• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yücel Kaya
Yücel Kaya
TÜM YAZILARI

Ertuğrul Özkök'ün ‘Diktatör Franco’ kurgusu ve Erdoğan

06 Ağustos 2026
A


Yücel Kaya İletişim:

Ertuğrul Özkök'ün ‘Diktatör Franco’ kurgusu ve Erdoğan
YÜCEL KAYA  

Türk basın tarihine geçen bazı manşetler vardır. Bunlar yalnızca haber değildir. Bir dönemin medya anlayışını ve siyasi refleksini de yansıtır. 

Bu manşetlerin önemli bir bölümünün altında, Ertuğrul Özkök'ün genel yayın yönetmenliğini yaptığı Hürriyet gazetesinin imzası vardı. 

2008 yılında TBMM, üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldıran Anayasa değişikliğini 411 milletvekilinin oyuyla kabul etti. Demokratik ülkelerde böylesine güçlü bir uzlaşma, milli iradenin tecellisi olarak görülür. Ancak Hürriyet ertesi gün şu manşeti attı: 

"411 el kaosa kalktı." 

Sandığın ortaya koyduğu iradeyi "kaos" olarak niteleyen bu manşet, yıllarca vesayetçi medya anlayışının sembolü olarak anıldı. 

1999 yılında ise Ahmet Kaya'nın Kürtçe albüm hazırlayacağını açıklamasının ardından Hürriyet bu kez "Vay Şerefsiz" manşetiyle çıktı. Ahmet Kaya’yı linç eden o başlık da medya tarihinin en tartışmalı manşetlerinden biri olarak hafızalara kazındı. 


28 Şubat sürecinde de Hürriyet, Muhtıralarla siyasete yön vermeye çalışan paşaların yayın organı gibi hareket etmeye devam etti. 

Değişmeyen refleks 

Aradan yıllar geçti. 

Türkiye değişti. 


Siyaset değişti. 

Medya değişti. 

Ancak Ertuğrul Özkök'ün tartışma oluşturan çıkışları hiç değişmedi. 


Son açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, İspanya'nın faşist diktatörü Francisco Franco üzerinden vurmaya çalıştı. 

Franco'nun ölümünden sonra İspanya'da rejimin değiştiğini anlattı. Ardından bugünkü sistemin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şahsı üzerine kurulduğunu, Erdoğan'dan sonra da değişeceğini ileri sürdü. 

Bu sözler haliyle kamuoyunda büyük tartışmalara neden oldu. 


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da Özkök hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla resen soruşturma başlattı. 

Fakat asıl tartışılması gerekenin soruşturma değil, bu benzetmenin kendisinin olduğu gözlerden kaçtı. 

Franco ile Erdoğan arasında benzerlik var mı? 

Franco, seçilmiş yönetime karşı yapılan askeri darbenin ardından çıkan iç savaşın galibi olarak iktidara geldi. 

İspanya da; 

Yaklaşık otuz altı yıl boyunca seçim yapılmadı. 

Muhalefet yasaktı. 

Kendisini eleştiren bir gazetenin kurulmasına asla izin vermedi. 

Yüz binlerce muhalif yargısız infaz uygulanarak hapse atıldı zindanlarda çürütüldü. 


On binlerce muhalif kurşuna dizilerek idam edildi. 

On binlerce çocuk ailelerinden koparılarak başka ailelere verildi. 

Franco, halkın oyuyla değil, silahın gücüyle iktidarda kalmıştı. 

Kısacası Francisco Franco, Mussolini gibi, Hitler gibi bir diktatördü. 

Recep Tayyip Erdoğan ise 2002'den bu yana yapılan seçimlerle iktidara geldi. 

2002... 

2007... 

2011... 

2015... 

2018... 

2023... 

Türkiye'de seçimler yapıldı. 

Muhalefet partileri faaliyetlerini rahatlıkla sürdürürken Erdoğan; 

Silahının gücüyle değil, halkın sevgisini kazanarak, oylarını alarak iktidara geldi. 

Cumhurbaşkanı oldu. 

Bu tablo ile Franco İspanyasını aynı kefeye koymak tarihsel açıdan son derece zorlama bir benzetmeydi. 

Özkök gerçekten buna inanıyor mu? 

Her ne kadar zaman zaman kamuoyunda alışılmışın dışında görüntüler vermeyi seven, örneğin ağaç dalına tutunarak bir şempanze gibi muz yediği fotoğraflarıyla gündeme gelen bir isim olsa da, Ertuğrul Özkök'ün yaptığı Franco-Erdoğan benzetmesinin tarihsel olarak doğru olmadığını bildiğini düşünüyorum. 

Çünkü Özkök, İspanya tarihini de Türkiye'nin yakın siyasi tarihini de bilmeyecek bir isim değildir. 

O halde neden böyle bir benzetme yaptı? 

Bunun cevabı tek kelimedir: 


Algı. 

Konuşmasının en dikkat çekici yönü, Franco ile Erdoğan arasında tarihsel bir benzerlik kurması değildi. 

Asıl dikkat çekici olan, "Diktatör Franco" ve "Erdoğan" isimlerini aynı cümlede buluşturması ve kamuoyunda tartıştırmasıydı. 

Çünkü iletişimde bazen asıl amaç, benzetmenin doğru olması ya da olmaması değildir. 

Asıl amaç, iki kavramı insanların zihninde yan yana yerleştirmektir. 

Özkök bunda başarılı oldu. 

Bir kavramı sürekli başka bir isimle birlikte kullanırsanız, zamanla biri diğerini çağrıştırmaya başlar. 

"Diktatör Franco, Diktatör Erdoğan!" gibi. 

Yıllardır bazı köşe yazarlarının, bazı sanatçıların, gazetecilerin ve bazı akademisyenlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile "diktatör" kavramını aynı cümlelerde tekrar etmesi de bu açıdan dikkat çekicidir. 

Özkök'ün Franco benzetmesi de bu zincirin yeni halkasıdır. 

Bu kez doğrudan "diktatör" demek yerine, Avrupa tarihinin en bilinen diktatörlerinden biri üzerinden aynı çağrışım kurulmaya çalışılmıştır. 

Bana göre mesele tarih değildir. 

Mesele Franco da değildir. 

Mesele, kamuoyunun zihninde “Diktatör Erdoğan” çağrışımını üretmektir. 

Bu nedenle Özkök'ün sözlerinde tartışılması gereken asıl nokta, Franco benzetmesinin doğru ya da yanlış olması değildir. 

Asıl mesele, tarihsel gerçeklikle bağdaşmayan bir benzetme üzerinden nasıl bir algı oluşturulmak istendiğidir. 

Çünkü bazen kelimeler, anlatmak için değil; zihinlere yerleşmek için seçilir. 

Ertuğrul Özkök'ün “Diktatör Franco” kurgusu işte tam da budur. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23