Sendeki gizem (1)
Sen İslam’ı temsil edersen İslam sende temessül eder. Tek başına bütün bir ümmet olursun. Bu keyfiyetinle İslam’ın nurunu çevrene aksettirir, insanlara İslam’ı sevdirirsin. İslam’ı temsil edemediğin sürece onun sende temessülü de mümkün olmaz. O zaman da İslam’ı aksettiremez, kendi şahsında gösteremezsin. Sözün tesirsiz, davranışların yapmacık olur.
Sen Kur’an’ı temsil edersen Kur’an da sende temessül eder. Kur’an sende müşahhaslaşır, somut hale dönüşür. İnsanlar sende Kur’an’ı görür, Kur’an’ı sende okur. Kur’an kainatı okuduğuna göre sende de kainat okunur. Onun hidayeti seni doğruya götürdüğü gibi, senin yolunda iz sürenleri sen de doğruya götürsün.
Sen Kur’an’ı temsil edemezsen o da sende temessül etmez. O zaman okuduğun Kur’an da olmaz. Halin dilini, dilin halini yalanlar. Temsil edilmedikçe Kur’an kendini perdeler, gizler. Ne sesin güzelliği ne okuyanın şöhreti tesir adına hiçbir fayda vermez. Nice Kur’an okuyanlar vardır ki Kur’an onları lanetler, hükmü icraya geçer. “Niçin yapmadıklarınızı söylüyorsunuz” itabı kişinin yakasını bırakmaz.
Sen hakkı temsil edersen hak da sende temessül eder. Mahiyetin hakka endam aynası olur. Hakkı arayanlar onu sende bulur. Herkes davranışlarını sana bakarak dizayn eder. Yanlışlarını sana bakarak sığaya çeker.
Hakkı temsil edemezsen o da sende temessül etmez. Hak yerini batıla terk ile seni de batıla teslim eder. Oyalanır durursun. İyi yaptım sanır kötülükler içinde boğulursun. Hak nurunu senden gizler, batılın zulmetini nur sanırsın. İşte o zaman işin bitiktir. Susman konuşmandan, yatman oturmandan, oturman ayakta durmandan, ölmen hayatta kalmandan daha hayırlıdır.
Sen adaleti temsil edersen adalet de sende temessül eder. Doğru tartan mizana, teraziye dönüşürsün. Herkes amelini senin terazinde tartar. Senin endazen halkın da endazesi olur. Zulüm bu meyanda kendine yer bulamaz. Adaletin olduğu yerde zulüm barınamaz. Ancak hacda, Arafat da yaşanan eşitlik bir de senin ikliminde yaşanır hale gelir. Suçlu da suçsuz da vereceğin hükümden emindir.
Sen adaleti temsil edemezsen adalet de sende temessül etmez. O zaman da adalet senden ayrılır seni zulme teslim eder. Artık sen zulmü temsil edersin. O zaman da sende temessül eden zulüm olur. Gaflet seni aldatır, işlediğin zulmü aynı adalet sanırsın. İşte o zaman senin bittiğin gündür. Küfür devam etse de zulüm devam etmez hükmü her gününde seni hiçlik ve yokluk girdabına taşır. Oraya düştüğünde de feryatların, yardım taleplerin hiçbir anlam ifade etmez, ne bir dost ne de bir yardımcı bulursun.
Sen ibadeti temsil edersen ibadet de sende temessül eder. Namaz olursun, oruç olursun, hac olursun, zekat olursun. Kendi varlığını onların içinde eritir ve ikinci bir fıtrata ulaşırsın. Artık sana bakan sende namazı görür, secdeyi görür, kıbleyi görür. Sen de “nabüdü”nün nununda iç içe alemlerde cemaatleşen veli kul gibi cemaatleşir, bütün varlığın ibadetini kendinde toplayarak Mabuduna takdim edersin.
Sana bakan sende orucu okur, Allah katında en sevimli koku olan oruçlunun ağız kokusu buhur buhur mahiyetini sarar. Tenindeki koku cennet kokusunu andırır. Nefesindeki koku, ölü gönüllere can olur.
Sana bakan sende zekatı görür. Zekat malı temizlediği gibi sen de insanların ruhlarını, kalplerini, latifelerini temizlersin. Senin otağında kine, nefrete, hasede, kıskançlığa, aç gözlülüğe yer olmaz. Onlar senin bulunduğun yerde varlık haline gelemezler. İnsanlar arasında köprü olursun. Zengin seninle fakirlere, yoksullara, çaresizlere ulaşır. Fakirler, yoksullar, çaresizler seni gördükçe teskin olur, teselli bulurlar. Sen insanlar arasında muhabbetin taşıyıcısı olursun. Kini, nefreti, düşmanlığı engin sinende eritirsin.
Sana bakan sende haccı görür. Herkes kendi ihramının mahremiyeti içinde nefis muhasebesi yapar. Kimse kimsenin ayıbını, kusurunu görmez. Senin ikliminde, kavga, gürültü, münakaşa ve günahlar kurur. Hoşgörü, sabır, başkasını kendi nefsine tercih etme hasletleri cennet yemişleri gibi yeşerir.







