--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Furkan için gözünüzden iki damlacık yaş geldi mi?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Dün bir kıssa anlatmış, “muhtaç kişiye yardım eden insana reva görülen ihanetin, yeryüzünde iyiliği öldüreceği” mesajını, FETÖ üzerinden vermeye çalışmıştık.

FETÖ’cüler, yazımı alıp, “12 yaşındaki Furkan’ın öldürülmesiyle dalga geçti” diye haber yapmışlar..

“Dalga geçme” iftirasına gerekçe olarak da, şu ifademi göstermişler:

“Furkan henüz daha akil baliğ olmadan bu yalan dünyaya veda ettiğine göre..

Diyeceğimiz ancak şu olabilir:

‘Allah yakınları için, şefaatçi eylesin’

Dileğimiz bu..”

İnsanlar birbirlerine şefaatçi olabilirler mi?

Uzun bir tartışma konusu..

Ama bu; yetişkin birisi değil, bir çocuk.. Henüz daha sorumluluğu başlamamış.. Dolayısı ile günahı da yok.. “Şefaat vardır-yoktur” tartışması bir yana.. Furkan’ın günahsızlığı sebebi ile de, “Şefaat vardır” kabulünü tercih ettim.

Ama yine bir an durakladım..

“Şefaat mümkün olsa da, anne-baba FETÖ’cü ise.. Ve o grubun içinde ağır suçlara katılan birileri ise.. Furkan’ın yakınlarına ‘şefaatçi olması’ dileğim, ne derece doğru olabilir?” diye düşündüm..

Burda da tercihimi, “Ailenin sadece pasaportları iptal olduğuna göre, olsa olsa FETÖ sempatizanlarıdır.. Örgüt içinde aktif eylemleri yoktur.. Hem ben kötü bir şey istemiyorum ki.. Yanlış bir şey istediysem, zaten mutlak adil olan Allah’dan bu istek geri döner. Ben şahsi menfaatim için bir şey istemiyorum ki” diye düşündüm..

Bütün samimiyetimle.. Küçük Furkan’ın, ailesi için şefaatçi olması dileğimi ifade ettim..

Ama FETÖ’cülerin kalpleri nasıl katılaşmış ise..

Gözleri nasıl kör olmuş ise..

Bu kadar iyiniyetli bir isteği dahi, “dalga geçme” olarak takdim ettiler..

Hiç olacak bir iş mi?

“Ölen” ile dalga geçme.. 

Bir masum çocuğun hastalığını gülümseme sonuçlu bir muhabbete alet etme..

Benim fersah fersah uzak olduğum işler..

Benim için “Dalga geçti” iftirasını atan arkadaşlara. Yayınlayan arkadaşlara soruyorum: “Furkan için, gözünüzden iki damla yaş geldi mi?”

Gelmiş ise, eşitiz. 

Gelmemiş ise, dalga geçen sizsiniz. 

Rantı toplamak isteyen sizsiniz..

Dalga geçen sizsiniz..

Ağlayanlar ise; Furkan’lar ile bizleriz..

•

Dün başlangıcı kıssa ile yapmıştık.

Bugün de bitimi kıssa ile yapalım..

Hz. Ömer dönemine atfedilir..

Halifeye intikal eden olayda, zengin ve o bölgede oturmayan bir kişinin, yaşanılan bir tartışma sonrası cinayet işlediği anlatılır.. 

 Fail de yaptığı hatalı fiili kabul etmektedir. Ölenin yakınlarının isteği ile kısas uygulanacaktır..

Ancak failin Halife’den bir isteği vardır: “Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım. Babamdan kalma epey de bir altınım var. Ancak bir de küçük kardeşim var. İlerde büyüdüğünde kardeşime vermek üzere, o altınları saklamıştım.. Şimdi bana kısas uygularsanız, küçük kardeşim, hissesine düşen altınlardan mahrum kalacak. Siz de yetim hakkına girmiş olacaksınız. Bana üç gün süre verin, gidip emaneti sahibine teslim edip geleyim.. Yerime de birisini kefil bırakayım”

Hz. Ömer der ki: “Bu topluluğa yabancı birisin, sana kim kefil olur ki?”

Genç adam topluluğa şöyle bir bakıp, der ki: “Şu kişi benim yerime kalır.” 

Gösterilen kişi, sahabeden Amr İbni As’dır.

Sorulur, Amr İbni As’a: “Kefil misin?”

Amr İbni As, tanımadığı halde, o gence kefil olur..

Genç gider..

3 günün sonuna doğru, ortalıkta gelen giden yok iken..

Şeytan vesvesesine azami hız vermiş iken..

Son anlarda genç gelir..

Halife gence sorar:

“Aleyhinde kısas kararı vardı.. Gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı, neden geldin?”

Burada biraz soluklanalım..

Pensilvanya’ya hastalık yalanı ile giden Fetullah Gülen’in..

Aleyhinde daha bir hüküm bile yok iken..

Gavurların paçasına yapışıp, ordan dönmediği gerçeğini hatırlayıp..

Kıssaya devam edelim..

Cevap, FETÖ’nün yıllardır istismar ettiği.. Ama 17 Aralık’tan sonra terkettiği..

İbretlik bir cümledir:

“‘Ahde vefasızlık etti’ dememeniz için geldim.”

Kendisinden görev aldığı başbakanın özel konutuna böcek yerleştiren..

Yüzüne gülüp, arkasından ihanet eden FETÖ’cüler, “ahde vefasızlık”tan bir şey anlarlar mı acaba?

Hiç sanmıyorum..

Biz yine kıssaya devam edelim..

Halife, Amr İbni As’a sorar:

“Ey Amr, sen bu genci tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun?”

Bu sefer de, özellikle kamu yetkisi elinde olanların hassasiyet göstermesi gereken bir cevabı karşımızda görüyoruz:

“Bu kadar insanın içerisinden beni seçti. ‘İnsanlık öldü’ dedirtmemek için kabul ettim.”

Bu cevaplardan sonra, öldürülenin ailesi kısas talebinden vazgeçer..

Halife onlara sorar: “Kısasta ısrarcıydınız. Niye vazgeçtiniz?”

İşledikleri ihanetleri sorgulayabilecek azıcık vicdanları kaldı ise, FETÖ’cüler okuyup ibret alsınlar:

“‘Merhametli insan kalmadı’ denilmemesi için..”

•

Üç günlük dünyada..

FETÖ’cülerin hırsı neydi ki..

Herkese, “dünyadan boşverme” muhabbetini telkin ederken..

Kendileri bu dünyaya taparcasına..

“O da bizim olsun. Bu da bizim olsun. Şu da bizim olsun” diyerek..

Emniyetin tamamına hükmederken..

TSK’ya sızmak için, Allah’ın emirlerini bile çiğnemeyi göze alırken..

Bürokraside girmedikleri kadro kalmamış iken..

Soruları çalıp, en kıytırık makamları bile işgal etmeyi planlarken..

Bir de ihanetlerin en büyüğüne imza attılar?..

“Ahde vefa”yı çiğnediler?..

“İnsanlık öldü” denilmesine sebep oldular?..

“Merhametli insan kalmadı” dedirttiler?..

Ve; 15 Temmuz’da, “merhamet”in “m”sini göstermeksizin, insanları katlettiler?

Neydi bu; dünyaya taparcasına gözü dönmüşlük?

Neydi? Neydi? Neydi?

“Neydi dertleri?”

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle