--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

PISA başarısının altında bir çapanoğlu aramak!..

Selma Savcı
Selma Savcı
0

Evlatlarımızın eğitimi aslında bizler için en önemli ölçülerden biridir hayatımızda kuşkusuz. Malumunuz son dönemde en çok konuşulan konulardan birisi de PISA...

Nedir bu PISA, hayatımıza nasıl girdi ve en önemlisi de her aşamada Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin'in her gittiği yerde malum medyaya tokat niteliğindeki cevaplarını izler olduk...
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 15 yaş grubundaki öğrencilere uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarına göre Türkiye, puanlarını en çok artıran ülke oldu.
Fen Bilimleri: Türkiye ortalaması 494 puan (OECD ortalaması: 482 puan). 2022'ye göre 18 puan arttı.
Okuma Becerileri: 2022'ye göre 16 puan arttı.
Matematik: 2022'ye göre 9 puan arttı.
Böylesi bir tablo karşısında ne yapılmalı bir ülke sakini olarak, takdir edilmeli saygıyla daha da iyisinin olması için mücadeleye topyekün destek verilir ama bizim 'içimizdeki İrlandalılar' yüzünden bunu yaşayamıyoruz.
Malum medyanın iri yazarları kapışmalara başladı ve en garibi ise, "Haksızlık etmeyelim. Ortada görmezden gelinmemesi gereken bir başarı var. Türkiye, uluslararası standart testlerde uzun dönemde matematik, fen ve okuma becerilerinde ilerleyen ülkelerden biri." diyerek başlayan cümlelerin sonunda ise işi siyasi boyuta taşıyıp gelinen noktada ortadaki büyük başarıyı itibarsızlaştırmak ve birilerinin kalemşörlerini yapmayı daha da kolay zanneden tayfalar da yok değil.
Ama diyoruz ya, başarı paylaşılmalı ve en önemlisi de takdir edilmeli. Ama bu malum tayfada bu ne gezer ki? Olayı sadece bir boyuta indirip siyasi yorumlamak da aslında eğitim düzeylerinin ne denli basite indirgendiğinin de bir göstergesi...
Bakınız, eğitimle ilgili her şey dört dörtlük demiyorum, bizlerin de evlatları var bizler de veliler olarak hayatın içindeyiz ve her daim de problemlerle yüzleşebiliyoruz. Ama burada yapılması gereken en önemli kıstas şu olmalı; yahu koskoca ülkenin Bakanı çıkıyor her gün; biz PISA'da herhangi bir yönlendirme yapmadık demesine rağmen, oturdukları yerden ahkam kesen eğitim seviyeleri sayın Bakan'ın bilgi dağarcığına da yetişemeyecek sıfattakiler bunu sorguluyor, mesele bu...
Ne diyor Sayın Tekin; PISA'ya katılacak 7 bin 60 öğrencinin ve okulların doğrudan OECD tarafından nesnel parametrelerle (TÜİK'in bölgesel gelişmişlik endeksleri vb.) seçildiğini, bakanlığın öğrencileri seçme şansının olmadığını belirtti.
Tam bu esnada müsaadenizle, sayın Bakanın sıcağı sıcağına Kırklareli'nde yaptığı açıklamalara yer vermek istiyorum... Ne diyor Sayın Bakan; "2015'ten itibaren gerek eğitim öğretim süreçlerinde yapılan yatırımlar, gerek eğitim öğretime ayırılan kaynağın 2002'den itibaren tüm bütçelerde birinci sırada yer alması, yeni derslikler, yeni okullar yapılması, okullarımızın teknolojik altyapıyla donatılması, yeni öğretmen atamalarının yapılması ve sistemdeki şu anda bizimle birlikte çalışan öğretmenlerimizin neredeyse yüzde 82'si atanmış olması gibi sebeplerle okullarımızdaki fiziki insan kaynağı ve teknolojik altyapıda yapılan gelişmeler 2015 sonrası uluslararası değerlendirme mekanizmalarında da kendisini göstermeye başladı. 2015'ten itibaren Türkiye'de bir yükseliş trendi başladı. 2024 yılında Türkiye çok ciddi bir başarı elde etmiştir. 2025 yılında uygulanan ve sonuçları 8 Eylül günü açıklanan PISA değerlendirmesinde de ki bu değerlendirmeye 38'i OECD üyesi olmak üzere 91 farklı ülke katılıyor. Bu değerlendirmede Türkiye değerlendirme yapılan her üç başlıkta da OECD ortalamasının üzerine çıktı ve her üç başlıkta da performansını artıran, tek OECD ülke konumuna yükseldi. Sadece bu da değil. Burada vatandaşlarımızın aklına şu geliyor; iyi okullar, dezavantajlı okullar, avantajlı okullar evet o OECD bunu da ölçüyor. Ülkelere not verirken dezavantajlı okullarla, avantajlı okullar, dezavantajlı öğrencilerle avantajlı öğrenciler arasındaki makasın açıklığını da ölçüyor. Türkiye'nin çok şükür bu konudaki notu da OECD üyesi ülkeler arasında her iki gruptaki öğrencileri de eşit seviyede yükselten tek OECD üyesi ülke oldu. Bu da bizim açımızdan, bizim insana, topluma ayrım gözetmeksizin fırsat eşitliği sunmak açısından Sayın Cumhurbaşkanımızın bu bakış açısını göstermesi açısından önemli bir veri" diye konuştu.
Görüldüğü üzere, tek tek verilerle PISA'nın içindeki durumu bizlere özetleyen bir devlet büyüğümüze kulak vermek yerine, eciş bücüş yapılarak konunun basitleştirilmesi hakikaten pes denilecek nitelikte...

Ne diyor Nelson Mandela; "Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir." Bizler de bu silahı iyi kullanmak zorundayız. 

Üstüne basa basa söylemek gerekir; PISA'da sağlanan bu başarıyı itibarsızlaştırmak gerçek velilere de bir fayda sağlamayacaktır...

Nasıl evlatlarımızın okul seviyelerine katkıda bulunmak için eğitime daha da fazla devlet bütçesinden destek verilmesi gerektiğinin altını çiziyorsak, bugün gelinen noktada PISA'daki başarının mimarları olan değerli öğrencilerimizi ve onlara verdikleri eğitimlerle ayakta tutan kıymetli öğretmenlerimizi de takdir etmek hepimizin asli görevidir. Yoksa bu işin altından da nemalanmalarına fırsat verilen bazı kesimlerin şakşakçılığına soyunacak değiliz. Ortada ciddi bir başarı vardır ve bu başarının doğal olarak en büyük mimarı olan MEB'i de kutlamamız gereklidir vesselam...

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Selma Savcı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle