Buyrun Güneş Motel’in Hollanda versiyonuna!
Hollanda seçim sonuçları, Türkiye için dört dörtlük bir mesaj.
“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, 16 Nisan’da kullanacakları oyu belirlemeden önce, Hollanda seçim sonuçlarına mutlaka bakmalılar” desem, hiç de yanlış olmaz..
Ne olmuş o sonuçlarda?
Tam bir fiyasko..
Hollanda uzmanı olacak değiliz..
“Şu ismin liderliğindeki şu parti.. Bu ismin önderliğindeki bu parti” diye ayrıntılı döküm verip, sizi de sıkmayayım..
Özet bilgi şöyle:
En fazla oy alan mevcut Başbakan’ın partisi % 21,3..
En fazla havlayan, ırkçı partinin oy oranı % 13,1..
Sıradaki diğerinin aldığı oy %12,5..
Bir sonrakinin % 12..
Daha sonrakinin % 9,2..
Devam ediyoruz, birer santim boy farklı kardeşleri izlemeye..
Bir sonraki partinin oy oranı % 8,9..
Ondan sonrakinin de % 5.7..
Böyle böyle gidiyor, partilerin aldıkları oy oranları..
Hepsini toplayın bir AK Parti etmiyor..
Biraz abarttım değil mi?
Kemal Bey gibi yapmayalım biz de..
Hepsini toplarsak, % 100 eder..
Ama milletvekili kazanan partileri esas alarak, az oy alanlardan başlayarak saydım.. 10 partinin aldığı oy oranı, AK Parti’nin aldığı oy oranına ulaşamıyor..
Veya en fazla o oranına sahip partilerden sıralayalım..
İlk üç partinin oy oranlarını alt alta yazıp toplayın, AK Parti’nin aldığı oy oranını yakalayamıyor..
Böyle bir seçim neticelerinden sonra.. Şimdi Hollanda’yı ne bekliyor?
Kirli pazarlıklar..
Güneş Motel benzeri ayak oyunları..
28 Şubat’ta kurulan hükümette yapıldığı gibi, 10 üyeli partiye 8 bakanlık koltuğu verilerek kurulacak olan hükümet modelleri..
Şunu kabul ediyorum, onlarda darbe tehdidi bizimki kadar yüksek ihtimalli olmadığı için, rezilliğin zirve yaptığı hükümet modelleri söz konusu olmayabilir..
Güneş Motel örneğindeki gibi, CHP’nin iktidar olabilmek için, Adalet Partisi’nden istifa ettirdiği 11 milletvekilinden 10 tanesine bakanlık verdiği örnekteki kadar rezil mi rezil bir durumla karşılaşmayabiliriz..
Ama onlarda da şu hesaplar yapılmaya başlandı bile:
“Seçimden birinci parti olarak çıksam da.. Topu topu kazandığım milletvekili sayısı, iktidara gelmek için gerekli sayının yarısından bile az.. Ne yapsak, ne etsek acaba?”
Devam edecek hesaplar yapılmaya:
“Bana 43 milletvekili daha gerekiyor.. PVV’yi dışarda bırakacaksam.. 19’ar milletvekili kazanan iki partiyi yanıma alsam.. 76’yı yine bulamıyoruz. O zaman bir de yanına 12 milletvekili olan partiyi almamız lazım..”
Bitti sanmayın..
Kara günleri de düşünmek lazım..
Onun için de..
Hesaplar yapılırken, şu ihtimalleri de düşünecekler:
“Bu ihtimalde bile.. Türkiye’den Tayyip Erdoğan buraya bir ‘Hayyyytt’ dediğinde.. 7 farkla hükümet olmanın zorluğunu yaşayacağız. Ne yapsak acaba? 4 parti de yetmiyor, 5 partili koalisyon mu kursak?”
İşi sağlam yapmak için, gerçekten de öyle yapmalı..
Bizdeki “7 Kocalı Hürmüz” benzeri bir hükümet.!
Artık o hükümetle, hangi icraat yapılabilinirse..
•
Hollanda’daki seçimler sonrasında, medyada ilk günden “muhtemel koalisyonlar” başlığı altında..
Kombinasyonlar üretilmeye başlanmış zaten..
“Şu, şununla hükümet kuracak olursa, yanına da bunları mutlaka almalı..”
Devamında; “Bu onunla olursa, yanına şu ve şunu almalı..”
Bir başka ihtimalde, “Eğer şu parti hükümet dışında kalacaksa, yerine şunu, şunu, şunu da almalı..”
İşin içinden, akıl sağlığı bozulmadan çıkabilirlerse, ne mutlu onlara..
Şimdi bana hak verdiniz değil mi?
“16 Nisan’da oy kullanmadan önce, mutlaka Hollanda seçim sonuçlarına bakılmalı” dememdeki amacı, farkettiniz değil mi?
Benzer bir sonucun Türkiye’de çıktığını düşünün..
Ki, Hollanda’daki kadar çok uç bir örneği olmasa da, 7 Haziran 2015’te, benzer bir netice ile karşılaştığımızda dahi..
Elimiz ayağımıza dolandı..
AK Parti, “Bensiz olmaz” dedi..
CHP, “Mutlaka AK Parti’siz olmalı” dedi..
MHP, “HDP’li olmaz” dedi..
HDP, “Hepsi olabilir, yeter ki biz hükümete girelim” dedi..
Sonunda, aylarca hükümet kurulamadı da..
Zorunlu olarak yeniden seçime gidildi..
İşte bu kaosu yaşamamak için, 16 Nisan’daki yeni sisteme “Evet” demek gerekir..
Aralarında birer yaş fark olan kardeşlerin fotoğraf çektirirken sıralanmasındaki gibi..
% 21.. % 13.. % 12,5.. diye giden oy oranlarındaki partilerin hükümet kurması için yapacakları akrobatik hareketler yerine..
Sadece cumhurbaşkanı seçimi için değil..
Bakanlar Kurulu’nu da içine alan Cumhurbaşkanı seçimi için..
Kısacası, tüm yürütme organının belirlenmesi için..
Gerekirse iki turlu olarak..
% 50+1 formülü uygulanmalı..
TBMM’de milletvekilleri için parça pörçük tablo ile karşılaşsak bile..
Yasama organı, böyle bir dağınıklığı tolere edebilir..
Ama yürütme organında böyle bir parçalılık, hem devleti hem de vatandaşın günlük hayatını kilitler..
Bilmem, anlatabildim mi?
•
Hollanda’daki seçim sonuçlarını değerlendirirken, Başbakan Rutte şöyle demiş:
“Görünen o ki VVD (Başbakan’ın genel başkanı olduğu parti) üst üste üçüncü defa Hollanda’da birinci partisi olmayı başardı!”
Adamlardaki başarı kriteri bu..
2007’de % 20 olan oy oranını, 2012’deki seçimlerde % 26’ya çıkarmış.. Önceki günkü seçimlerde ise, oyunu tekrar % 21.3’e indirmiş..
Kalkmış, “Üç seçimdir ardı ardına kazanıyoruz” diye övünüyor..
Adamlar AK Parti görmemişler..
Tayyip Erdoğan’dan habersizler..
% 26 ile..
% 21 ile seçim kazanmayı, başarı sayıyorlar..
AK Parti % 49, CHP % 25 sıralamasındaki gibi..
İkinci partiyi ikiye katlama yerine..
Veya..
2002’de % 34.. 2007’de % 46.. 2011’de % 49.. 2015’de tekrar % 49 oy alma başarısını kendileri için hayal olarak gördüklerinden..
% 21 ile seçim kazanmayı, başarı sayıyorlar..
Sonra da boylarına bakmadan, Tayyip Erdoğan’a laf yetiştirmeye kalkıyorlar..







