• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Azerbaycanlı futbolculardan İsrail maçında secdeli gol sevinci

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et

Siyonist İsrail'e olan yakınlığı ve başörtüsü yasağıyla konuşulan Azerbaycan'da FIFA U-15 Dünya Kupası maçında dikkat çeken anlar yaşandı.

Bakü’de düzenlenen FIFA U-15 Dünya Kupası’nda İsrail ile karşılaşan Azerbaycan U-15 Milli Takımı’nın oyuncuları, ilk gollerinin ardından secde ederek sevinç yaşadı.

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün ev sahipliği yaptığı, 15 yaş altı erkek futbolcular arasında ilk kez düzenlenen FIFA U-15 Dünya Kupası’nda Azerbaycan ile İsrail karşı karşıya geldi.

İLK GOLÜN ARDINDAN SECDE ETTİLER

Karşılaşmada İsrail filelerini havalandıran Azerbaycanlı futbolcular, takımlarının ilk golünü sahada secde ederek kutladı.

BAŞÖRTÜSÜ İLE OKULA GİRİŞLER ENGELLENDİ

Azerbaycan’daki devlet okullarında kılık kıyafet kuralları gerekçe gösterilerek başörtüsü kısıtlamasının son haftalarda yeniden sıkı biçimde uygulandığı, bazı öğrencilerin okul kapısından geri çevrildi.

Azerbaycan genelindeki devlet okullarında başörtülü öğrencilerin derslere katılımının engellendiği görüldü. Kısıtlamalara gerekçe olarak okullardaki kılık kıyafet yönetmeliğinin gösterildi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın Sosyal Bilimci

Sayın Aliyev, Halkınızın Sabrını Sınamayın! Azerbaycan bizim canımız, kardeşimiz, göz bebeğimizdir. Ancak kardeşlik yalnızca iyi günlerde birbirimizin sırtını sıvazlamak değildir. Gerektiğinde yanlışları söylemek, tehlikeleri önceden haber vermek de kardeşliğin gereğidir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev'e bir kardeş ülkenin vatandaşı olarak seslenmek istiyorum. Karabağ zaferiyle milletinizin gönlünde önemli bir yer edindiniz. Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü için verilen mücadele tarihe geçti. Ancak unutulmamalıdır ki savaş meydanlarında kazanılan zaferleri, milletin gönlünde kazanılan zaferlerle taçlandırmak gerekir. Son zamanlarda Azerbaycan'dan gelen bazı haberler beni ciddi şekilde düşündürüyor. Özellikle başörtülü kız öğrencilerin okullara alınmaması, öğretmenlerin kıyafetleri nedeniyle sıkıntı yaşaması ve bu uygulamalara karşı çıkan insanların gözaltına alınması kabul edilebilir bir durum değildir. Sayın Aliyev, bir devletin laik olması başka şeydir, vatandaşlarının inançlarını özgürce yaşamasına engel olunması başka şeydir. Laiklik, insanların inançlarına karşı savaş açmak değildir. Devlet bütün vatandaşlarına eşit mesafede durmalı, başını örtenle örtmeyeni aynı hukukun güvencesi altında yaşatmalıdır. Bir kız çocuğunun başörtüsüyle okula gitmesinden devlet neden rahatsız olsun? O çocuk elinde silah değil, kitap taşıyor. Amacı devletin düzenini değiştirmek değil, eğitim görmek. Bir annenin inancı doğrultusunda yetiştirdiği evladının okul kapısından geri çevrilmesi, o ailenin devlete olan güvenini nasıl etkiler, hiç düşündünüz mü? Sayın Aliyev, halkın inancıyla mücadele ederek devlet güçlendirilmez. Aksine, devlet ile millet arasına görünmez duvarlar örülür. Tarihe baktığımızda nice güçlü yönetimlerin halkın taleplerine kulak vermedikleri için zamanla zayıfladıklarını görüyoruz. Çünkü toplumların sabrı sonsuz değildir. İnsanlar bir süre susabilir, bazı yanlışları sineye çekebilir. Ancak kendilerini ifade edemediklerinde, adaletin kapılarının kapandığını düşündüklerinde ve inançlarının baskı altında olduğunu hissettiklerinde huzursuzluk birikmeye başlar. Bugün Azerbaycan'da yaşanan protestoları da bu açıdan değerlendirmek gerekir. Elbette her protesto büyük bir halk hareketine dönüşecek değildir. Fakat küçük görülen bir toplumsal rahatsızlığın zamanında giderilmemesi, ileride çok daha ciddi sorunlara zemin hazırlayabilir. Benim Sayın Aliyev'e tavsiyem şudur: Halkınızın sesini yalnızca meydanlarda yükseldiğinde değil, henüz evlerin içinde konuşulurken duyun. İnsanlar dertlerini anlatabilmek için sokaklara çıkmak zorunda kalmamalıdır. Bir başka mesele de ifade özgürlüğüdür. Bir vatandaş yöneticisini eleştirdiğinde devlet düşmanı ilan edilmemelidir. Gazeteciler, aydınlar ve sivil toplum kuruluşları yanlış gördüklerini dile getirebilmelidir. Çünkü yöneticinin çevresinde yalnızca kendisini alkışlayan insanlar bulunursa gerçekleri öğrenmesi zorlaşır. Unutmayalım ki devlet adamlarının en büyük dostları, gerektiğinde kendilerine doğruları söyleyebilen insanlardır. Her söylenene alkış tutanlar değil, yanlışları gösterenler ülkenin geleceğine katkıda bulunur. Azerbaycan'ın İsrail ile geliştirdiği yakın ilişkiler de toplumdaki farklı hassasiyetler gözetilerek değerlendirilmelidir. Elbette her bağımsız devlet kendi dış politikasını belirleme hakkına sahiptir. Ancak Gazze'de yaşanan insanlık dramının Müslüman toplumların vicdanında açtığı yaralar da görmezden gelinmemelidir. Devletlerin çıkarları kadar milletlerin vicdanları da önemlidir. İsrail karşısında gol sevincini secdeyle gösterdiği haberleştirilen genç futbolcuların davranışı bana başka bir gerçeği hatırlatıyor: Bir milletin manevi değerleri, yalnızca devletin belirlediği kurallarla şekillenmez. İnsanların inançları ve vicdanları vardır. Bu değerlere saygı göstermek devletin itibarını azaltmaz, aksine artırır. Sayın Aliyev, Azerbaycan'ın güçlü olmasını Türkiye'deki milyonlarca kardeşiniz gibi ben de gönülden istiyorum. Ancak güçlü devlet yalnızca güçlü ordu, gelişmiş silahlar, yüksek binalar ve büyük ekonomik yatırımlarla kurulmaz. Güçlü devletin asıl temeli adalettir, özgürlüktür ve milletin yöneticilerine duyduğu güvendir. Bugün yönetiminizde bulunan insanlar sizi alkışlıyor olabilir. Ancak önemli olan insanların korkudan mı sustuğu, yoksa gönülden mi destek verdiğidir. Çünkü korkuyla sağlanan sessizlik her zaman toplumsal huzur anlamına gelmez. Size bir kardeş tavsiyesinde daha bulunmak istiyorum: Başörtüsü meselesini yeniden değerlendirin. İnanç özgürlüğünü güvence altına alın. Barışçıl eleştirilere tahammül gösterin. Hukukun herkese eşit uygulanmasını sağlayın. Gençlerinizi, öğretmenlerinizi ve ailelerinizi devletleriyle karşı karşıya getirmeyin. Bir ülkenin en büyük güvencesi, halkının devletinden korkması değil, devletine güvenmesidir. Ben Azerbaycan halkının sokaklara dökülmesini, kardeş ülkemizde huzursuzluk yaşanmasını asla istemem. Tam tersine, böyle bir ihtimalin doğmasına sebep olabilecek yanlışların bugünden düzeltilmesini isterim. Çünkü bizim arzumuz Aliyev'in zor durumda kalması değil, Azerbaycan'ın huzur içinde yaşamasıdır. Son sözüm şudur Sayın Aliyev: Karabağ'ı kurtarmakla milletinizin tarihinde önemli bir başarıya imza attınız. Şimdi aynı milletin gönlünü kazanmayı, haklarını ve özgürlüklerini korumayı da en büyük sorumluluğunuz olarak görün. Unutmayın, topraklar silahla korunabilir ama gönüller ancak adaletle kazanılır. Allah kardeş Azerbaycan'ı her türlü felaketten, kargaşadan ve huzursuzluktan korusun. Bizim istediğimiz güçlü bir Azerbaycan olduğu kadar, özgür, adil ve huzurlu bir Azerbaycan'dır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23