25 yıldır niçin seçimleri kazanıyor? İşte bunun için!
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, son fon yolsuzluğu soruşturması ile ilgili kimi yerde acımasız, kimi yerde vefa yüklü, kimi yerde kararlı, kimi yerde şefkat dolu bir konuşma ile AK Parti’nin kimliğini bir defa daha halka açıkladı.
1 milyonun altındaki parti üye sayıları ile şişinenler duysunlar...
400 bin mi, yoksa 401 bin mi rakamları ile oyalananlar duysunlar...
Erdoğan açıklıyor:
“11 milyon 710 bine ulaşan sayımızla sadece Türkiye değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biriyiz.”
Samimiyeti, ihlası, dik duruşu, ne düşünüyorsa onu söyleyen tavrı ile “Sizlerle samimi bir muhasebe yapmak istiyorum” diyerek konuya giriyor Erdoğan.
“Ben” demiyor.
“Bu hareket benimle birlikte doğdu” demiyor.
Birçok gazeteci, birçok siyasetçi, AK Parti’nin teşkilatını bir kenara, Tayyip Erdoğan’ı tek başına bir yana koyup Erdoğan’ın ağırlığını daha fazla gösterirken; bizzat Erdoğan, “Biz bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bu mukaddes değeri bizden sonrakilere şanla, şerefle teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. Dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır” diyor.
“Biz olmasaydık sen olmazdın, biz olmasaydık parti olmazdı” demiyor.
“Biz omuzlarımızda sadece bugünün değil, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir” diyor.
Kendisini istisna etmeksizin tüm partililer için, hatta dünya genelindeki aynı inanç ile hareket edenlerin hepsini kastederek, “Ben olmazsam hareket olmaz diyen varsa çok büyük gaflet içindedir, büyük bir yanlış içindedir” tespitini yapıyor.
Ve sokaktan gelen bir cumhurbaşkanı olarak, kahve kahve dolaşarak, davasına insan kazandırmak için geceyi gündüzüne katarak çalışan, halkın içinden çıkan bir cumhurbaşkanı olarak tüm partililere hatırlatıyor:
“Biz bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktık. Biz bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde helalinden kazanıp harcayan, ezilen o gariplerin, yoksulların hakkını, namusunu savunmak için, onların başını her zaman dik tutmak için kurduk. Biz burada garibin hakkını korumak için varız.”
Dikkat buyurun...
AK Parti’de bakanlık koltuğuna kadar yükselen bir ismin etrafındaki parasal iddiaların henüz ispatlanmadığı bir süreçte, küçücük bir ihtimalin bile ne kadar mide bulandırıcı olduğunu hatırlatırcasına, yürünülen yola hangi ideal için girildiğini net olarak anlatıyor, hatırlatıyor Erdoğan:
“Bizim millete, ümmete, insanlığa hizmet davasında aramıza kimse giremedi, giremez” diyerek, hem geçmişte yanlış yapanlar var ise onlara, hem bundan sonraki süreçte sapma ihtimali olanlara, hem de kendisinin başında olduğu siyasi çizgiye kara leke sürmeye kalkışan muhalefete mesajını açık yüreklilikle vermiş oluyor.
Erdoğan’ın “Millete, ümmete, insanlığa hizmet edeceğiz. Düşük değerden fon alıp yüksek değerden satmayacağız” mesajı artık bir yerlerde yankı bulmuş olmalıdır.
Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı yanlışları savunmak için “Herkes yapıyordu” denilmeyeceğini, tilkiliği meşrulaştırmaya çalışarak “Ticaret de mi yasak?” denilmeyeceğini, “Borsada hisse alan herkesi istifa ettirin o zaman” savunmalarının yapılmayacağını Erdoğan haykırmış oluyor.
Erdoğan’ı eleştirenler, özellikle de bizim mahalledekiler...
Alnı secde görenler...
İki gündür başörtülü bir hanımefendinin fotoğrafını basıp fon yolsuzluğunun tek sorumlusu o imiş gibi manşet atıp beline kadar yırtmacı olanların, aynı fon yolsuzluğunda o başörtülüden 6 kat fazla para götürdüğünü gizleyen bizim mahallenin kıskançları...
Bakın, Erdoğan gerçeği nasıl haykırıyor:
“Biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, yağmurda, karda, sıcakta yollara düşenlerin, fedakarlık yapanların, on milyonların partisiyiz. AK Parti bu milletin kurduğu, büyüttüğü, en kritik zamanlarda desteğini, duasını esirgemediği bir siyasi harekettir.”
Ekrem İmamoğlu için onlarca iddia konuşuldu, tartışıldı.
Ekrem İmamoğlu’nu ve CHP’deki diğer belediye başkanlarını, o partiden yolsuzluk yapanları savunanlar bu net duruşu gösterebildiler mi?
“Seccadelerini gözyaşları ile ıslatanlar” diye cümle kurup onların haklarını asla çiğnetmeyeceklerini söyleyebildiler mi?
Ne dediler?
“Lekelenmeme hakkı var.”
Ne dediler?
“Masumiyet karinesi var” dediler.
Erdoğan öyle mi diyor?
Hayır...
Erdoğan, lekelenmeme hakkı olmadığını söylemiyor ama “Seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların haklarını kimseye yedirmeyiz” diyor.
Ve gerçeği şöyle aktarıyor:
“Böyle kalabalık bir hareketin farklı niyetlerle hareket edenleri olabilir. 25 yılda bunun her türlü örneğini gördük. Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü, kimileri yolunu şaşırdı, kimileri nefsinin esiri oldu, kimilerini şeytan aldattı, kimileri bu kutlu hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birinin hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik.”
Bu tespitlere itiraz eden var mı?
“Hayır, hesap sorulmadı. Seccadeyi gözyaşı ile ıslatanların hakları yerde kaldı” diyebilen var mı?
Biliyorum, emeklilerin haklarını koruma iddiası ile FETÖ’cüler bu yazının altına doluşacaklar.
Kusura bakmasınlar...
Bana AK Parti öncesinde emekli ne maaş alıyordu, şimdi ne maaş alıyor, bunun kıyaslamasını yapsınlar.
AK Parti iktidarı öncesinde aynı durumdaki emekliler aldıkları emekli maaşı ile kaç ekmek alabiliyorlardı, bugün kaç ekmek alabiliyorlar, söylesinler; geriye mi gidiş var, ileriye mi gidiş var, birlikte değerlendirelim.
Ve CHP’de asla görmediğimiz, Yeni Parti’de asla görmediğimiz, tam aksine “Başkanımızı yedirmeyiz” diyerek haram paralarla gösterilerin yaptırıldığı sol kesimde asla görmediğimiz dik duruş, Erdoğan tarafından dokunaklı sözlerle bakın nasıl gösteriliyor:
“Yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz. Bizim farkımız budur.”
Ve benim hâlâ konduramadığım, bir tesettürlü insanın asla yapamayacağına inandığım, 255 TL’den alıp 4.500 TL’den satılan fon hisseleri ile ilgili olarak sorumlu gösterilen eski milletvekili için söylendiğini düşündüğüm şu cümle, Erdoğan’ın girdiği seçimlerin hemen tamamını nasıl kazandığını da gösteriyor:
“Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Omuz vermiş hiç kimseye vefasızlık etmeyiz. Devletin malına el uzatanla bizim işimiz olmaz, olamaz. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Mücadele azmini yitiren varsa soluklansın. Kenara gelmiyorsa millete hizmet davasının hakkını versin.”
Bir değil, iki değil, onlarca fuhuşçusu, onlarca rüşvetçisi, onlarca yolsuzu olan CHP kaç kişi için aynı cümleyi kurabildi?
AK Parti, etik olmayan ilk davranışta, bu resti çekti..
Nokta.







