Hazırlopçu solcular!
Kanun hükmünde kararname ile üniversitelerden ihraç edilen 330 akademisyenin 115’i “bildiri”cilerden imiş..
Hani şu, PKK’lı teröristler hendek kazıp, bazı ilçelerde sözde “özyönetim” ilan ettiklerinde.. Güvenlik güçleri de operasyon başlatıp, teröristleri o hendeklere gömdüğünde “barış çağrısı” yaparak bildiri imzalayan..
PKK’lı teröristler, yollara mayınlar döşeyip, 10 tonluk kamyonlarla emniyet müdürlüklerine saldırdığında, “Biz bilim insanıyız. Bize kendi mesleğimizle ilgili sorular yöneltin” diyerek, PKK’lıların alçakça düzenlediği saldırılara sessiz kalan solcular var ya..
İşte onlar..
Üniversitelerden ihraç edilince..
Ciyaklamaya başladılar..
“Olur mu”ymuş?
“Bilim insanlarına böyle muamele yapılır mı”ymış?
Teröre destek bildirisini imzaladıklarında kendilerine çok sert eleştiri getirmiş isem de..
İhraç edildiklerinde, sert kelimeler kullanmaya elim varmıyor..
Ne de olsa, yufka yürekliyiz..
Dolayısı ile, ihraç kararlarını okurken bile..
Haberlerin içinde, olumlu yönleri arıyorum..
“İhraç edilenlere, yeni kapılar açacak müjdeli bilgiler var mı” diye meraklanıyorum..
Ve beni sevindiren bir haberi yakalıyorum:
“İhraç edilen akademisyenler toplanarak, bir üniversite bile kurabilirler!”
İhraç edilenlerin listesi verilmiş..
Branşları sıralanmış..
Sonra da, bu değişik branşlara göre..
Bir üniversite kuracak kadar geniş ve değişik mesleklerden isimlerin, ihraç listesinde yer aldığı belirtilmiş..
Listeye ben de tekrar baktım..
Mevcut nice vakıf üniversitelerinin kadrolarını bildiğimden..
“Bir değil, birden fazla üniversite de kurabilirsiniz” dedim, kendi kendime..
Ve sevindim.
Gerçekten de..
İhraç edilen öğretim görevlileri..
Kendilerine güveniyorlarsa..
“Filim” değil, “Bilim insanı” olduklarında tereddüt etmiyor ve bunu ispata da hazırlarsa..
Haydi buyursunlar, gerçekten bir üniversite kursunlar..
Diğer üniversitelerle bilimde yarışsınlar..
Biz de onların başarılarını(!) seyredelim..
Yok öyle..
Devletin parası ile..
Devletin imkanları ile..
Terörist propagandası yapmak..
Devletin kasasından, hazırlop yiyerek, ahkam kesmek..
Kurun bir üniversite..
Görelim boyunuzu..
Bakalım ne üreteceksiniz?
Bilim mi?
Yoksa filim mi?
Bakalım yetiştirdiğiniz gençler, hangi baltaya sap olabilecek?
Hodri meydan..
•
Aynı teklifi, daha önce de medya sektöründe yapmıştım..
Hürriyet gazetesine yerleştirilmiş, kerameti kendinden menkul sözde evliyalar..
Ahkam kesiyorlardı..
Yandaşları, “Şu yazara dokunursanız, gazetenin tirajı tepetaklak olur. Bu yazarı yollarsanız.. Gazete kapanacak konuma gelir” diyorlardı..
Süreci adım adım izledik..
Derindekilerle işbirliği yapıp, dindarları hedef gösteren Emin Çölaşan’ından tutun..
Okuldaki namaz kılan öğrencileri, terörist gibi tanıtmaya kalkan Uğur Dündar’ına..
Bu ülkenin dindar insanlarına, köpeği Pako kadar değer vermeyen Bekir Coşkun’una kadar..
AK Partililere, “Analarını bile satarlar” küfürünü edebilecek kadar basitleşen Oktay Ekşi’ye kadar..
Cüneyt Ülsever’ine kadar.
Nice bokunda mavi boncuk bulunduğu iddia edilen isim Hürriyet’ten atıldı..
Ne oldu, o gazetenin tirajında bir değişiklik oldu mu?
İddia ettikleri gibi, Hürriyet’in okuyucu sayısı, bu yazarlar sayesinde miymiş?
Yooo.
Bunların hepsi..
Son 7-8 yıllık süreçte Hürriyet’ten kovulduğu halde..
O gazetenin satışında..
Herhangi bir değişiklik olmadı..
Demek ki, bu isimlerin o gazeteye bir katkıları yokmuş..
Tam aksine..
Gazetenin isminden yararlanarak, bu solak kafalı mankurtlar, kendi ideolojilerini, okuyucuya dikte etmeye çalışıyorlarmış!
Nasıl ki PKK yandaşı akademisyenler, üniversitelerdeki görevlerini istismar ederek..
Kendi şahsi görüşlerini öğrencilere empoze etmeye çalışıyorlar ise..
Üniversiteye bir katkı sunmaları değil..
Üniversiteyi istismarları söz konusu ise..
“Buyrun bir üniversite kurun, orada öğretim üyeliğinizi sürdürün” dediğimizde..
Hepsi birbirine bakıp, “Biz mi? Biz mi üniversite kuracağız? Ne diyon sen ya?” diye afallıyorlarsa..
Hürriyet’teki.. Hatta Milliyet’teki, Vatan’daki sözde gazetecilerin de..
Bulundukları medya organlarına katkıları değil, o gazetelerin sırtından kendi ideolojilerini dayatmaları ayan beyan ortada idi..
Ayrıldıklarında da..
Toplanıp bir gazete kuramadılar..
Bir kısmı, zaten belli bir tiraja ulaşmış olan Sözcü’ye gitti..
Diğerleri de, Aydınlık, Birgün, Cumhuriyet vesairde kendileri çalıp, kendileri oynamaya devam ettiler..
Gittikleri hiçbir gazeteye, hiçbir tiraj artışı getiremediler..
•
Son günlerde.. Piyasaya, hazırlopcu solcuları taklit eden sözde milliyetçiler de çıktı..
Bunlardan Meral Akşener..
Hazırlop MHP yönetimini ele geçirmeye çalıştı..
Başaramadı..
Bekledik ki, bir parti kursun..
Onu da yapmadı..
Şimdi Anadolu’da toplantılar düzenliyormuş.
Son toplantıyı da, bir otelde düzenlemiş..
Ama konuşmayı, cep telefonu ışığında yapabilmiş!
İşe bakın..
80 milyonluk Türkiye’yi yönetmeye kalkan hanımağalar.. 150 kişilik toplantı salonundaki aydınlatmayı kusursuz sağlayamıyorlar..
Varsa bir hazırlop..
Yemeye kalkışıyorlar!
Aynen solak akademisyenler gibi..
Aynen solak-ulusalcı sözde gazeteciler gibi..







