--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

14 yıl önce, Hürriyet’in manşeti: “Generallerin tazminat zaferi!”

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

AK Parti’nin iktidara gelişinin daha ilk yılı bile dolmamıştı..

2003 yılının ilk ayları..

Cumhuriyet gazetesinde, Mustafa Balbay imzalı “Genç subaylar rahatsız” başlığı ile, isyana tahrik niteliğinde bir haber, tartışmalara sebep olmuş..

Devam eden günlerde, Çetin Doğan ekseninde, darbe söylentileri dillendiriliyor..

Hatta, Çetin Doğan’ın bir ameliyatı haberleştirilip, “Sağlık sorunlarını çözüyor ki, 2003 YAŞ toplantısı öncesinde planlanan darbede hiçbir aksama olmasın..” dedikoduları bile üretiliyor.

Çetin Doğan da gaza gelmiş.

Gazetelerde haber olmak için, uçuk açıklamalar yapıyor.

O uçuk açıklamalardan birisi de..

“Türk askerinin Yemen’de ne işi vardı?” cümlesi..

Türk askerinin Anadolu dışındaki varlığını, adeta bir işgalcilik olarak kabul eden bir kafa yapısı ile karşı karşıyaydık..

Tam bu açıklamanın yapıldığı günlerde..

Bir de Orgeneral Aytaç Yalman çıkıyordu karşımıza..

O da, yine gazetelerde haber olma sevdası ile..

Mussorgsky’yi övüyordu..

“K. Irak dağlarında dolaşırken, Mussorgsky’yi damarlarımda hissederim” diyor..

Kimdi bu Mussogorsky?

Kars’ı işgal eden Rus ordusuna, övgüler düzen bir Rus müzisyen.

Kendisi de Rus ordusunda asker..

Her ne kadar Aytaç Bey, müzisyen yönü ile Mussorgsky’yi övdüğünü sonradan açıklasa da..

Bir orgeneralin, kendi vatan topraklarının işgalini öven birisine övgüde bulunmasına yönelik böyle vahim bir gaf, kabul edilebilir gibi değildi..

Orgeneral Aytaç Yalman’ın açıklaması, Hürriyet’te sürmanşet olduğunda..

Vakit’te de durum şu başlıklı yazıda eleştiriliyordu:

“Onbaşı bile olamayacakların, general olduğu ülke.”

Yazının temel felsefesi şuydu: “Türk askerinin Yemen’e niçin gittiğini sorgulayan bir kişi, general olamaz. Olmamalı. Çünkü Yemen’de olmazsak, İstanbul’da da tutunamayız..”

Aynı şekilde, Aytaç Yalman da, aynı yazıda nasibini alıyordu; övülen kişinin, Türk toprağı Kars’ın işgalini öven birisi olduğu belirtilip, “Bu adamı tanımıyorsan, ne diye övüyorsun” eleştirisi yapılıyordu.

Bu iki somut örnek üzerinden de..

Tüm generaller için değil..

Sadece bu iki general için..

Belki onlara benzeyen, destek veren birkaç general için daha..

“Onbaşı bile olamayacakların, general olduğu ülke” eleştirisi yapılıyordu..

Sonrasını biliyorsunuz.

312 general birden, dünya hukuk tarihinde görülmemiş bir davayı açıp, bu yazı sebebi ile gazetemizden trilyonluk tazminat istemişlerdi..

Ve mahkeme, daha ikinci duruşmada, davanın tümü ile kabulüne karar vermişti.

Ne tahmin edersiniz?

Bir köşe yazısından dolayı, bir gazete, 2004 değerleri ile, 1 trilyonluk tazminata mahkum edildiğinde..

Diğer medya organlarının, bunu nasıl haberleştirmesini beklersiniz?

“Basın susturuluyor” diye mi?

Çok beklersiniz..

Hepsinin benzer yaklaşımını özetlemek için, unutamadığım Hürriyet’in başlığını aktarayım: 

“Generallerin tazminat zaferi.”

Generaller, zafer kazanmışlar..

Bakış açısı bu..

Haberin ilk girişinde de, şunlar yazıyordu:

“‘Onbaşı bile olamayacaklar general oluyor’ yazdığı için 312 generalin mahkemeye verdiği Vakit Gazetesi, faizleriyle birlikte 1 trilyon lira tazminat ödemeye mahkûm edildi. Vakit Gazetesi, ‘Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke’ başlıklı yazısı nedeniyle aralarında dört kuvvet komutanının da bulunduğu 312 generale 2’şer milyar lira tazminat ödemeye mahkûm oldu.”

Davanın süreci uzun..

Sonuçta o karar bozuldu..

Tek kuruş tazminat ödemedik.

Çünkü haklı idik.

Çünkü 312 generali hedefleyen bir eleştiri yoktu..

Ama yaşadıklarımıza bakın ki..

14 yıl sonra.

Hürriyet gazetesi, benzer bir davaya muhatap olmanın eşiğinde..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Hürriyet gazetesindeki “Karargah rahatsız” başlıklı haber görüntülü fitne kokan yayından dolayı, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının dava açması gerektiğini söylemesi, generalleri harekete geçirmiş.

Hürriyet bile..

Hedefte kendileri olduğunu unutup..

“Komutanlar ‘Turist’ diyene dava açmalı” başlığı ile Tayyip Erdoğan’ın açıklamasını haberleştirmişler..

312 general davasında “Generallerin tazminat zaferi” başlığı ile, mahkemenin verdiği ilk karara çok sevinen Hürriyet, şimdi kendisi benzer bir davada mahkum olursa, açık söyleyeyim, hiç şaşırmam..

“Onbaşı bile olamayacakların, general olduğu ülke” başlıklı köşe yazısına kıyasla..

Hürriyet’in “Karargah rahatsız” başlıklı haberinin, tazminatı çok daha fazla hakettiğini de hatırlatmam gerekir..

Mahkum olduklarında da, en azından ibret olması için, “Generallerin tazminat zaferi” başlığı atılmasına da, hiç itirazım olmaz..

Bizim hedefimiz somut açıklamaları sebebi ile iki general idi..

Ya onlar neyi eleştirdiler?

Cumhurbaşkanı ile, resmi görüşmeler yapmak üzere uluslararası ziyaretlere katılan generalleri..

Resmi ziyaretin neyini eleştiriyorsunuz?

Resmi ziyarete katılan generalleri, “turist” olarak, nasıl nitelendirebiliyorsunuz?

Özel gezi olur..

Tatile giderler..

Siz de “Turist” derseniz..

Eleştiri kabul edebiliriz.

Ama, belirtilen ziyaretlerin tamamı, resmi geziler..

Sırf tahkir etmek için, resmi geziye katılan generale “Turist” diyene de..

Haddinin bildirilmesi gerekir..

Hele hele bu gazete..

Habercilikten başka bir amacı olmayan bir gazete, haksız yere mahkum edildiğinde “Generallerin tazminat zaferi” diye başlık atan bir gazete ise..

Had bildirilirken, ibretlik bir tazminat miktarı da belirlenmeli..

Ki, sonraki süreçte, benzer ilkesizlikler tekrarlanmasın..

•

İşe bakın..

Hürriyet, 2003’te darbe hazırlığı içinde olduğu ileri sürülen Çetin Doğan’dan yana tavır alıp, Vakit’in aleyhine haber yapmış.

14 yıl sonra..

Darbeye pek meyilli olmayan Hulusi Akar’ı eleştirip, yine darbeden yana çizgisini tekrarlamış..

Demek ki..

Yıllar geçiyor..

Hürriyet’in darbeciliği, değişmiyor..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle