--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sen Kaşındın Arınç: “Adalet, Mülkün Damadı Olduğunda Bozuldu.”

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
2

Bülent Arınç’a hatırlatayım...

Senin yerine oğlunun milletvekili yapılması, AK Parti’nin ayıbıdır.

AK Parti şunu diyebilir: “Ali Bey, senin özlediğin ideal siyaset uygulaması için daha çoook atılacak adım var.”

İtiraz etmem...

Oktay Saral’ın istifa etmek zorunda bırakılması da “Yapamadıklarımızın bir örneği” değil mi?

Başörtüsü yasağını hortlatmaya kalkan, halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan Azerbaycan yönetimine, “Yapmayın, yazıktır, günahtır” dememizin bile cezalandırılmak istenmesine; “Siz kimsiniz? Biz kendi ülkemizin askeri vesayetine Tayyip Erdoğan’ıyla, Necmettin Erbakan’ıyla meydan okumuş insanlarız. Sizin ülkenizde de başka ülkelerde de Müslümanların en temel hak ve özgürlüklerini çiğnemek isteyen kim olursa olsun hatırlatırız, uyarırız” diyeceğimize...

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın istifası haberi ile uyanıyoruz...

Eee, daha sonra ne olacak?

En sonunda, “İsrail’in iç işlerine karışıyor” diye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da istifasını mı isteyecekler?

Böyle bir saçmalık olabilir mi?

Ama “Gücümüz bu kadar” dendiği an, akan sular duruyor.

“Oyun büyük..” denildiğinde, durup düşünüyoruz..

“Terörsüz Türkiye’ye adım attığımız an, dost ülkelerdeki bu yanlış uygulamaları kurgulayarak, bizi yalnızlaştırmak istiyorlar” denildiği an, “Acaba?” diyoruz..

Her somut olayda, yaptığımız kıyas şu; yağmurdan kaçarken doluya tutulmamak için bakış açımız bu: 

“CHP zihniyeti iktidarda olsaydı, Cumhurbaşkanı başdanışmanı olarak atanan bir isim, o açıklamayı yapabilir miydi?”

Soru bu..

Ben de diyorum ki, CHP’nin içinde bulunduğu bir siyasi iktidarın Başdanışmanı, o açıklamayı hiç yapamazdı ki istifa etmesine gerek olsun. 

CHP veya onların dümen suyundakilerin başdanışman yaptıkları kişiler, direkt ‘Azerbaycan’daki yasağa karşı çıkanlar DEAŞ’lı teröristlerdir’ derlerdi, olur biterdi. 

Gazze’deki İsrail soykırımı için ‘HAMAS terör örgütüdür’ demediler mi?

Bugün hiç mi olmasın; haksızlığa itiraz eden, belki itirazda aşırı ifadeler var ise, sonrasında istifa eden örnekler söz konusu.

Ama hepimiz biliyoruz ki; bu ülkenin Cumhurbaşkanı, ailesi ile, özel hayatı ile, Türkiye’deki dik duruşu ile, başörtü yasağına asla onay vermez. Bu ülkede de vermez, başka ülkede de vermez..

Dolayısıyla idealini not edelim ama, ideale ulaşacağız diye yola çıkıp dolu altında kalmayalım...

Dönelim esas konumuza.

Bülent Arınç’ın oğlunun milletvekili yapılması, ne anlama gelmektedir?

Oğul Arınç, baba kontenjanından  milletvekili yapıldı ise, nerededir kendisi? 

Niçin kendisinin 7,5 yıldır hiçbir açıklamasına şahit olmuyor iken milletvekili olmayan babasını iki günde bir medyada görüyoruz?

Niçin?

Samimi söyleyeyim; Akit TV’de zaman zaman muhalif isimler de konuk olarak programlara katılıyorlar. Onların program sırasında, bazen de reklam aralarında samimi bir sohbet esnasında, bu noktadaki eleştirilerine cevap vermekte acziyet yaşıyorum.

Ne demektir, “Babası kenara çekildi, oğlu milletvekili adayı”?

Oğlu da kendisini ispat etmiş bir isim ise, başım gözüm üstüne.

Ama sorsanız, 7,5 yıldır tek bir açıklaması/icraatı ile gündeme gelmeyen oğul Arınç yerine, durmadan baba Arınç konuşuyorsa...

Ve konuştuklarının hemen tamamı AK Parti icraatını hedef alıyorsa...

Ne dememiz gerekir?

Alın işte bize muhaliflerden yöneltilen eleştirilerde bir acziyet konusu daha...

Mesele, eleştirilere cevap verememek değil; olayların istismar edilmesinde.. Tekil örneklerin önümüze konulup, büyük bir davanın sorumlu tutulmasında... 

Bizim de kabul edemediğimiz yanlış uygulamaların; sanki CHP’deki / Yeni Parti’deki genelgeçer bir kuralmış gibi bize gösterilip, cevap istenmesinde...

Arınç’ın sözlerinde bir isabet olsa, tutarlılık olsa, samimiyet olsa, tribünlere seslenme olmasa... 

Yaptığı açıklamalara yönelik olarak, kendisine sorduğumuz sorulara boş gözlerle bakma yerine, mantıklı bir cevap verebiliyor olsa itiraz etmeyeceğim...

Ama buyurun, Bülent Arınç’ın dünkü açıklamaları için de yine soralım. Kendisinin boş bakışlarını seyreduralım...

Dün yaptığı paylaşımda Bülent Arınç diyor ki:

“Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz...”

Müsaadenizle devamını buraya almayayım...

Böyle bir eziklik, böyle bir iftiracılara şirinlik budalalığı akıl kârı değil...

Ayağında kelepçe varmış da, gazeteciliği evinden yapmak zorunda kalıyormuş da..

Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a iftira atarak, “400 koymuş, 800 almış öyle mi?” diyen bir rezil adama, “objektif gazeteci” övgüsü yapan Arınç’a bir hatırlatma yapayım.

Bakalım Bülent Bey ne diyecek?

Tarih: 26 Kasım 2020.

İsmail Saymaz, önüne gelen dindara saldırdığı gibi, AK Parti’ye o günlerde bugünkü kadar açıktan sataşmayan Bülent Arınç için yazıyor:

“Arınç’ın bozduğu adalet kantarı”

İsmail Saymaz’ın yazısının başlığı bu...

Bugünlerde bize “adalet” kavramı üzerinden, olayları çarpıtarak, CHP’li fuhuşçu-rüşvetçi belediye başkanlarının avukatlığını yapmaya kalkan Bülent Arınç için, İsmail Saymaz’ın yazdığı bir yazı...

Bakın objektif yazar neler yazıyor Arınç için:

“Arınç’ın damadı, Dr. Ekrem Yeter. Dr. Yeter, FETÖ’nün Uluslararası Sağlık Federasyonu’nun da başkanıydı. Yeter, 5 Haziran 2017’de tutuklandı. Dört günde tahliye edildi. Üç yılda beraat etti.”

Ve bu olayı şöyle yorumluyor objektif gazeteci (!) İsmail Saymaz: “Adalet, mülkün damadı olduğunda bozuldu.”

Haydi bakalım Bay Arınç, ver cevabını...

Oğul Arınç’a da buradan seslenelim..

2020 yılında sorulmuş, “Babanın görüşlerine katılıyor musun” diye..

İsmail Saymaz o yazısında hatırlatıyor:

“Babamın görüşleri bizleri bağlamaz.”

Oğlu bile “beni bağlamaz” diyor..

Ama milyonlarca AK Partili’yi üzecek açıklamalar sürüyor..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle