Oluklardan kir akıyor!
Günümüzde gelinen aşamada insanlar maalesef ahlaki davranmak ihtiyacı duymamaktadırlar. Mensup oldukları inanç kurallarına sadakat beslemiyorlar. Kötülüğe karşı direnç azalmıştır ve kötülük neredeyse hoşgörüyle karşılanmaktadır. Suçlarla, kötü insanlarla nasıl başa çıkılacağı temel sorunumuzdur.
İnsanlar kurallara, yasalara göre davranır ve yaşarlar. Adil ve doğru yasalar bizleri kötülüklerden korur. Etkin ve adaletli yargılama ve köklü kurumlar sayesinde suçlularla mücadele edilebilir.
Her gün yeni bir skandalla uyanıyoruz. Haramiler ve suç makinesine dönüşmüş zanlılarla iç içeyiz. Olağanlaşan ahlaksızlık tüm topluma sirayet eder. İyiliği emreden, kötülüklerden men eden insanlar olmadıkça maalesef bu gidişin önünü almak mümkün olmayacaktır. Suçlu psikolojisinde, sanık işlediği suçtan pişmanlık ve vicdan azabı duymamakta, sadece yakalandığına üzülmektedir. Çare, suç ve suçlularla mücadelede tavizsiz olunmasıdır.
Günümüzdeki çürüme, bozulma birdenbire olmadı. Avrupa’ya uyum hikâyesiyle yeni devrim yasaları yürürlüğe girmiştir. Eski Ceza Yasasında korunan hukuki yarar genel ahlak ve kamu güvenliği iken yeni yasada öncelikle bireysel ve özellikle cinsel özgürlük korunan hukuki yarar olarak değiştirilmiştir. LGBTİ derneklerinin kurulmasının yolu açıldı. Doğrudan fuhuş suç olmaktan çıkarıldı. Özellikle medya ve televizyonlarda rezil programlar sıradan hale getirildi. Evlilik programları ile aileyi, sapkın ilişkileri teşhir ederek toplumu çürüttüler. En çok izlenen bir dizide pavyonda çalışan konsomatrisi neredeyse örnek kadın ilan ettiler. Cılız birkaç itiraza rağmen benzer rezaletler artarak devam etmektedir.
Genel ahlaksızlığı tetikleyen sebeplerin başında; kumar, alkol, fuhuş, uyuşturucu gelmektedir. Yakın dönemde artarak büyüyen bu felaketlere karşı caydırıcı tedbirler alınmamaktadır. Sigara için gösterilen hassasiyet bu tür kötü alışkanlıklara karşı gösterilmemektedir. Aileler yıkılmakta, insanımız dejenere ve tahrip olmaktadır.
Hırsızlık, dolandırıcılık, sahtekârlık; bozulma ve çürümenin sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Neredeyse her gün bir çete çökertilmektedir. Etkin operasyonları desteklemekle birlikte bu kadar suç örgütünün hangi ortam ve aralıkta türediklerini de sorgulamamız gerekmektedir. Belediyelere yönelik soruşturmalarda/yargılamalarda ortaya saçılan pisliklerin hesabını kimlerden sormalıyız? Yılanın başı büyümeden ezilmelidir. Kamu kaynakları talan edilmeden önü alınamaz mı?
Eski belediye başkanının daveti üzerine malikanesine giden bir dostumun anlattığı tüylerimizi ürpertmelidir. Muhteşem villa, büyük bahçe, pahalı dekorasyon ve hizmetçiler, garsonlar servis yaparken eski belediye başkanının şımarık bir ifadeyle “.. dişimizden, tırnağımızdan artırdık. Zaten buraların emanetçiyiz ..” demesi üzerine kendini tutamayan misafirlerden biri “.. başkanım sizde de ne diş ve tırnak varmış..” deyince ortalık buz kesmiş. Acı ama gerçek, kamu görevi yapanlar mal varlıklarındaki olağanüstü artışların hesabını vermelidirler.
Hepimizi derin üzüntü ve öfkeye kaptıran soygunların şahı, FON krizi tüm yolsuzlukların tuzu biberi olmuştur. Halen asıl faillerin tamamı ifşa edilmemiştir. Sahtekârlar ve tamahkârların buluştuğu fon soygunu mahiyeti itibarıyla sistemin zayıflığını da göstermiştir. Soruşturmalar devam etmesine rağmen belirsizlik devam etmektedir. Ülke ekonomisine büyük zararlar veren sahtekârların derhal yakalanarak en üst seviyede cezalandırılmalarını bekliyoruz.
Hayat pahalılığının, fakirliğin önemli bir nedeni de bu yolsuzluklar ve sahtekârlıklardır. Neredeyse toplumun her katmanına yayılan açgözlülük, hırs, aldatma duygusu güvensizliğimizi artırmaktadır. Milyarları çalanlar ile bir bardak suyu, bir bardak çayı 100 TL’ye satanlar aynı saikle hareket etmektedir. Helal/ haram ölçüsü kaybedilince herkes kendi cürmü kadar aldatmaktadır.
Yeniden ahlak seferberliğine başlanmalıdır. Sahtekârların peşini bırakmayıp hesap sorulmalı ve caydırıcı cezalarla yaptıklarına pişman edilmelidir. Güzel ülkemizde huzurla yaşamak hakkımızdır.







