Orta Vadeli Program
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan, 2027-2029 yıllarını kapsayan ‘Orta Vadeli Program’, düzenlenen toplantıda Cumhurbaşkanı Yardımcı Sayın Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.
Program hazırlık sürecinde, bakanlıklar, kamu kurum kuruluşları, özel sektör ve meslek kuruluşlarının değerlendirmeleri dikkate alındı.
Orta Vadeli Program kitapçığını okudum, toplam 75 sayfadan meydana geliyor.
*Giriş Bölümünde; Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin yol haritasını ortaya koyan Orta Vadeli Program OVP, ‘Kalkınma vizyonunu makroekonomik politikalarla bütünleşen ve kamu kaynaklarının stratejik önceliklere göre tahsisini yönlendiren, temel politika belgesidir’, diye tanımlanıyor.
*Genel Değerlendirme; 2026 Makroekonomik görünümü 2025 yılı Eylül ayında yayınlanan Orta Vadeli Program, küresel ve bölgesel ölçekte yaşanan olağanüstü gelişmeler etkisi altında şekillenmiştir.
ABD /İsrail- İran savaşı, küresel enerji ve emtia piyasalarında fiyat oynaklıkları ve küresel iktisadi riskleri artırmıştır. Dış talep zayıflamış, piyasalarda sıkıntılar artmıştır. Bu gelişmeler üzerine, Merkez Bankaları, para politikalarında daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemiştir.
Dünya konjonktüründe oluşan durum neticesinde, enflasyon üzerinde ilave baskı oluşmuştur.
Küresel risklere rağmen, 28 Ağustos itibariyle TCMB rezervleri 188 milyar dolara ulaşmıştır.
Dezenflasyon sürecini desteklemek ve finansal istikrar için, Kur Korumalı Mevduat KKM, uygulamasından çıkılmıştır.
Program döneminde; yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı desteklemek hedefleri doğrultusunda, uluslararası doğrudan yatırımları artırıcı, rekabetçi ticaret merkezi oluşturucu ve küresel girişimleri teşvik edici, düzenlemeler hayata geçirilmiştir.
Türkiye’nin gelecek yirmi beş yıllık döneme ilişkin kalkınma vizyonunun uygulama aşaması olan OVP, 2027-2029 temel politika öncelikleri, makro ekonomik istikrar, verimlik, rekabet gücünün artırılması, yeşil dijital dönüşümün hızlanması, ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın sağlanması, dışa bağımlığın azaltılması, nitelikli insan kaynaklarının ve teknolojik kapasitenin geliştirilmesi, olarak belirlenmiştir.
Fiyat istikrarının kalıcı olması, dengeli büyüme sürdürülmesi, rekabet gücünün geliştirilmesi ve yapısal dönüşüm adımları atılmıştır.
*Dünya Ekonomisi;
Küresel iktisadi faaliyetler; son yıllarda jeopolitik gerilimler, enerji arzında kırılganlıklar, teknolojik dönüşümlerin etkisi altında, ılımlı büyüme eğilimini sürdürmektedir.
ABD ilave gümrük vergilerine karşılık olarak, Çin ve birçok ülke misilleme yapmış adımlar atmıştır.
Hürmüz Boğazının kapatılması ve savaşın bölgeye yayılması sonucunda, enerji, petrol ürünleri doğalgaz, kritik sanayi girdileri tedarikinde meydana gelen aksama şokları ortaya çıkmıştır. Ayrıca yapay zekâ odaklı teknoloji yatırımları yapılmıştır.
Artan enflasyon etkisiyle, Avrupa Merkez Bankası ECB politika faizini artırırken, Amerika Merkez Bankası FED politika faizlerini yüksek seviyede tutmuştur.
Uluslararası Para Fonu IMF tahminlerine göre; 2026 yılından Dünya ekonomisinde %3,4 oranında büyüme beklenmektedir. 2025 yılında gelişen ekonomiler %1,9, ABD ekonomisi %2,1, AVRO ekonomisi %1,4 büyüme kat etmiştir.
*Türkiye Ekonomisi;
Büyüme; Küresel belirsizlikler ve kurlarla finansal oynaklıklara rağmen, Türkiye ekonomisinde istikrar gerçekleşmiştir. Uygulanan sıkı para politikası ve maliye politikaları sonucunda büyüme ve fiyat istikrarı uyumlu olmuştur.
Türkiye ekonomisi ılımlı bir performans sergilemiş, GSYH artmış, tüketim yükselmiştir.
Türkiye 2026 Bütçesi; Toplam Gider, 18,8 trilyon lira, Toplam Gelir;16,1 trilyon lira, olarak öngörülmektedir.
Türkiye 2026 Ödemeler Dengesi; İhracat 273 milyar dolar, İthalat 365 milyar dolar, Turizm gelirleri 60 milyar dolar olmuştur.
Banka kredileri artmış, Borsa İstanbul BIST seviyeleri aşağı yönlü bir seyir izlemiştir.
*Kamu Maliyesi; Merkez Bütçe Kanununda Bütçe açığının GSYH oranı %2,9 oranında gerçekleşmiştir.
Programda On İkinci Kalkınma Planı 2024-2028 Hedefleri Doğrultusunda Amaçlar Şu Şekildedir;
Ekonomide dayanıklılığın korunması, sürdürebilirliğin devamı, istihdam oluşturulması, refah artışı, adil gelir dağılımının ve fiyat istikrarının sağlanması, mali ve finansal disiplinin sürdürülmesi hedeflenmektedir.
Enerji, tarım, gıda, doğal kaynaklar, stratejik girdiler, arz güvenliği ve tedarik zincirleri dayanıklılığı, ticaret disiplini etkin şekilde yürütülmektedir.
Asya, Avrupa, Orta Doğu, Afrika arasında bulunan Türkiye, küresel ticaret akımında merkez hale gelecektir. Kadınlarımız ve gençlerimizin, iş gücüne daha çok katılımı sağlanacaktır.
1-Sürdürebilinir büyüme,
2-Yeşil dijital dönüşümün hızlanması,
3-Beşerî ve fiziki alt yapının geliştirilmesi,
4-İşgücünün iyileştirilmesi,
5-Fiyat istikrarının sağlanması,
6-Yurtiçi tasarrufların artırılması,
7-Finans sektörünün kurumsal yapısının desteklenmesi,
8-Dış ticarette rekabetçilik,
9-Ticaret diplomasisinin etkinleşmesi,
10-İş yatırım ortamının güçlendirilmesi,
11- Ekonomik güvenliğin artırılması,
12-Enerj ve doğal kaynaklar güvenliği,
13-Gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılık,
14-Ailenin güçlenmesi ve toplumsal direnç,
15-Kamu maliyesinin düzenlenmesi,
16-Harcamaların etkinleşmesi,
17- Vergide adalet sağlanması,
18-Kayıt dışı işlerle mücadele edilmesi,
19-KİT yönetim reformu yapılması,
20-Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği, konularına önem verilecektir.
Orta Vadeli Programda;
*2026 yılı; Enflasyon %28,4 ve Büyüme tahmini %3,3 olarak güncellendi.
Program; Makroekonomik hedef ve tahminleri, gelir gider borçlanma görünümlerini, kamunun ödeme ve gelir durumunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Bütçe sürecinin çerçevesini göstermektedir.
*-2027 yılı; Enflasyon %21, Büyüme tahmini %4,2,
*-2028 yılı; Enflasyon %13,5, Büyüme tahmini %4,6,
*-2029 yılı; Enflasyon, %9 olması, Büyüme tahmini %5, olarak hedeflenmiştir.
Merkez Bankasına göre, savaşın enflasyon üzerinde etkisi yaklaşık 7 puan olarak hesaplanmıştır.
Programda, Bütçe açığının kademeli olarak düşürülmesi hedeflenmektedir.
*-İşsizlik 2026 %8 den başlayarak ,2029 dönem sonunda %7,6 hedeflenmektedir.
Dünya enerji fiyatlarındaki yükseliş, dış dengemizi etkilemiş ve dış ticaret açığı 105 milyar dolar olmuştur.
Turizm gelirleri, 65 milyar dolar olarak revize edilmiştir.
Programda, enflasyonla mücadele açısından önemli mesafeler kaydedilmiştir.
Türk lirasına güven artmıştır. Mevduat içerisinde TL mevduatı payı %61 seviyesine yükselmiştir.
Uygulanan program neticesinde, ekonomimiz şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmiştir.
Program dönemi sonucunda, Türkiye’nin Milli geliri 2,2 trilyon dolar, mal hizmet İhracatı 450 milyar dolar olarak hedeflenmektedir.
Türkiye gıda fiyatlarında, arz yönlü politikalar devreye alınacaktır. Dar ve orta gelirli vatandaşlarımız için, sosyal konut yatırımları %150 artırılmaktadır.
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ‘Enflasyonda arzuladığımız yerde değiliz. Bu zor konjonktürde, enflasyonun kontrolden çıkmaması önemliydi. Gelir dağılımında iyileşme oldu. Vatandaşımızın tüm şoklara rağmen, TL’ ye güveni arttı. Bu programın kazanımıdır’ dedi.
AK Parti MKYK toplantısında konuşma yaparak; En düşük emekli maaşına yönelik, yürütülen çalışmalar kısa sürede tamamlanıp Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulacaktır.
Ayrıca, konut ve gıda enflasyonuyla mücadele kapsamında; yeni projeler geliştirip, bütçeye ek kalemler konacak ’diye açıklama yaptı.
Bu perspektifte bir değerlendirme yaptığımız zaman, ekonominin toparlanmaya başladığını, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, iktidarın Türkiye’de iktisadi istikrarın sağlanması hususunda ciddi gayret içinde olduğunu, müşahede ediyoruz.
Umudumuz; En kısa zamanda dar gelirli kesimi rahatlatacak politikaların ortaya konulmasıdır. Orta Vadeli Programın, hayırlı olmasını dileriz.







