--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ruhi Çenet'in 40 dakikalık videosu dünyayı sarstı! Bu işte cevap bekleyen sorular var

Yücel Kaya
Yücel Kaya
0

Bazen önümüze getirilen bir olayda yalnızca ne anlatıldığına değil, neden tam o anda anlatıldığına da bakmak gerekir.

Ruhi Çenet'in Amerika'daki Hasidik Yahudileri konu alan yaklaşık 40 dakikalık belgeselini izledikten ve ardından kopan fırtınayı gördükten sonra benim aklıma takılan soru tam olarak bu oldu.

Bir Türk içerik üreticisi Amerika'nın en kapalı dini topluluklarından birinin içine giriyor. Belgeselini yayınlıyor ve birkaç gün içerisinde yaklaşık 70 milyon insan bu videoyu izlemiş oluyor.

Dikkatinizi çekiyorum...

Bahsettiğimiz şey 30 saniyelik komik bir video değil.

Yaklaşık 40 dakikalık bir belgesel.

Dünyanın en büyük televizyon kuruluşlarının bile bir haber dosyasını birkaç gün içerisinde böylesine büyük bir küresel kitleye ulaştırmasının kolay olmadığı bir dünyada yaşıyoruz.

Ruhi Çenet bunu başardı.


 

Peki gerçekten yalnızca Ruhi Çenet mi başardı?

Benim sorularım burada başlıyor.

Video yayımlandıktan sonra Amerikan sosyal medyasının yüksek takipçili isimleri belgeseli konuşmaya başladı. Ancak mesele kısa süre içerisinde Hasidiklerin dini hayatından, kıyafetlerinden veya geleneklerinden çıktı.

Tartışma başka bir noktaya taşındı:

Amerikan halkının vergileri...

Hasidik ailelerin sosyal yardım sisteminden yararlanması üzerinden Amerikalılara verilen mesaj giderek basitleşti:

“Siz çalışıyorsunuz, vergi ödüyorsunuz; bu insanlar sizin paranızla yaşıyor.”

Bu söylemin ekonomik sıkıntılar yaşayan herhangi bir toplumda nasıl karşılık bulacağını tahmin etmek zor değil.

Nitekim kısa süre içerisinde sosyal medyada Hasidiklere yönelik büyük bir öfke oluşmaya başladı.

Ben tam bu noktada soruyorum:

Ruhi Çenet'in belgeseli neden bu kadar hızlı yayıldı?


 

Videonun özellikle bu bölümleri neden Amerikan kamuoyunda öne çıktı?

Kim büyüttü?

Ve daha önemlisi:

Ortaya çıkan sonuç kimin işine yarıyor?

İtiraf edeyim...

Olayın ulaştığı boyutu görünce benim de aklımdan ilk olarak İsrail istihbaratı geçti.

Çünkü günümüzde kamuoyunu yönlendirmek için televizyon kanallarına sahip olmak gerekmiyor. Bir sosyal medya içeriğinin önünü açmanız bile bazen yeterli.

Fakat biraz düşündüğümde bu ihtimal bana eskisi kadar güçlü gelmedi.

Çünkü Ruhi Çenet'in çekim yaptığı grup, Filistinlilere destek veren Hasidikler içindeki anti Siyonist topluluk değil. O olsa bu olayın arkasında MOSSAD var derim. 

Ancak o grubun Chabad-Lubavitch olduğu belirtiliyor. Çenet'in kendi anlatımına göre de bu topluluk İsrail yanlısı ve güçlü Siyonist eğilimlere sahip.

O halde çok basit bir soru ortaya çıkıyor:

İsrail kendi yanında duran bir topluluğun Amerikan kamuoyunda hedef haline gelmesini neden istesin?


 

Elimde bunu açıklayabilecek bir cevap yok.

O nedenle Mossad'ı şimdilik bu denklemin dışına koyuyorum.

İşin bir de İsrail medyası tarafı var.

ABD'de büyük tartışma meydana getiren, Türkiye'de günlerdir konuşulan ve kısa süre içerisinde on milyonlarca insana ulaşan bu belgeselin İsrail medyasında aynı büyüklükte bir fırtına koparmamış olması da dikkatimi çekiyor.

Üstelik Çenet daha sonra belgeseldeki Chabad-Lubavitch topluluğunu açıkça İsrail yanlısı ve güçlü Siyonist eğilimlere sahip bir yapı olarak tanımladı. Açıklamasının sonuna da Filistinli çocuklara destek çağrısını ekledi. Bu gerçekten büyük bir başarı.

O halde tekrar sormak gerekiyor:

İsrail'in yanında duran bir topluluğu Amerika'da tartışmanın hedefi haline getiren, sonunda Filistin mesajının on milyonlara ulaşmasına vesile olan böyle bir dalganın İsrail'e ne faydası olabilir?


 

Ben göremiyorum.

Bu nedenle olayın arkasında Mossad aramak yerine, bu devasa dalganın Amerikan iç siyasetinde kimin işine yaradığını sorgulamayı daha anlamlı buluyorum.

Ve Mossad'ı çıkardığımda karşıma başka ve bana göre daha ilginç bir soru çıkıyor.

Ruhi Çenet'in videosunun Amerika'da büyük tartışma meydana getirdiği günlerde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da Hasidik liderleri ağırladı.

Şimdi kendinizi sıradan bir Amerikalının yerine koyun.

Günlerdir sosyal medyada size bir topluluk anlatılıyor. Kalabalık aileleri gösteriliyor. Aldıkları kamu yardımları tartışılıyor. “Vergileriniz buraya gidiyor” söylemleri önünüze düşüyor.

Sonra telefonunuzu açıyorsunuz ve aynı dini çevrelerin liderlerini Amerikan Başkanı'nın makamında görüyorsunuz.

Ortaya nasıl bir görüntü çıkıyor?

“Biz çalışıyoruz, vergimizi ödüyoruz; Trump bunları Beyaz Saray'da ağırlıyor.”


 

Bir siyasi rakip bundan daha kullanışlı bir görüntüyü kolay kolay bulamaz.

Tesadüf mü?

Elbette olabilir.

Ama ben Türkiye'den bütün bunları izleyen biri olarak şu soruyu sormadan geçemiyorum:

Bu büyük dalga gerçekten kendiliğinden mi oluştu?

Hikâyeyi daha da ilginç hale getiren başka bir geçmiş var.

Chabad-Lubavitch ismi bu Siyonist grup dünya kamuoyunun karşısına ilk defa Ruhi Çenet'in videosuyla çıkmadı.

Hatırlayın!

2024 yılında Brooklyn'deki Chabad-Lubavitch merkezinin bulunduğu komplekste izinsiz kazılmış bir yeraltı tüneli ortaya çıkarılmıştı.

Polisle yaşanan olaylar bütün dünyada görüntülenmiş, ardından sosyal medyada çocuk kaçakçılığından Jeffrey Epstein'a kadar uzanan korkunç hikâyeler dolaşıma sokulmuştu.

Bir iddianın doğru olmasıyla insanların o iddiaya inanması aynı şey değildir.


 

Şimdi parçaları yan yana koyun.

Bir tarafta Amerikan siyasetinin yıllardır kurtulamadığı Jeffrey Epstein dosyası ve Trump'ın adının da bu tartışmalarda geçmesi nedeniyle oluşan siyasi baskı...

Diğer tarafta Hasidiklerin Amerikan halkının vergilerinden yararlandığı tartışmasını büyüten, yaklaşık 70 milyon izlenen bir belgesel...

Ardından Trump'ın Hasidik liderleri Beyaz Saray'da ağırlaması...

Ve internetin hafızasında hâlâ duran Chabad-Lubavitch tüneli ile Epstein'ı ilişkilendiren, henüz tam olarak doğrulanmamış eski paylaşımlar...

Bunların arasında gerçek bir organizasyon bulunduğunu söylemiyorum.

Fakat şunu soruyorum:

Bu parçaları yan yana getiren bir siyasi propaganda kampanyası kimin işine yarar?

Herhalde Donald Trump'ın değil.

Meselenin bir de Müslüman dünyasındaki yansıması var.


 

Bizde video bambaşka bir pencereden okundu. 

Ruhi Çenet, “Filistin konusunda devletlerin yapamadığını bir Türk yaptı” şeklinde manşetlere taşındı.

Belgeselin sonunda Filistinli çocuklara yardım çağrısı yapması da Çenet'e büyük sempati kazandırdı.

Fakat aynı video Amerika'da Filistin'den çok “vergilerimiz bu insanlara gidiyor” öfkesini büyüttü.

Tek bir belgeselin iki ayrı coğrafyada birbirinden bu kadar farklı iki duygu üretmesi bile üzerinde düşünmeye değer.

Üstelik Çenet bütün Yahudileri değil, belirli bir topluluğu anlatıyor; bu ayrımı kaybettiğimiz anda eleştiriyi bütün Yahudilere mal eden yanlış bir genellemeye de düşmüş oluruz.

Burada Ruhi Çenet'e de haksızlık etmeyelim.

Ben Çenet'in herhangi bir siyasi operasyonun bilinçli parçası olduğunu söylemiyorum.

Benim merak ettiğim Çenet'in niyeti değil.

İçeriğin başına daha sonra ne geldiği.

Çünkü çağımızın propaganda yöntemleri değişti.


 

Bir insanı yanınıza çağırıp:

“Bizim için şu videoyu çek”

demenize gerek yok.

Adam videosunu kendisi çeker.

Siz yalnızca milyonların önüne gitmesinin yolunu açarsınız.

Sonra videodan sizin işinize gelen tartışmayı çekip çıkarırsınız.

Birileri vergileri konuşur.

Birileri sosyal yardımları konuşur.

Birileri Trump'ın Hasidiklerle ilişkisini gündeme getirir.

Bir başkası yıllar önceki tünel görüntülerini yeniden dolaşıma sokar.

Sonunda videoyu çeken insanın hiç amaçlamadığı bambaşka bir siyasi hikâye ortaya çıkabilir.

Belki bütün bunlar tesadüf.


 

Ruhi Çenet çok başarılı bir belgesel hazırladı. YouTube algoritması videoyu sevdi. Milyonlarca insan merak edip izledi. Amerikalı yayıncılar aynı konuya ilgi gösterdi. 

Trump'ın Hasidik liderlerle görüşmesi de aynı günlere denk geldi.

Hepsi mümkün.

Fakat gazetecilik bize yalnızca gördüğümüz görüntüyü anlatmayı değil, bazen görüntünün arkasındaki soruları sormayı da öğretir.

Yalnızca Türkiye'den tabloya bakıyor ve soruyorum:

40 dakikalık bir belgeselin birkaç gün içerisinde yaklaşık 70 milyon insana ulaşmasının önünü kim açtı?

Amerikan kamuoyundaki tartışma neden özellikle “vergilerimiz bunlara gidiyor” noktasına taşındı?

Trump'ın Hasidik liderlerle Beyaz Saray'daki görüntüsü neden tam bu tartışmanın üzerine geldi?


 

Trump-Epstein tartışmaları sürerken, Chabad'ın 2024'teki tünel olayını Epstein'la ilişkilendiren eski ve doğrulanmamış paylaşımlar yeniden kullanılırsa bundan kim siyasi kazanç sağlar?

Ve hepsinden önemlisi:

Ruhi Çenet çok başarılı bir belgesel mi çekti, yoksa başarılı bir belgesel daha sonra hiç hesapta olmayan büyük bir siyasi hesaplaşmanın kullanışlı malzemesine mi dönüştü?

Ben ikincisinin mümkün olup olmadığını sorguluyorum.

Cevabını henüz bilmiyorum.

Ama bazen doğru soruyu sormak, aceleyle yanlış cevabı vermekten çok daha değerlidir.

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Yücel Kaya Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle