili eski bakanın “lekelenmeme hakkı olduğunu” söylemeksizin; “İddialar açıklığa kavuşturulmalı, soruşturulmalı, cebe atılan haksız bir para varsa iade edilmeli” diyoruz.
Yeni Asya grubu, düne kadar Ekrem İmamoğlu için dillendirdiği lekelenmeme hakkını unutmuş; AK Partili eski bakanın da ötesinde tüm partilileri mahkûm etmeye çalışıyor. Düne kadar Ekrem İmamoğlu’nu savunmak için “Hasan İmamoğlu’nun yaptıklarını ayrı değerlendirmek gerekir” diyorlardı. Hasan İmamoğlu’nun yaptıklarından Ekrem İmamoğlu’nun sorumlu olmadığını söylüyorlardı. Ama şimdi AK Partili bir eski bakan üzerinden bütün AK Partilileri hedef tahtasına koyuyorlar.
Lekelenmeme hakkını da çöpe attılar, masumiyet karinesini de unuttular, suçların ve cezaların şahsiliği prensibini de rafa kaldırdılar. Çünkü onlar bu kavramların gerçekten uygulanmasını istiyor değillerdi. CHP’li Ekrem İmamoğlu’nu savunmak için bu kavramları önümüze koyuyorlardı. Aynı kavramlar bir başka olay söz konusu olduğunda hemen çöpe atıldı.
Karar gazetesinden Ahmet Taşgetiren bugün yazacaktır: “AK Partili eski bakan bizi utandırdı” diyecektir. Evet, AK Parti’de siyaset yapmış bir isim, hele hele tesettürlü bir hanımefendi, kenarından köşesinden böyle bir yanlışın hiçbir yerinden geçmemiş olmalıydı. Ama bunu söylemeye bizim hakkımız olsa da... Ahmet Taşgetirenlerin böyle bir söylemi dillendirmeye hakları olabilir mi?
Onlar değil mi belediye personelini önce yatağa atıp sonra maaşa bağlayan ve ahlaksızlığını Karar gazetesindeki hacılara, hocalara savunduranlara siper olanlar? Kurban paralarını hiç edenlerin savunuculuğunu yapanlar, şimdi nasıl olur da fon yolsuzluğunda hemen iki günde bütün cezaların kesilip defterlerin dürülmesini isteyebiliyorlar?
Yapılan tüm eleştirilere rağmen ben “hodri meydan” diyorum. 25 yıl öncesine göre bugünkü SPK mevzuatı, yolsuzlukları önleme noktasında çok daha önemli tedbirler içermektedir. 15 yıl öncesine göre bugünkü mevzuat, yine çok daha iyi yolsuzlukları önleyici maddeler içermektedir. “Daha iyi olsun” diyebilirsiniz. “Yolsuzlukları önleme noktasında daha geniş tedbirler alınması için şu düzenlemeler de yapılmalıdır” diyebilirsiniz. Ama AK Parti iktidarının, gerek SPK mevzuatında gerekse diğer mali mevzuatta yolsuzlukların önünü açacak, düne göre tedbirleri azaltan bir tane değişikliğini gösteremezsiniz.
Her şeyde bir hayır vardır. Bir AK Partilinin böyle bir yolsuzluk soruşturmasında adının geçmesinden asla memnuniyet duyamam. Ama hırsızları savunanların, uçkurunun faturasını belediyeye ödettirenlerin savunuculuğunu yapanların, şimdi kullandıkları kavramları nasıl unuttuklarını göstermeleri açısından fon yolsuzluğu; şer görünen ama bize hayırlar getirebilecek bir tokattır. Yeter ki karşımızdaki çakalların riyakârlıklarını anlatabilelim. Şahsi menfaatleri için dindar bir Cumhurbaşkanını devirmeye kastedenlerin gerçek yüzlerini ortaya koyabilelim.







