--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İşgal rejiminde yeni bir dönem başlar mı?

Ahmet Varol
Ahmet Varol
0

İşgal rejimi seçimlerinde son sayımların ardından partilerin sandalye sayısında bazı ufak değişiklikler oldu ama yapılan kategorilendirmelerdeki blokların toplam sandalye sayıları değişmedi. Şöyle ki;

Netanyahu’nun Likud Partisi’nin sandalye sayısı 1 artarak 27’ye çıktı. Buna karşılık onun kanadındaki Şas Partisi’nin sandalyesi 6’ya düştü. Onun cephesindeki partilerin toplam sandalye sayısı yine 53

Arap partilerinden Müşterek Liste’nin sandalye sayısı 11’e düştü, ama Birleşik Arap Listesi’nin sandalye sayısı 8’e çıktı. Dolayısıyla toplam sayı yine 19.

Muhalif kanatta yer alan ve yine aşırı ırkçı siyonist görüşleriyle öne çıkan İsrail Evimiz Partisi’nin lideri Avigdor Liberman, Netanyahu’nun ve Ahmed Et-Tibi’nin yer alacağı bir koalisyona katılmayacağını söyledi. Normalde Liberman, aynen Smotrich ve Ben Gvir gibi Arap düşmanı, yahudi ırkçısı bir siyasi liderdir. Ancak onun farkı seküler bir anlayışa sahip olmasındadır. Diğerleri kendilerini “yahudi şeriatı” yanlısı olarak lanse etmektedirler, ama bu konudaki samimiyetleri de sorgulanabilir. Çünkü ortodoks yahudi şeriatçıları bugünkü siyonist işgal rejimini, Mesih’in gelmesinden önce kurulduğu ve yahudi şeriatına tam uymadığı için reddetmektedirler. Bunu ara bir not olarak düşelim. Bizim asıl üzerinde durmamız gereken konu işgal rejiminde yeni dönemde koalisyonun nasıl şekil alması ihtimalinin bulunduğu.

Liberman’ın sözünü ettiği Ahmed Et-Tibi, Müşterek Liste’yi oluşturan partilerden kısa adı Ta’al olan Arap Hareketi İçin Yenilenme’nin lideri.

Muhalif kanadın, Arap partileriyle koalisyon yapmak istemesi durumunda Liberman destek vermezse kalanların sandalyesi 60’a düşüyor. Dolayısıyla hükümet kurmak için yeterli çoğunluğa ulaşmıyor. Liberman’ın yerinin Netanyahu’nun cephesinde yer alan bir partiyle doldurulması ise çok zayıf bir ihtimal. Çünkü bunların tümü aşırı ırkçı ve Arap partileriyle koalisyona girmeyi kabul etmez; Arap partileri de onlarla ittifaka yanaşmaz. Bu durumda Arap partilerinin mevcut sayıyla bir kilit rolü oynaması ihtimali pek görünmüyor.

İkinci olarak, Netanyahu’nun muhalif kanattan bazı milletvekillerini siyasi veya maddi çıkarlar karşılığında transfer ederek aşırı ırkçı partilerle iktidarını sürdürmesi ihtimalinden söz ediliyor. Bunun için en az 8 milletvekili transfer etmesi gerekir ki bunu başarması zor olacaktır. Çünkü transfer edeceği milletvekillerine hükümet bünyesinde sağlayacağı avantajları koalisyona girecek aşırı ırkçı partilerden kısması gerekecek ki onlar da buna razı olmayabilirler. Bunun yanı sıra muhalif kanattaki partilerin milletvekilleri kendi partilerinde kalarak aşağıda sözünü edeceğimiz formül üzere Netanyahu’yla koalisyon kurmayı transfer olmaya tercih edebilir.

Üçüncü ihtimal muhalif kanattan Liberman’ın partisi dışındakilerin şu anki hükümet kanadından sadece Netanyahu’yla anlaşarak “Ulusal Birlik Hükümeti” adını verecekleri bir koalisyon oluşturmalarıdır. Şimdilik bu, en güçlü ihtimal olarak görünüyor. Çünkü Netanyahu’yla anlaşma sağlanırsa Liberman’ın dışarıda kalması engel oluşturmaz, yeterli çoğunluk sağlanır. Ama Netanyahu’nun anlaşmak için çok şey istemesi ya da kendilerini sosyal demokrat olarak nitelendirenlerin itiraz etmesi sebebiyle tıkanma yaşanabilir. Netanyahu’nun, erken seçime gidilmesi arzusuyla ve parlamentodaki aritmetiğin kendi lehine değişebileceği beklentisiyle görüşmelerin tıkanmasına yol açacak taleplerde bulunması ihtimali var.

Eğer koalisyon oluşturma konusunda yapılacak görüşmelerden bir sonuç çıkmazsa o zaman erken seçime gidilmesi söz konusu olabilir.

Biz şu kadarını söyleyelim ki işgalci siyonist rejimde, hükümet değişikliği zihniyet değişikliği anlamına gelmez. Siyonizm kendisi bizatihi ırkçı bir ideolojidir ve şu an işgal rejiminde iktidara oynayan partilerin tümü, sağcısıyla solcusuyla, yahudi şeriatçısıyla seküleriyle hepsi siyonisttir ve hepsi Filistin halkının gasp edilmiş haklarının iade edilmesine karşıdır. Dolayısıyla boşuna ümitlenmemek gerekir.

Ahmet Varol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle