--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Allah’ım sen aklımı koru, seçim kazanmak suç mu?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Bu ülkenin yönetiminde, dindarlar uzun yıllar söz sahibi olamadılar..

Seçim sandıklarında % 10-15’lerde oy alıyorlardı.

Rakipleri arasında % 50’ye ulaşan parti pek olmasa da.

% 35’lerle, % 40’larla, ülkeyi istedikleri gibi yönetiyorlardı..

Son 10 yıldır.. Dindar insanlar, AK Parti’de buluşarak, % 50 oya ulaştılar..

Hatta son atılım ile..

Son anayasa değişikliği ekseninde konuşacak olursak..

AK Parti, MHP ile de uzlaşarak, % 64’e varan bir birlikteliği oluşturdu..

% 64’lük temsil ile, anayasa değişikliğini hayata geçirmeye çalıştılar..

Ama o ne?

Birbirleri ile “su”yu bile bölüşmeyecek kadar ayrı dünyaların partileri olan CHP’si, HDP’si, SP’si ve küçük küçük diğer partileri bir araya gelip, itiraz ediyorlar: 

“% 50’yi de temsil etseniz, daha fazlasını da temsil etseniz, bu değişikliği yapamazsınız.”

İyi de beyler, seçim kazanmak, daha çok oy almak, ne zamandan beri suç oldu?

Seçimi siz kazansanız, % 50 oyu siz alsanız..

AK Parti % 25 oy alsa..

Ülkeyi nasıl yöneteceğinizi, AK Parti’ye mi soracaksınız?

Ki; sizin birlikteliğinizde, en fazla oy alan % 25 ile CHP iken..

% 49 oy alan AK Parti’nin değil de, % 25 oy alan CHP’nin dediğinin olmasını nasıl isteyebiliyorsunuz?..

•

Önümüzde iki seçenek var..

Ya AK Parti-MHP uzlaşısının dediği olacak.

Ya da CHP-HDP uzlaşısının dediği olacak..

Tartışmaya dışardan bakalım..

Objektif gözle yorumlayalım..

% 64 birlikteliği temsil eden AK Parti-MHP’nin dediği mi olmalı?..

Yoksa % 38’i temsil eden CHP-HDP birlikteliğinin mi dediği olmalı?

Eğer % 38 oyu temsil edenlerin dediği olacak ise..

“Daha çok oy alan” var iken..

“Daha az oy alan”ın dediği olacak ise..

Yıllarca dindar insanların istediklerini niye yapmadınız?

“Sizin oyunuz yetmiyor ki!” diyerek, dindarların isteklerini niye gözardı ettiniz?

Hani bu “istemezükçü”lerin söylemlerinde samimi olduklarına inansam..

Gerçekten “Azınlıkta olanların düşüncelerine değer verilmeli” fikrinden caymayacaklarına inansam..

Pratik bir önerim olacak..

Çok oy alanın değil.. “Demokrasilerde azınlıkların da düşüncelerine saygı gösterilmeli” ayakları ile..

Az oy alanların dediklerine üstünlük verilecek ise..

AK Parti, seçmeninin bir kısmına çağrıda bulunsun, kendisine verilen oy oranını % 20’lere indirsin.. 

Sonra da “Demokrasilerde azınlıktakilerin de görüşlerine değer verilecekti ya.. Biz azınlığız.. Biz başkanlık sistemi istiyoruz. Bizim dediğimiz olsun” söylemi ile, başkanlık sistemini dayatsın..

Yani, CHP’nin bugün dediğini tekrarlasın..

Nasıl ki CHP bugün, hem az oy alıp, hem de “Benim dediğim olacak. Parlamenter sistem olacak” diyorsa..

AK Parti de, az oy alıp, ardından “Benim dediğim olacak. Başkanlık sistemi olacak” desin..

Nasıl olur?

Güzel değil mi?

•

Hangi tartışmaya baksak..

Hangi kartel kalemşörünü okusak..

Dedikleri hep aynı..

“% 50 aldınız diye, ülkeyi tek başınıza mı yöneteceksiniz?”

İyi o zaman.

Biz de size şunu soralım: 

“Hem % 25 oy alıp, hem de ülkeyi siz mi yöneteceksiniz?”

Seçim kazanmayı, adeta “suç” olarak görüyorlar..

Seçimi kaybetmeyi, daha matah bir şey gibi gösteriyorlar..

Akıllara ziyan, bir söylem tarzı..

Ama bu mantıksız söylemi, hiç utanmadan, hiç sıkılmadan.. Bozuntuya vermeden.. Koro halinde.. Dur durak demeden savunuyorlar.. Savunabiliyorlar.. 

Sözde bilim adamları ile.. 

Sözde demokratları ile..

Sözde özgürlük havarisi gazetecileri ile..

Sıradan insanların bile yüzünü kızartacak bu söylem ile, halkın karşısına çıkabiliyorlar..

Ne diyelim, “Pes doğrusu!”

•

Bazı okurlarımız diyecek ki: 

“Ama mevcut sistemi değiştirmede itiraz var.. Mevcut sistem sürdürülse, çok oy alan partiye bir itirazda bulunan yok.. İtirazın sebebi, çok oy alındı diye, sistemi de değiştirmeye kalkmak!”

Çok iyiniyetli bir söylem gibi görünen bu cümlelerde, öyle bir hinoğlu hinlik var ki..

Birçok AK Partili bile..

“Bu söylemi de hepten yabana atmamalıyız” noktasında..

Oysa, şöyle düşünmeliyiz.

Sistem dediğimiz nedir ki?

Daha önceki dönemlerde, çok oy alanların yaptıkları düzenlemeler..

Hatta..

Darbeleri de dikkate aldığımızda..

Sabah erken kalkanın, darbe yapıp, ülkeye dayattığı sistem..

Parlamenter sistem dediğimiz yönetim şekli, haşa Allah’ın kesin bir emri mi?

Haydi siz Allah’a inanmıyorsunuz..

Peki, sizin değer verdiğiniz tabuların kesin emri mi?

Mesela..

Mustafa Kemal’in, “Aman çocuklar.. Parlamenter sistemden kesinlikle ayrılmayın” diye bir tavsiyesi var mı?

Yok.

Tam aksine..

Mustafa Kemal döneminde, parlamenter sisteme kıyasla, başkanlık sistemine çok daha yakın bir uygulamanın varlığına şahit oluyoruz..

O zaman, “parlamenter sistem”in kerameti, nereden kaynaklanıyor?

Elinde silah ile, darbe yapanların tercihinin, “parlamenter sistem” olmasından mı?

Hiç şüpheniz olmasın..

Aynen öyle..

Darbeci Kenan Evren..

Darbe yaptıktan sonra..

Anayasayı hazırlama emrini, Orhan Aldıkaçtı yerine..

Aynı fakültede anayasa hukuku öğretim üyesi Burhan Kuzu’ya vermiş olsaydı..

Belki de şimdi, başkanlık sistemi ile yönetiliyor olacaktık..

Darbeci Kenan Evren’in tercihi, Orhan Aldıkaçtı.. Onun da tercihi parlamenter sistem olunca..

Şimdi CHP de..

12 Eylül darbesinde büyük işkenceler gördüklerini iddia eden HDP’liler de..

Darbecilerin tercihine sımsıkı yapışıp, “Dokundurtturmayız” diyorlar..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle