--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kaboğlu mu özgürlükçü?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Üniversitelerden atılan tüm akademisyenlerin, bu müeyyideyi hak ettikleri iddiasında değilim..

Hepsini tek tek tanımadığımıza göre..

Tabii ki içlerinde bu muameleye muhatap olmalarını haksızlık olarak nitelememiz mümkün olan isimler teorik de olsa, vardır..

Ama özellikle..

Bizim mahallenin de üzerinde durduğu..

“Bu kadar da olmaz ki!” diyerek ihracına karşı çıktığı..

“Özgürlükçü” olarak takdim edilen..

Anayasa hukukçusu bir İbrahim Kaboğlu var ki..

Kendisini tanımasak..

Biz de dolduruşa gelip..

“Vah vah” diyeceğiz..

Kim bu İbrahim Kaboğlu..

(Öncelikle belirteyim.. İbrahim Kaboğlu’nun ihraç sebebleri arasında ne vardır, ne yoktur bilmiyorum.. Benim aşağıya sıraladığım hususların bir etkisi olduğunu da sanmıyorum.. Ama, kendisi bulunmaz bir Hint kumaşı gibi gösterildiği için. Özgürlükçü birisi gibi anlatıldığı için.. Çok önemli bir ‘değer’ olarak tanıtıldığı için.. İbrahim Kaboğlu’nun kim olduğunu size aktarmak istedim..)

Rivayete göre, İbrahim bey anayasa hukukçusu imiş!

AK Parti’nin ilk iktidar yıllarında da..

Kendisi solcu birisi olmasına rağmen..

İtibar edilmiş, İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı’na getirilmiş..

Ama o tutmuş..

İnsan hakları ile ilgileneceğine..

Türkiye’de çoğunluk durumundaki müslümanların “başörtü” sorunu ile ilgileneceğine..

Kalkmış, Ermeninin, Yezidinin hakları ile ilgilenmiş..

Azınlık raporu diye raporlar hazırlamış..

Sonuçta fikrinin-zikrinin ne olduğunu, o raporla da kamuoyuna sunmuş..

Ama kimse ona..

“Senin üniversitelerde öğretim üyeliği yapabilecek bir bilgi birikimin yok.. Sen bir defa, öncelik nedir onu bilmiyorsun.. Nerde kaldı, anayasa hukukçusu olmak” dememiş..

Öğretim üyeliğine devam etmiş..

Kendisini anayasa hukukçusu olarak tanıtıyor ya..

Anayasa ile ilgili her tartışmada, kafayı çıkartıp, “istemezük” demiş..

Mesela?

2007 referandumunda, önce biraz utanmış..

Sonra Abdullah Gül cumhurbaşkanlığına TBMM tarafından seçilince..

“Burda bir gariplik var.. Cumhurbaşkanı seçildi. Ama anayasa değişiyor” diye kılçığını atmış..

Sanki, illa 2007’deki cumhurbaşkanı seçimi için anayasa değişikliği yapmak farzmış gibi..

Ertesi yıl, başörtü yasağı için AK Parti ile MHP bir araya gelmiş..

İbrahim Kaboğlu yine kafayı çıkartmış..

12 Eylül darbecilerine verdiği anayasa yapma yetkisini..

2007’de seçilen TBMM’ye vermemiş..

Ve bir anayasa hukukçusunun her okuduğunda utanıp yerin dibine gireceği şu ifadeleri kullanmış:

“Bu Meclis, yasama görevi için seçildi, anayasa yapmak için değil.”

Anayasa yapmak, yasamanın görevi içinde kalmıyormuş gibi..

 Anayasada, kanun yapma için ayrı, anayasa değiştirme için ayrı meclis seçimleri varmış gibi..

“Bu kanun yapmak için seçildi.. Anayasa değiştirmek için ayrı seçim yapmak gerekir” soytarılığına soyundu..

Bir not daha vereyim..

Muhatabımızın ne kadar oynak olduğunu, siz de görün..

2008’de, “Bu meclis anayasa değiştiremez” diyen Kaboğlu..

Şimdi 2017’de de..

“OHAL şartlarında anayasa değiştirilemez” diyor..

Yani bu adama göre..

Elinde silah olan 12 Eylül darbecileri..

Sabahın saat 03.30’unda TRT’de bildiri okutarak, darbe yapabilir. Anayasayı askıya alabilir. Sonrasında kendisi anayasa yapabilir..

Ama, halkın seçtiği milletvekilleri..

O anayasayı değiştiremez..

Kafa, bu kafa!

Haydi bunu da geçelim..

Beyefendi özgürlükçü diye tanıtılıyor ya..

Bakalım, özgürlük konularında, bu böyük anayasa hukukçusu ne demiş?

Tarih 2008.

AK Parti ve MHP, TBMM’de nitelikli çoğunluğu sağlayarak, başörtü yasağının üniversitelerde kaldırılmasının önünü açan anayasa değişikliğini yapmış.. (AK Parti iktidarının 6. yılında olduğumuzu ve aslında ilk bir yıl içinde bu yasağın kaldırılacağı vaadinde bulunulduğunu hatırlayalım).

Ne diyor Kaboğlu?

İfadeler bire bir kendisinin: “Sorunun alelacele anayasal bir norma bağlanması, toplumsal barış ve insan haklarının temellendirilmesi bakımından yakalanan fırsatın kaçırılması bir yana, anayasal düzenleme tarzı da, hem Anayasa’ya uygunluk, hem de uygulama yönünden ciddi sorunlara yol açacak.”

Alelacele imiş..

İnsanlar tek başına iktidara getirdikleri AK Parti’nin başörtü yasağını kaldırmasını bekliyor..

İlk 5 yıllık dönemde (2002-2007) yasak kaldırılamamış. İkinci seçim döneminin ikinci yılında (2008) kaldırılıyor.

Adam hâlâ “alelacele” diyor..

Daha vahimi var..

Şu ifadeler de özgürlükçü(!) Kaboğlu’nun: “İlk ve ortaöğretimde böyle bir serbestliğin geçerli olmayacağı sözle ifade edilirken, bu kayıt neden Anayasa’ya geçirilmedi?”

Yani anayasa hukukçumuz şunu söylüyor: “(O tarih itibari ile) başörtü yasağının sadece üniversitelerde kaldırılacağı belirtilmiş iken, niye yasağın liselerde devam edeceği anayasaya yazılmadı?”

Özgürlükçü bir insan.. Bunu nasıl söyleyebilir?

Söyler misiniz, Kaboğlu’na “özgürlükçü” diyen hokkabazlar..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle