--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Maşallah Kemal’ime, maşallah!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

CHP, önceki gün kararını açıkladı: “Anayasa değişikliği için, Mahkemesi’nde iptal davası açmayacağız..”

Tam isabet..

Yetmez ama, çok güzel bir karar..

Neydi o eski CHP?

Anayasa değişikliği daha TBMM’de yeni kabul edilmiş iken..

Cumhurbaşkanı tarafından henüz kabul edilmemiş iken..

Kısacası, dava açma süresi daha başlamamış iken..

Anayasa Mahkemesi’ne koşmuşlardı..

Anayasa Mahkemesi de..

“Siz şaşırdınız mı? Daha Resmi Gazete’de yayınlanmamış değişiklik için iptal davası açılır mı?” diye reddetmişti..

O rezilliği yaşayan CHP’nin..

Şimdi iptal davası açmak için yasal süre başladıktan sonra da..

Dava açma yerine, kendi görüşünü halka anlatma yolunu tercih etmesi... 

Güzel bir davranış..

•

Dün bir güzel hareket daha geldi CHP’den..

İstanbul Maltepe’de CHP’li bir kadının saldırısına uğrayan başörtülü kız öğrenci, Kemal Kılıçdaroğlu tarafından ziyaret edildi.. Geçmiş olsun dileğinde bulunuldu..

Tamam, işte bu.

İnsanların kılık kıyafetleri sebebi ile hakarete uğramaması, saldırıya maruz kalmaması.. Her siyasi partinin ortak hedefi olmalı..

Başı açığın kıyafet hakkı için ter ter tepinip, başörtülü için “Bana ne canım” derseniz..

İşin başında, halkın büyük bir çoğunluğunu karşınıza almış olursunuz..

Umarız ki, dünkü başörtülü mağdur öğrenciyi ziyaret, CHP için başlangıç olur..

Bundan sonraki tüm olaylarda da, aynı tavrı tekrarlamaktan çekinmezler..

• 

Bir anlığına..

Tersini düşünelim..

CHP eski çizgisinde ısrarcı olup..

Anayasa Mahkemesi’nde dava açsaydı..

Ne olacaktı?

Bir sürü tartışma..

En başından..

“Değişiklik gereği Anayasa Mahkemesi üyelikleri sona erecek olan yüksek mahkemedeki iki subay, iptal talebini görüşmeye katılabilirler mi, katılamazlar mı?” tartışması..

Bir kesim diyecek “Katılamazlar.”

Diğer kesim diyecek ki, “Katılırlar.”

Al sana üçüncü dünya savaşını çıkartma yolunda, amansız bir tartışma konusu..

“Aaaa.. Anayasa Mahkemesi’nde subaylar mı var” diyeceksiniz..

Maalesef var..

Kenan Evren amcamız, 12 Eylül anayasasını yaptırırken.. En kilit yerlere askeriyeden üyeler yerleştirmiş ki..

İş sağlam olsun..

Özellikle o tarih itibari ile, 11 kişilik Anayasa Mahkemesi’nde iki üye subaylardan olursa..

Sonrasında da, CHP’nin kadrolu avukatı Yekta Güngör Özden ve benzerleri sayesinde 11’de 6 çoğunluğunu sağlamak çantada keklik olacaktı.. Nitekim de öyle oldu. Anayasa Mahkemesi’ndeki askeri vesayet daha yeni kırıldı.. (Bugün Cumhurbaşkanı’nın Anayasa Mahkemesi’ne bir siyasi partinin kadrolu avukatını seçtiğini düşünün. Ne kıyametler kopar.. Ama önceki sistemde, Yekta Güngör Özden, CHP’nin kadrolu avukatı olduğu halde, Anayasa Mahkemesi’ne atanmış ve yıllarca o mahkemede üyelik, başkanlık yapmıştı.)

Anayasa Mahkemesi’nde iki subayın varlığını unutmamız biraz da..

Son yıllarda Anayasa Mahkemesi’nin, eski yasakçı kimliğini terkedip, hızla özgürlükçü bir kimliğe bürünmesinden kaynaklanıyor...

Anayasa Mahkemesi özgürlükçü kararlar verdikçe.. Üyeleri arasında iki subayın bulunduğu gerçeği de, gözlerden kaçırılıyor..

Oysa 28 Şubat sürecinde..

Refah Partisi idi..

Ardından Fazilet Partisi idi..

Ardından az kalsın AK Parti’ye bile..

Kapatma kararı çıkarılacağı tartışılırken..

Üyelerin hepsinin doğumu, geçmişi, daha öce nerede görev yaptıklarına ilişkin bilgiler, en ince ayrıntısına kadar ezbere biliniyordu..

Şimdi Anayasa Mahkemesi özgürlükçü olunca..

17 üyeden ikisinin subay olduğu..

O iki subayın, TSK’da iken mahkemeye atanan bildiğimiz subaylardan olduğu gerçeği unutuldu..

16 Nisan’da, işte bu subayların yüksek mahkemedeki görevinin sonlandırılmasını da oylayacağız.

Ama bu oylama öncesinde, CHP iptal davasını açsa idi.

Anayasa Mahkemesi’nde “TSK’dan seçilen iki subay olsun mu, olmasın mı?” sorusunu önce, şu an halen görev yapan iki subayın bulunduğu heyet cevaplandıracaktı.. 

Yani iki subay, kendileri ile de ilgili karar vermiş olacaklardı..

Aşağı tükürsen sakal.

Yukarı tükürsen bıyık..

CHP’nin iptal davası açmama kararı ile.. Muhtemel bu tartışmayı da, bir çırpıda atlatmış olduk..

•

Şunu da hatırlatayım..

CHP’nin iptal davası açması, kendi açısından da büyük bir çelişki olurdu..

Bir yandan, halkoyuna sunulan değişiklik ile “Yasama organının yetkilerinin daraltıldığı”nı iddia ediyorsunuz..

Yeni değişiklik ile, “TBMM’nin gücünün azaltılacağı”ndan şikayet ediyorsunuz..

Bir yandan da..

Bugün daha güçlü olduğunu söylediğiniz o TBMM’nin, güçlü iken yaptığı bir değişikliği beğenmeyip, 17 kişilik Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini istiyorsunuz.

Açık bir çelişki değil mi bu?

TBMM’nin güçlü olmasını istiyorsanız..

Etkin olmasını istiyorsanız..

“Saygın” olmasını istiyorsanız.

Sizin önce, bugünkü TBMM’ye saygı göstermeniz gerekmez mi?..

TBMM’nin aldığı halkoyuna sunma kararına saygı göstermeniz gerekmez mi?..

TBMM’nin güçlü olmasını istiyorsanız.. Bırakın TBMM, bu gücü kendi kararları ile hayata geçirsin.

17 kişilik Anayasa Mahkemesi kararı ile TBMM’ye tanınacak “güç”ten kime ne hayır gelebilir ki?

•

CHP Genel Başkanı’nın başörtülü mağdur öğrenciye geçmiş olsun ziyaretinde bulunması da, kendisine sık sık yöneltilen “İslam karşıtı tavır içinde bulunduğu” eleştirilerine bir fren getirecektir..

Olması gereken budur..

Mağdurun kimliğine bakılmaksızın, haksızlığa uğramasına karşı çıkılması, mazluma sahip çıkılması; siyasetçilerin hiçbir zaman terketmeyecekleri net tavırları olması gerekir..

CHP’nin bu yeni çizgisine, Şanal Sarıhan gibi, Mahmut Tanal gibi, Elif Doğan Türkmen gibi  başörtü yasakçıları ne der, bilmiyorum..

Ama eski çizginin, CHP’ye iktidar yolunda tüm ümitleri kapattığı ortada..

İktidara yaklaşmaya bir niyetleri var ise.. Yeni yol, tek çıkış yoludur!

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle