--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“100 bin himmet benden” deyip, başkasına ödeten uyanık!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Biliyorum, büyük çoğunluğunuz “Ciddiye alınacak neyi kaldı? Bu kadar ihaneti açıkça ortada olan birisinden bahsetmeye ne gerek var” diyeceksiniz..

Büyük oranda haklısınız..

Ama..

“Tabanda belki üç-beş kişi..

Hâlâ bu adama inanıyordur..

Hâlâ bu adamı  masum zannedenler vardır.

Onlara bir faydası olabilir” düşüncesi ile..

Bugünlük beni mazur görün..

Bir defa daha, aynı evdeki karı ile kocayı, anne ile oğulu birbirine düşüren bu adamdan bahsedeyim..

Konuşan zat..

1999’da kalp rahatsızlığı sebebi ile ABD’ye giden..

Ama ne hikmetse..

18 senedir orada kalmaya devam eden.. Annesi öldüğünde cenazesine gelmeyen. Kardeşi öldüğünde cenazesine katılmayan Fetullah Gülen..

Son üç yıldır..

Sapasağlam gençlerin bile, tartışmaların ateşine dayanamayıp kalp krizinden dünyasını değiştirdiği 17 Aralık sonrası süreçte..

Bahsettiğimiz Fetullah, sapasağlam..

Kalp rahatsızlığı için 18 sene önce ABD’ye giden bir ihtiyar gibi değil.. 18’lik delikanlı gibi; dişe diş, ihanet yolundaki mücadelesini ölümüne sürdürüyor..

Önceki gün yeni bir konuşması yayınlanmış.

Şöyle bir bakayım dedim..

Eski hikayeler.. Tabanı ayakta tutmaya çalışan numaralar..

Konuşmaya başlık olarak, “Mahpuslar, mazlumlar, muhacirler ve himmet”i uygun görmüşler..

Eee, ne yaparsınız..

“Ava giderken, avlanma” diye bir atasözümüz var..

17 Aralık’ta ava çıkan FETÖ, avlandı..

Avlayacağı siyasileri hapse atacaktı..

Başaramadılar..

Kendileri hapse tıkıldılar..

Şimdi durumdan şikayet ediyorlar..

Bu savaşı başlatan, siz değil miydiniz?

17 Aralık’ta.. Başaracağınıza çok inandığınız için.. Kasetlerin biri gündemden düşmeden, diğerinin yayına girdiği günlerde.. “Göreceksiniz daha neler çıkacak” türünden tehditlerle.. Kendi tabanınıza verdiğiniz müjdeli(!) mesajlarla.. “Tayyip Erdoğan’ı devireceğinizi” söylemiyor muydunuz?

Ava çıktınız.. Avlandınız..

Kendi düşen ağlamaz..

Kendiniz ettiniz, şimdi kendiniz buluyorsunuz..

Niye ağlaşıyorsunuz ki?

•

Kendileri cezaevine girince..

“Mazlum” oluyorlar..

Allah korusun.. Ya siz başarılı olsaydınız?

Hedefe oturttuklarınızı, cezaevine değil de, saraya mı yerleştirecektiniz?

Tayyip Erdoğan’ı nereye koymayı planlamıştınız?

Oranın adı, mahpushane değil miydi?

Gecesini gündüzüne katarak, bu ülke için mücadele eden Tayyip Erdoğan, eğer başarılı olsa idiniz, koyacağınız mahpushanede, mazlum olmayacak mıydı?

İlk hareketi siz yaptınız..

“Suçsuz insanları cezaevine koyma operasyonu”nu siz başlattınız..

Yıllardır planladığınız 15 Temmuz darbe girişimini yok saysak bile..

“Köşeye sıkışınca, kendimizi kurtarmak için darbeye giriştik” gibi bir savunma ile kendinizi aklamaya kalkışsanız bile..

17 Aralık’ta ilk atağı siz yapmıştınız..

Şimdi, işlediğiniz suçun cezasını çekiyorsunuz..

Şu anki konumunuz “mazlum”luk değil, “cezanızın infazı”ndan ibaret..

•

“Mahpus, mazlum” kavramlarından sonra..

Üçüncü kavramları da “muhacirler..”

1999’da gitmiş.. Ama burdaki adamlarını götürmemiş..

“Kalp kontrolü” için gitmiş. Niceleri kalpten gitmiş. O; kontrolü yaptırıp da geri dönememiş..

Şimdi “muhacirlik”ten bahsediyor..

17 Aralık darbesini yap..

25 Aralık ile hainlikte sıçrama yap..

MİT TIR’ları operasyonları ile, ekmeğini yediğin ülkene ihanette rekor üzerine rekor kır.. 

Sonra 15 Temmuz ile, insanların kanına gir.. Vicdansızlıkta zirveye otur..

Sonra “muhacirlik”ten bahset..

Kim muhacir? FETÖ’cüler mi?

Onlar olsa olsa.. Akıttıkları kanın hesabını ödememek için, yurtdışına kaçan hainlerdir..

•

Son konuşmanın başlığındaki dördüncü kavram da “himmet..”

Toplanan himmetle yurtlar açılmış.

Himmet ile okullar yapılmış.

Kendi ağzı ile itiraf ediyor, Pensilvanya’daki kaçkın..

Sonra da..

“Hepsine el konuldu” diye ağlaşıyor..

Sizin değilmiş ki, “El konuldu” diyorsun, bre gaspçı..

Ondan almışsın. Bundan istemişsin.. Arada sırada da, bazı işadamlarının tepesine çökmüşsün.. “Vergi davanı hallederiz, biraz himmet” demişsin.. “Hapisten çıkarırız, himmetten bahset” demişsin..

Avantadan topladığın tüm bu mallara..

Şimdi devlet el koymuş..

Halktan aldıklarını..

Devlet geri almış..

Buna, “El koyma” mı denir?

Söyle, “Dikili ağacım yok” dediğin halde, saf tabandaki insanları aldatmak için himmet toplantısında “100 bin lira da benden(*)” deyip, sonra o 100 bin lirayı da başkasına ödettiren uyanık!

(*): Bu hatırasını, son konuşmasında, hiç utanmadan bizzat kendisi anlatıyor!

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle