Eminiz; Fetullah, Mert'i de tanımıyordur!
17 Aralık’tan hemen sonraki bedduasında, Fetullah Gülen, emniyet müdürleri için ne demişti?
“Binde birini tanımam..”
Olayları yakından takip edenlerle birlikte ben de, “Binde birini tanımam” sözüne gülmüştüm..
Çünkü “yolsuzluk” kılıfı ile başlayan 17 Aralık FETÖ operasyonundan 4 saat önce, Bugün TV’yi izliyordum.
FETÖ’nün parlak gazetecisi Adem Yavuz Arslan, şöyle diyordu: “Bazı mecralarda, hükümet ve belediye mensuplarına yönelik soruşturmalar yürütüldüğü, emniyetin operasyon hazırlığı içinde olduğu ileri sürülüyor.. Oysa, Emniyet’te Gülenci olarak iddia edilen polis müdürü bırakılmadı ki. Hepsi kızak görevlere atandı..”
“Hepsi” dediği de, Ali Fuat Yılmazer’in ve birkaç emniyetçinin Hrant Dink olayı ile MİT Müsteşarının gözaltına alınması girişimleri sebebi ile, görev yerlerinin ihtiyaten değiştirilmesinden ibaret..
Sanki FETÖ’nün emniyetteki müdürleri, üç-beş kişiden ibaretmiş gibi..
FETÖ’nün medyadaki parlak çocuğu, “Operasyon yapacak müdür kalmadı ki” diyordu..
Bu sözlerin sarfedilmesinden 4 saat sonra, 17 Aralık operasyonu başladı..
FETÖ’cülerin ruhlarına kadar işleyen bu takıyye adetlerini bilmemize rağmen..
Yine de, Gülen’in “Binde birini tanımam” sözü sonrasında, aklımızın bir köşesinde, “acaba” sorusu oluşmuştu..
Acaba, Gülen’in “Binde birini tanımam” sözü doğru olabilir miydi?
MİT TIR’larını durdurma operasyonlarında da, FETÖ’nün mührü vardı..
O konu, biraz de devletin güvenlik politikaları ile bağlantılı olduğu için..
Çok tartışılmadı..
Ama operasyonda aktif rol alan jandarmasından tutun, savcısına, hakimine kadar..
Hepsinin FETÖ bağlantıları ortaya çıktı..
Pensilvanya istediği kadar “Benimle ilgisi yok” desin..
Millet, 17 Aralık’ın FETÖ tarafından yapıldığına ne kadar inanıyorsa..
MİT TIR’ları operasyonlarının da, FETÖ faaliyeti olduğuna o kadar inanıyor..
Gel zaman, git zaman..
Geçen süre içinde de, onlarca yalanlarını yakaladık..
Ama onlar hep, “Binde birini tanımayız” yalanı ile karşımıza çıktılar.
Polis müdürlerini aslanlar gibi gazetelerinde, televizyon ekranlarında savundular.
Yaptıkları programlara çıkartıp, saatlerce konuşturdular..
Söylediklerini “kesin doğru” gibi kabul edip, yıllardır birlikte hareket ettikleri siyasi iktidarın dürüst mensuplarını suçladılar..
Yine biz, “Acaba, gerçekten bir ilgileri olmayabilir mi?” küçük ihtimalini, hep göz önünde tuttuk.
Geldik 15 Temmuz’a..
15 Temmuz’da artık her şey ayan beyan ortada..
Sivil uzantıları ile..
Askeriyedeki derin adamları ile..
Çalışma metotları ile..
Darbe girişimine imza atanların FETÖ mensubu oldukları artık kesindi..
Ama Pensilvanya, yine 17 Aralık’taki açıklamasına benzer bir açıklama yaptı: “Siyasi iktidar kendisi bu girişimi yaptırmış olabilir. Darbe girişimi tiyatro!”
Yolsuzluk kılıflı darbe girişimini geçtik.
Devletin istihbarat örgütüne adice iftira edilen MİT TIR’ları operasyonunu geçtik..
15 Temmuz hain darbe girişimini geçtik..
Şimdi suikast evresine geldik..
FETÖ mensubu bir polis, Rus Büyükelçi’ye suikast düzenledi..
Pensilvanya yine, 17 Aralık’taki açıklamasının benzerini yaptı..
Suikastçı polis Mert Altıntaş’ın kendileri ile ilgisi olmadığını, El Nusra üyesi olduğunu iddia ettiler..
Takıyye tam gaz devam..
Milletin gözünün içine baka baka, yalanlar tam gaz.
Kendilerini çok akıllı..
Milleti de aptal sanıyorlar..
Ve bu kafa ile giderlerse..
Allah korusun, daha büyük vahim cinayetlere, toplumsal olaylara imza atmaya kalkışacaklar..
Ve akılları sıra, onları da inkar ederek, sorumluluktan sıyrılacaklarını düşünüyor olmalılar..
Bugün gelinen noktada..
Birileri, FETÖ’nün üst yönetimine hatırlatmalı..
CIA’den kendilerine emir gönderip duran patronlarının sayesinde, şu ana kadar yurtdışında herhangi bir tutuklama, Türkiye’ye iade ile ilgili bir işlemle hiç karşılaşmadılar ama..
Biletlerinin toptan kesilmesi tarihi yaklaşıyor..
Bugün artık, 17 Aralık operasyonlarını FETÖ mensubu polis müdürlerinin ve savcılarının yaptığını herkes kabul ediyor mu?
Ediyor..
Onlar istedikleri kadar, “Binde birini tanımayız” desinler..
Türkiye tarihinde ilk defa, MİT’in resmi makamlar tarafından bir operasyonun hedefi haline getirildiği olayın arkasında, FETÖ’nün olduğu, hakimi ile, savcısı ile, jandarması ve polis müdürleri ile herkesin kabulünde mi?
15 Temmuz için de, aynı kanaat pekişmiş durumda..
Rus Büyükelçisi’ne suikast ile ilgili, iki tane sahte mektupla kafa karıştırdıklarını sanıyorlar ama..
Dünyanın genel kanaati, bu cinayetin de arkasında, FETÖ’nün olduğunu kesin olarak kabul ediyor.
Peki bundan sonra hangi hain eylemi yapacaklar?
Ve o hain eylemden, kendilerini nasıl sıyıracaklar?
En önemlisi..
Birlikte iş kotardıkları CIA’in, sürgit kendilerine sahip çıkacağına nasıl inanabiliyorlar?
Fetullah Gülen, bundan birkaç ay önce, yeminler ederek, “Dünyanın hiçbir yerindeki bir tane okulumuzu kapatamadılar. Bir tanesinin yeri değişti, onunla avunuyorlar” diyordu..
Birisi hatırlatsın kendisine..
Her yıl onlarca ülkede hazırlıklarını yapıp.. Sonra da finalini yaptıkları Türkçe Olimpiyatları vardı..
Bu sene ne oldu?
Yapabildiniz mi?
Bundan sonra yapabileceğinize inanıyor musunuz?
Bunu kıstas alsınlar..
Bu ülkenin zararına, daha büyük fecaatlere imza atmasınlar..
Hainliklerinin affedileceği yok ama..
En azından, “Hainliğin şu noktasında durduk” diyebilsinler!







