--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Küçük kardeş değilsiniz, ama Atatürk’çüsünüz!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
1

Oktay Saral başdanışmanlıktan ayrılınca, Karar gazetesi pek bir sevinmişti.

“Aliyev’in dediği oldu” diye başlık atmışlardı.

Başörtüsü yasakçısı Aliyev, despotluk kararında inat ediyor.

Başdanışman Saral, sadece ve sadece, “Başörtüsü yasağında ısrarcı olmayın” dediği için, Azerbaycan tarafından hedef tahtasına konuluyor.

Türkiye, kısır tartışmaya girmemek için, bir adım atıyor.

Başörtüsü yasağına itiraz eden Saral, istifa ediyor.

Bünyesinde müftü çocukları, ilahiyat profesörü çocukları, imam çocukları, kendileri hafız olan yazarların bulunduğu Karar gazetesi, “Aliyev’in dediği oldu” başlığı ile, sevinç gösterileri yapıyor.

Oysa benim kendilerine farklı bir başlık önerim var:

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesi ile, İzmir’in ünlü Atatürkçü çizgisindeki lisesinin bahçesinde, Alman valsi ile bayram kutlanmış.

Onun için de, “CHP kazandı. Tayyip Erdoğan kaybetti.’ diye yazsanıza..

“24 yıldır iktidar olan AK Parti’nin temsil ettiği, ‘Bayramı vals ile değil, dualarla kutlayalım’ önerisinde bulunan dini hassasiyetleri olan insanlar kaybetti, Alman valsi ile kutlayanlar kazandı” diye yazsanıza..

Eğer “İzmir Atatürk Lisesi öğrencileri, Alman valsi ile bayramı kutlamışlar ama, bu sene etek boyunu biraz uzatmışlar. Taviz vermişler..” diye düşünüyorsanız..

Onu bırakın da, Cumhuriyet haber yapsın.. 

Cumhuriyet gazetesi de aynı mantıkla, şu haberi yapabilirdi: 

“Alman valsinden taviz vermedik ama... Etek boyunu da uzatmak zorunda kaldık. Liseli kızların, iç çamaşırları görünecek şekilde hareketler yaptığı danslar artık sona erdi. Mustafa Sarıgül, Muhittin Böcek, Özkan Yalım, Tanju Özcan kafalı mahallemizin sapkınlarının gözlerini faltaşı gibi açıldığı o iç çamaşırlarının sergilendiği gösterileri artık göremiyoruz. Taviz verilmesini kınıyoruz!”

Cumhuriyet, bir yandan emperyalizm karşıtlığı iddiasında bulunurken, bir yandan da Alman valsinin uzun etekle hiç de güzel olmadığını içeren bir habere imza atabilirdi..

Yapmamışlar...

Ama, Azerbaycan’dan ismini arama motoruna yazdığınızda, karanlık karanlık işlere karıştığına dair suçlamalara muhatap olmuş bir adam bulmuşlar.

Rauf Arifoğlu’nu bulmuşlar, konuşturuyorlar:

Türkiye’deki başörtüsü yasağının savunucusu Kemalist Cumhuriyet, Azerbaycan’daki başörtüsü yasağının savunucusu Rauf Arifoğlu’ndan alıntılıyor:

“Azerbaycan hiçbir iktidarın küçük kardeşi değildir.”

Eyvallah, “Küçük kardeş değiliz” diyorsanız..

Biz de “Küçük kardeşsin.. her şeyini bana vereceksin” demiyoruz zaten..

Ama, “Atatürk’ü, Cumhuriyeti, Anadolu halkını seviyoruz!” diye niye devam ediyorsunuz?

Küçük kardeş değilseniz, Atatürk’ü niye abi olarak görüyor, onun izinden gittiğinizi söylüyorsunuz?

Atatürk’ü seviyorsunuz da, “Tayyip Erdoğan’ı seviyoruz” niye diyemiyorsunuz?

Küçük kardeş olmak istemiyorsanız, bir başka devletin liderini, kendinize rehber olarak gösterip, kendi ülkenizi niye (küçük kardeş benzetmesindeki alınganlığınızda haklı iseniz) küçültüyorsunuz?

Türkiye’de dahi, Atatürk’ün seveni var, sevmeyeni var iken. Atatürk’ün bir dönemini severken, diğer dönemini sevmeyenler var iken.. 

Atatürkçüler bile, “Hangi Atatürk” diye kitaplar yazarken..

Siz 10 milyonluk Azerbaycan’ın tamamının, Atatürk sevgisi ile yanıp tutuşuyormuş gibi bir algıyı niye oluşturmaya çalışıyorsunuz?

Küçük kardeş olmak, sizin onurunuzu rencide ediyorsa, Atatürk’ün izinden gitmek üzerinden niye gururlanıyorsunuz?

Geçelim...

Kin ve nefretini ele veriyor, Azerbaycanlı Arifoğlu.

Cumhuriyet de, dindara nefreti sebebi ile, ortak noktayı bulmuş, çok seviyor, Arifoğlu’nu.

Ve şu sözleri adeta alkışlayarak aktarıyorlar, sayfalarından:

“İster iktidarda olsun, ister muhalefette, dinci ve mezhepçi çevrelerde sevilecek tek bir özellik yok. En azından bizim için öyle. Onlar da bizi sevmiyorlar.”

Utanmaz adam...

İlkokul çağındaki çocuğun başını örtmesine itiraz ediyorsun. Engelliyorsun. Sonra dinci olarak yaftalıyorsun. Sonra sevilecek hiçbir yanı yok diyorsun.

Buradaki Kemalist ahlaksızlar da, “Biz Türkiye’de bunları yenemedik, Azerbaycan’daki kardeşlerimiz bu işi başardı” diye sevindirik oluyorlar.

Ama hatırlayın..

Türkiye’de de başardığınızı sanmıştınız.

Zulmettiniz. Yasaklarınızın 1000 yıl süreceğini iddia ettiniz..

Çocukları ağlattınız..

Şehid annelerini gözyaşlarına mahkum ettiniz..

‘Zulüm ile abad olunmaz’ demiş atalarımız.

Türkiye’de zulüm bitti. 

Azerbaycan’da yaptıklarınız da, üç gün sürer, bilemediniz üç ay sürer, sonunda Türkiye’dekiler nasıl tepetaklak oldularsa, sizinkiler de olur.

Nasıl 28 Şubat darbecilerinin ellerine kelepçe vuruldu ise, Azerbaycan’daki Rauf Arifoğlu’nun da ellerine kelepçeler vurulur..

Israr ederseniz, vurulur..

Benim yandığım konu ise, Cumhuriyet’in makbul bir gazeteci gibi gösterdiği kemalist Acerbaycanlının, “dinci” diye Müslümanları gösterip yaftalaması, “sevilecek yanları yok” diye kin kusması.. Bunu sadece müslümanlara yapıp, kippa ile okula aldıkları Siyonist çocukları için aynı cümleleri kuramamaları.

Niye, başını örtenleri dinci diye yaftalayıp, dışlıyorsunuz da, kippa giyenlere aynı muameleyi yapmıyorsunuz?

Yoksa siz de Siyonist misiniz?

Belki daha önemlisi...

“Sevilecek yanları yok, onlar da bizi sevmiyorlar zaten” diyor ya, Azerbaycan’ın Kemalisti...

Ben de Cumhuriyet üzerinden kemalist Azerbaycanlıya sorayım:

“Karabağ’ın işgalini sona erdiren ordunun içindeki şehidin kızını, şimdi başındaki örtü sebebi ile okula almıyorsunuz. O başörtülü kızın babası, Azerbaycan’ı sevmeseydi, canını vermezdi o vatan için.”

Öyle ya..

Kolunu Karabağ’ın işgalini sonlandırırken kaybeden baba, vatanını sevmeseydi, kolunu vermezdi. 

Şehidlere rağmen. Gazilere rağmen..

Tıpkı Türkiye’deki gibi..

Tıpkı, Kurtuluş Savaşı’nda sarıklıların şehid olduğu, sonrasında sarıkların yasaklanmasında olduğu gibi..

Tıpkı Nene hatun’ların tesettürleri ile savaştığı ama sonra o tesettürün Trükiye’de bir dönem yasaklandığı gibi..

Bu kemalist gazeteci de, ülkesindeki insanların bile kendisini “200 bin pul” diye tanımladığına bakmıyor, milyonlarca Azerbaycan Müslümanını “sevilmiyorlar” diye dışlamaya kalkıyor..

Cumhuriyet gazetesi de, “Türkiye’de  yasağı sürdüremedik. Azerbaycan ile yetinelim” dercesine..

Kemalist Azerbaycanlıyı öve öve bitiremiyor..

Heeeey.

Saadet Partililer..

Ortaklarınıza bir bakar mısınız..

Erdoğan için “kardeşiz” dediğinde Aliyev’e saldırıyorlardı..

Aliyev başörtüye yasak koyunca, Cumhuriyet’tekiler Aliyev’ci oldu..

Hiç utanmıyor musunuz..

Bu Cumhuriyet ile yol yürümekten.. İttifak yapmaktan..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle