--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fitne fesat devrinin Müslümanlarıyız!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
0

Her çağ kendi karakteriyle anılıyor. Yani her dönemin bir karakteri var. İyilerin ve iyiliğin, kötülerin ve kötülüğün hüküm sürdüğü zamanlar gibi. İster yaşadığımız çağa “fitne fesat devri, ahir zaman devri” deyin, imanımızı kurtarma çağındayız. Milletimiz çok çetin ve zor imtihanlardan geçti. 

Yıllarca insan haklarından, inanç özgürlüğünden, dürüstlükten bahsedenler olağanüstü dönemlerin yaşanmasına sebep oldular. Ezanlar sustu. Bizi biz yapan değerlerimiz kalktı/kaldırıldı. Kendi kutsallarımızla irtibatımız kesildi. Batı’ya Bâtıl’a götürülme “uygarlık” diye yutturuldu, harf inkılabıyla da mâzimizden koparıldık. Camilerimiz depo ve ahır hâline getirildi, satıldı. Bu millete bunlar yaşatıldı. 

Bugünlere geldik. Bu günlerde başka bir imtihan/sınav dönemindeyiz. Her Peygamberin kavminin helak sebebi olan bütün günahların, rezilliklerin hepsinin yaşandığı/yaşatıldığı, küresel güçlerin de bütün imkanlarıyla yaydığı çağdayız. “Helal/haram, günah/sevap, meşru/gayri meşru” kavramlarının unutulduğu unutturulduğu bir dönem. Her hâl ve şartta yaşanan bir dinimiz var. Mazeretler uydurmayalım. Fitne ve fesat devri de olsa dinimizi yaşayalım. “Üsveyi hasene” örnek Müslüman olarak hayat tarzımızda gösterelim. 

Tarih şunu söylüyor: Helak olan bütün kavimlerin, milletlerin, Ad, Semud, Lut kavminin helak sebebi ekonomi değil, ahlaksızlıktır. İnsanımızın bütün değerlerini yok etme yarışına girdiler. İtimadın, güvenin ve güvenirliğin kaybolduğu, kaybettirildiği dönemdeyiz. Ahlak ve değerlerimize karşı açılan savaş tüm hızıyla devam ediyor.

Milletimizin evladını, namusunu emanet ettiği zamanlardan, emanet etmekten çekindiği, korktuğu zamanlara denk gelmek ‘güvensizlik ve ahlaksızlığın’ bu çağın vebası olduğunun ispatıdır. Bu devirde yaşadığımız bir facia da Siyonist Yahudiliğin tarihi rolünü canlandıran şer ve terör devletlerin korkunç cinayetleri, caniliği, zulmü ve katliamları. İnsanlık alemi, Gazze’yle birlikte zulmün ne anlama geldiğini öğrenmiş oldu. Dünyadaki bütün kötü sıfatların ötesinde vahşi bir yaratıktır İsrail. Bu çağın Firavun’u. Allah’a karşı savaş açmış, peygamberleri öldürmüş “lanetlenmiş” bir kavim. Büyük şer cephesi. Bu katil, öldürmeden ve kan içmeden yaşayamaz. 

Çünkü yaşamak için öldürmesi gerektiğine inanıyor. 

Kıyamet ortamı yaratarak dünyaya hâkim olacağına inanıyorlar. 


Hayat; iyilerle kötülerin mücadelesi şeklinde geçiyor. Hak mutlaka galip gelecektir.

Kim yaparsa yapsın, hırsız kimden olursa olsun savunulmamalı. Kim hırsıza ve arsıza sahip çıkarsa onun suç ortağı olmuş olur. Bizim değerlerimize göre yolsuzluk ve hırsızlık haramdır ve yiyeni iflah etmez. 

Bir başka gerçek; işlenen her kötülük önü alınmazsa kabul görür, zamanla meşrulaşır. 

Toplumda güven duygusu zedelenir, yardımlaşma ve toplumsal dayanışma da zarar görür.

İnsan, kirlendikçe elinin dokunduğu her şeyi kirletiyor. Bozuldukça bozuyor. Dünya çok kötü günler geçiriyor. Hedefte insan var, değerler var. İffet ve ahlak var. Ar ve namus var. 

Kısaca hedefte insanı ayakta tutan ve yaşatan değerler var.

Ahlaksızlık ve hayasızlık, çıplaklık ve teşhircilik, LGBT ve cinsiyetsizlik dünyadaki bütün kötülüklerin başında geliyor. Nükleer silahtan daha tehlikeli bir etkiye sahip. 

İnsan neslinin devamı tehlikede! Ülkemiz örgütlü kötülüğün hedefinde.


Toplumun geniş bir kesimi gece hayatını bir hayat tarzı olarak kabul ediyor. Her geçen gün karartılmış hayatlarla yüzleşiyoruz. Dün güvenle dolaştığımız sokaklarda bugün kumar, fuhuş ve uyuşturucu çeteleri cirit atıyor. Dünya hiç bu kadar güvensiz ve tehlikeli bir yer olmamıştı. Bu çağ, aydınlık yarınlarını kaybetti. Utanma duygusunu, ar ve namusunu, iffet ve edep duygusunu kaybetti. Dünya yeniden Lut kavmi dönemini yaşıyor. Örgütlü kötülük her aracı silah gibi kullanıyor. Sosyal medya bunların başında yer alıyor. Kötülük zehrini oradan zerk ediyor. İnsanlık Lut kavmi döneminin kuşatması altında. Dünya güvenli yer olmaktan çıktı. Önce maneviyat, manevi kalkınma. Önce insan, önce ahlak. Beynimize yerleştirilen “Batı uygarlığı” bütün kötülüklerin, savaşların ve soykırımların hem anası hem de babası olmuştur. İsrail terör devletinin emrine girerek, İslam aleminin ve bütün dünyanın başına bela eden bu batı değil mi? Bendini yıkan, önüne geleni alıp götüren bir kötülük seliyle karşı karşıya bulunuyoruz. 

O kötülüğün arkasındaki güç Batı. Ülkemiz yüzyıllardır kötülük çetesinin hedefinde. Şimdi bir de Fon krizi, hem ülkeyi, toplumu ve kurumları sarstı hem de başörtülü insanların nasıl olup da borsada milyonlarını milyarlara dönüştürecek kadar haram helâl ölçülerini göz ardı edebildikleri sorusunu kazıdı zihinlere. Allah’a, âhirete, hesap günü’ne inanan bir Müslüman, nasıl olur da hırsızlık, yolsuzluk, komisyonculuk yapabilir? Tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz dikebilir? Hak etmediği bir şeyi rahatlıkla midesine indirebilir? Harama el uzatabilir? Mümin, inanan emîn / güvenilir kişidir. Emanete asla hıyanet etmeyecek, emniyeti teminat altına alabilecek bir şahsiyettir. Tabii amel ettiği müddetçe. 

Peygamber Efendimizin hadislerinde tarif ettiği “mümin şahsiyet” özelliklerinin hemen hepsinin hızla hayatımızdan çekilip gittiği devirdeyiz. Devir; ahlâk davası zamanı, asil bir dava ahlâkını içten içe besleme, yeşertme ve büyütme zamanıdır!

Ayağa kalkmak istiyorsak yüzümüzü Allah’a dönmek zorundayız. İnsanlığın kurtuluşu için bu reçeteden başka çare yoktur. Kurtuluşumuzun adresi belli. Tek çare Allah korkusu, her kalpte olmalı. Yeter ki bu kutsala yolculuğumuzu her zaman amellerimizle gerçekleştirelim. Kur’an-ı Kerim ve hayat tarzı olarak bizlere yaşayışıyla gösteren Peygamber Efendimizin hadis-i şerifleri sünneti seniyyesi. Şu hadislerle amel edilse yeter! “Aldatan benden değildir. Emanete hıyanet eden, bizden değildir. Göz göre göre bir malı gasb eden bizden değildir.”

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle