Bayram Ağa’nın oğlu gitti, Murat Ağa geldi!
Genel kurul bugün imiş.
Türkiye İş Bankası’nın Olağan Genel Kurulu bugün saat 14.00’de İş Kuleleri Levent’te toplanıyormuş..
Levent’te cami bulmak da zordur ama..
Bulabildiğimiz kadarı ile..
Cuma namazını Levent’te bir camide kılıp..
Hemen sonrasında İş Kuleleri’ne gitsem..
“Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ali İhsan Karahasanoğlu.... Kurtuluş Savaşı sırasında, yurtdışındaki Müslüman kardeşlerimiz, bizim dedelerimiz cephede gavurlarla mücadele ederken.. Savaşta kullanılmak üzere Türkiye’ye para yollamışlar.. O paralar, savaşın sonuna denk geldiği için fiilen kullanılamamış. Aslında Hazine’ye konulması gerekirken, Türkiye İş Bankası’na sermaye yapılmış. Akabinde de, bu sermaye payı, o tarihte tek parti olduğu için.. Tek parti de devlet demek olduğu için.. CHP’nin parası sayılmış.. Aslında o para, CHP’nin değil.. Bütün milletin..” diye söze girsem..
Ardından da..
“CHP daha genel kurul yapılmadan, dört tane yönetim kurulu üyesini belirlemiş bile.. Bayram (Meral) Ağa’nın oğlu gitmiş. Mehmet Moğultay’ın oğlu gitmiş.. Yerlerine CHP’nin eski üç milletvekili (Murat Karayalçın, Müslim Sarı, Aşkın Türeli) ile CHP’liliği konusunda kimsenin tereddüt etmeyeceği Özcal Korkmaz atanmış.. Genel kurul bugün ama.. Nasıl oluyorsa CHP, dört yönetim kurulu üyesini, önceden seçmiş bile..” diye devam edip..
Baklayı ağzımdan çıkarsam:
“İş Bankası’ndaki % 28,09’luk CHP hissesi, aslında 80 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının her birinin hakkıdır. Ben de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sıfatı ile, hissemi temsilen, oy kullanmaya geldim” desem..
Ne derler acaba?
Nezaketen soruyorum..
Ne diyeceklerini biliyorum zaten..
“Biz o paranın üzerine oturmuşuz.. Her yönetim kuruluna, dört tane CHP’liyi.. Veya CHP ağasının yakınını oturtuyoruz.. Verilecek kredilerle.. İştiraklerdeki yönetim kurulu üyelikleri ile.. Anadolu Sigorta idi.. İş Yatırım idi derken.. Katrilyonlara varan paraya hükmedip, yandaş medyaya reklam aktarıp, keyfimizi sürüyoruz.. Sen de nereden çıktın maraba?” cevabı ile, tekme tokat dışarı atacaklarından eminim..
Onun için ne genel kurula gitmeye gerek var, ne de Cuma namazını tehlikeye sokmaya..
15 yıldır iktidarda olan AK Parti hükümetleri bu işe el atmadıktan sonra..
Biz kimden, neyi isteyeceğiz ki?
Bir dava açtırılıp, “Burda bir muvazaa var.. Paranın sahibi Mustafa Kemal değil ki, vasiyet etsin.. Aksini iddia eden varsa, buyursun ispat etsin, Mustafa Kemal bu parayı, nerede kazanmış? O tarihte tek parti olduğu için, devlet de tek parti ile yönetildiği için.. Hazine’ye konulması gereken para, CHP’nin gibi gösterilmiş. Ama bugün itibari ile, muvazaayı tespit ederek, İş Bankası’ndaki söz konusu hissenin tamamı Hazine’ye aktarılmalıdır” talebi ile..
Muvazaalı işlemi iptal ettirmiyorlar..
Biz de böyle..
CHP’nin el koyduğu halkın parasının muhabbetini yapmakla yetiniyoruz.
•
Ama bu noktada..
Sosyal demokrat geçinen..
Şunu, bunu, herkesi “haram yemek”le suçlayan..
Halkın oyu ile iktidara gelen siyasi iktidarı “kadrolaşma” ile suçlayan CHP’liler..
Kendi kendilerine sormalılar:
“CHP olarak bizim Türkiye İş Bankası’ndaki % 28 sermayemiz nereden geliyor? Nereden kazandık biz bu parayı?.. Üyelerimizden aidat mı topladık? Ticaret yapıp, para mı kazandık? Birileri alnının teri ile kazandığı parayı vasiyet etti de, böyle mi kazandık, biz bu parayı?”
Sormalılar ve cevabını bulmalılar..
“Aslında bu para bizim değil. Bu sermaye CHP’nin değil.. Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının..” demeliler..
O zaman da..
Dürüst iseler..
İlkeli iseler..
Erdemli iseler..
“Her ne kadar, kağıt üstünde sermaye bize ait gibi görünüyor ise de.. Bu para halkın olduğuna göre, biz hissemizi olduğu gibi, Hazine’ye devrediyoruz” demeleri gerekir.
Demiyorlar..
Haksız malın üstüne oturmaya devam ediyorlar..
Sonra da “Halk bize niye oy vermiyor” diye kara kara düşünüyorlar..
Haramın üzerine oturan bir partiye, halk oy verir mi?
Alın teri olmaksızın edinilen parayı sahiplenene halk güvenir mi?
Güvenmiyor işte.
Aynı şekilde..
Anayasa değişikliğinde de..
CHP’nin söylemine, halk inanmıyor..
İş Bankası konusundaki yalanlarını biliyor, çünkü..
Şimdi CHP yönetimi yine, eski mavallarını okuyacak, “Biz İş Bankası’ndaki hisse karşılığında kâr almıyoruz. Sadece yönetimde temsil ediliyoruz” diyecek..
Önce şunu çözelim..
“O para sizin mi, değil mi?”
Para sizin ise, kârını da alın, yönetimde de temsil edilin..
Ama para sizin değil ise..
Ki, “kâr almıyoruz” demekle, zaten bunu zımnen kabul ediyorsunuz..
O zaman, yönetimde niye 4 tane adamınız var?
Sembolik, membolik..
Niye AK Parti’nin, MHP’nin bir tane sembolik temsilcisi yok da.. CHP’nin var?
Kaldı ki..
“Sembolik temsil” iddiası da doğru değil..
İş Bankası’ndaki her yönetim kurulu üyesinin, gayrı resmi avantajları bir yana.. Yönetim kurulu üyeliği sebebi ile cebine giren resmi para yıllık 1 milyon lira..
Verilen krediler, dağıtılan reklamlar, alınan satılan taşınmazlardaki numaralarla elde edilen imkanlar da, işin cabası..
Halk bu gerçekleri biliyor..
Bildiği için de, CHP’nin hiçbir sözüne inanmıyor..







