--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fon yolsuzluğunu mu yazalım, haydi yazalım

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
1

İstanbul Havalimanı’ndan 6. pistinin hizmete girdiğini yazacağım. Biliyorum okurlar itiraz edecekler, “Yatırım fonlarındaki skandalları yazsana” diyecekler.

Eşcinsellere yönelik geç kalmış operasyonları yazıyoruz.

İtiraz ediliyor, “fon manipülasyonu, on aydır tedbir alınmadan kendi haline bırakılmış. Onu yazsana.”

Ailenin çökmesi anlamına gelen eşcinselliğe “hak” gözüyle bakan muhafazakarların riyakarlıklarını yazıyoruz.

“Onları boş ver Ali bey, fon skandalıyla birileri 826 milyar TL götürmüş, ondan bahsetsene” uyarısı alıyoruz.

Önce şunu belirteyim.

Bahsedilen manipülasyon veya yolsuzluk ya da küçük yatırımcıyı dolandırmak iddialarına, “lekelenmeme hakkı” ve “masumiyet karinesi” gibi kavramlar üzerinden yaklaşsak nasıl olur?

Durun arkadaşlar, hemen bağıra çağıra bize itiraz etmeyin.

Sadece sordum.

Sizin nabzınızı ölçmek istedim.

Ekrem İmamoğlu yolsuzluk yaptığında  bizim önümüze getirip koyduğunuz kavramları, bir başka olayda da ben önünüze koydum.

Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzlukları için kullandığınız bu kavramları, şimdi fon yolsuzluğunda da kullanıyorsanız, olaya dürüst şekilde yaklaşıyorsunuz demektir.

Ama Ekrem İmamoğlu’nda yolsuzlukların üzerini örtmek için kullandığınız o iki kavram, şimdi fon yolsuzluğunda aklınıza gelmiyor, hatta ben sadece sizin çelişkinizi ortaya koymak için size hatırlattığımda bana hemen “Vay sen de mi onlarla ortaksın?” tepkisi gösteriyorsanız...

İşte buradaki çelişkinizi yüzünüze vurmamız lazım.

Yapmaya çalıştıkları algının şu yönünü de hatırlatmamız lazım.

Turgut Özal döneminde, çalışanlara konut edindirme amacıyla maaşlarından küçük bir kesinti yapılıyordu. Amaç şuydu: Devlet bu kesintiyi biriktirecek, değerlendirecek, belli bir süre sonra o çalışan ev almak istediği zaman, kendisine toplu ödeme yapılarak, alınacak evin en azından peşinatı, belki yarısı karşılanmış olacaktı. 

Bir süre sonra öğrendik ki, o toplanan paraların büyük kısmı hiç edilmiş. 

Sorumlu kim?

Tabii ki o zamanki siyasi iktidar. (ANAP. Sonraki dönemde de, DYP-CHP)

Yine AK Parti iktidarı öncesinden bir örnek daha vereyim. Milli Eğitim Bakanlığının öncülüğünde, İlkokul öğretmenlerine ev kazandırma amacıyla büyük bir arsa alınmış, öğretmenler de yaptıkları ödemeler karşılığında bu kooperatife ortak edilmişlerdi.

İlkokul öğretmenlerinin parasıyla alınan arsanın hukuki sorunları olduğu ortaya çıkmış ve para batmıştı.

Siyasi iktidar, bu işte aracılık ettiği için birebir sorumluydu.

Ama ne konut edindirme yardımı olayında ne de İLKSAN olayında siyasiler ciddi bir hesap vermediler.

Onlar hesap vermediler; şimdi AK Parti’nin de sorumluluğu olan bir konuda “hesap vermesin” demiyorum.

Ama önceki yılların iktidarları kendi sorumlulukları altındaki hiç edilmiş paraların bile hesabını vermemişken, şimdi siyasi iktidarın herhangi bir dahli olmadığı konularda, vatandaşın tamamen kendi özgür iradesiyle ve tercihiyle seçtiği fonlardaki sorunlardan dolayı siyasi iktidarı sorumlu tutmak ne hakka ne de vicdana uygun bir davranıştır.

“Siyasi iktidarın ekonomik alanda da vatandaşların istismar edilmemesi için gerekli tedbirleri alması ve piyasayı disiplin altında tutması gerekir” itirazında bulunulursa, ben buna katılırım.

Ama bu itirazı yapan arkadaşlar, patates mafyası fiyat yükseltmek için depoları doldurduğunda, siyasi iktidarın operasyonuna da itiraz etmemeleri gerekirdi.

Beyaz et üreticileri anlaşarak fiyatları yükseltmeye kalkıştığında, siyasi iktidar onlara hem idari para cezası verip hem de savcılık soruşturması açtığında, bugün fon manipülasyonundan şikayetçi olan arkadaşların, itiraz etmemeleri gerekirdi.

Muhalefetin istediği şu:

Siyasi iktidar ekonomik alanda kimseye karışmasın.

“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diye özetlenebilecek Batı kaynaklı liberal ekonomiyi bize dayatsınlar, ama patatesin fiyatı yükselirse bunun sorumlusu siyasi iktidar olsun. Fon yolsuzluğu olursa bunun sorumlusu da yine siyasi iktidar olsun.

10 ay önce Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Fonlarda manipülasyon yapıldığının farkındayız” demiş, ama tedbir alınmadığı için şimdi fonlar patlamış.

Öyle diyor muhalifler.

Tedbir alınmadığını nereden biliyorsunuz?

Hemen itiraz edecekler; “Tedbir alınsaydı bu patlama yaşanmazdı” diyecekler.

İyi de bir patlamanın yaşandığı da kesin değil ki.

Şüpheli fon yöneticilerinin avukatlığına soyunmuyorum.

Onların, ne bizimle ne de muhalefetin suçladığı AK Parti iktidarındaki siyasilerle bir ilgilerinin olmadığını söyleyerek devam ediyorum..

En yoğun eleştirinin bulunduğu fonun başındaki isim kim? 

Emre Tezmen.

Bu kim?

Bugünkü İYİ Parti’nin 28 Şubat’taki versiyonu olan DYP’den milletvekili seçilen Oğuz Tezmen’in oğlu. AK Parti iktidarına da zaman zaman eleştiriler yönelten bir siyasetçinin oğlu.

Ve şu da önemli:

Kendisi hakkında ve iddiaların yoğunlaştığı diğer isimler hakkında, koruma kollama yapılmadı, gözaltı kararı verildi.

Yani siyasi iktidarın örtbas ettiği veya ilgisiz kaldığı bir olay söz konusu değil.

Gözaltı kararından belki daha önemlisi, ilgili kişilerin mal varlıklarına da hemen el konulması.

Bu tür fonlarla çok fazla ilgim yoktur ama, haberlerin yoğunlaşması, okurların bu konuda yorum yapmamızı istemesi sonrasında bilenlere sordum.

Genel olarak verdikleri cevap şu:

Bakanlık olaya el koymuş durumda. Kısa süre içerisinde hesaplar tasfiye edilecek.

Yatırımcının para yatırdığı tarih itibarıyla dolar veya enflasyon kıyaslaması ile değerlendirme yapıldığında, hiçbir zararlarının olmama ihtimali çok güçlü.

Öyle, AK Parti iktidarı öncesinde bankaların batması örneğindeki gibi 50 milyar dolar zararı milletin sırtına yüklemek, devletin vergi alacaklarının üzerine yatmak gibi bir sorunun asla olmadığı belirtiliyor.

Bahse geçen fonlarda 1 TL’ye 3 TL, 4 TL para kazandığını zannedenler, şimdi paralarının gerçek değerini alabilecekler.

Ama ikiye katlanan, üçe katlanan o değerlendirmelerden büyük ihtimalle mahrum kalacaklar.

Bu noktada da şunu söylemeliyiz: 2021 Aralık ayında dolar üzerinden yapılan operasyonda, iki gecede 13 TL’den 18 TL’ye doları yükseltenler.. Arabasını, evini satıp dolardaki bu yükselişi daha da tırmandıranlar nasıl ki Kur Korumalı Mevduat Hesabı uygulamasıyla dolar düştüğünde zarar ettilerse...

Kimse kusura bakmasın.

Burada da “Büyük paralar kazanıyoruz” diyerek AK Parti karşıtı adamların yönettiği fonlara para yatıranlar varsa, bunun zararına da katlanması gerekir.

Ki zararlarının olmadığı, sadece bekledikleri yüksek miktarlı kârlardan vazgeçebilecekleri belirtiliyor.

Şunu da hatırlatalım:

Sözcü’sünden Cumhuriyet’ine ve diğer medya organlarına kadar...

“Küçük yatırımcının zararı ne olacak?” diye ortalığı birbirine karıştırmaya kalkışanların hepsine belirtelim:

El konulan fonların hemen hepsinin yöneticileri, sizin kafa dengi adamlarınız.

Futbol kulüplerine sponsor olan sözde işadamları bunlar.

Bu medya organlarına da değişik vesilelerle sponsor olan bu fonlar, eğer şimdi küçük yatırımcıyı bir miktar zarara soktuysalar, siyasi iktidardan önce o fonlar vasıtasıyla kasalarını dolduran medya organları bu işin hesabını vermelidirler.

Neymiş? Beşiktaş Kulübü son maçlarında şaibeli fonlardan birisinin formadaki logosunu kaldırmış.

İyi de düne kadar aldığınız paralar, gerçekten hakkıyla yapılmış bir anlaşmanın bedeli miydi?

Yoksa “al takke ver külah” işlerin sonucu muydu?

Uzun sözün kısası; bahsi geçen fon soruşturmasında, asgari ücretle evini geçindirmek isteyenlerin yaşadıkları bir sıkıntı yoktur. Dar gelirli insanların; ev kirası- mutfak masrafı derken kenarda biriktirecekleri para yok ki, bu fonlara da para kaptırsınlar.

Dar gelirin üzerindeki geliri olanlar da kusura bakmasınlar; 1 TL koyup, 3 TL kazanmak isterken zarara uğradıysalar bunu siyasi iktidara fatura etmeye kalkışmasınlar.

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nedim Adiyaman

20 Eylül 2026 01:19

Ali Bey Yazınızı okudum Çok Güldüm Biraz da Şu Süleyman Soylu nun Gabar da petrol çıktı videosuna yorum yapsanız da ona da biraz gülelim

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle