--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sünnetullah/ontoloji kuralları

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
16

 

Değişmeyen sabit ilahi kurallara “Sünnetullah” denilir. Kafir, mümin, münafık; kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk; insan, hayvan, canlı- cansız bütün varlıklar kendileri için konulan tüm bu yaşam kurallarına uymak zorundadır; ya da uymadıkları takdirde neticesine katlanmak mecburiyetindedir.

Sünnetullah kuralları, sadece dini emirleri içermez; aynı zamanda yaradılışla ilgili bütün ontolojik; insanın içtimai hayatıyla ilgili bütün sosyolojik kuralları da içerir. Bu kurallar da tıpkı, fizik, kimya, matematik kuralları gibi sabittir, değişmez; sebep- sonuç bağlamında her zaman aynı şekilde neticelenir.

İnsanoğlu, Sünnetullahı ne kadar tanır, onun kurallarına ne kadar uyumlu davranabilirse o oranda dünya ve ahiret mutluluğunu elde eder. Sünnetullaha muhalefet ise daima dünya ve ahiret azabıyla sonuçlanır.

Din, bir Sünnetullah kanununu olduğu gibi onun bütün emir ve yasakları da öyledir. Onun içindir ki dinin tanımında, dünya ve ahiret saadetini temin eden ilahi kanunlar, denilmiştir. Yani, dünya mutluluğu adına Sünnetullahın diğer kısımlarını uygulamak yeterli değildir; dinin emir ve yasakları da bu bağlamda mutlaka uygulama görmelidir.

Din devre dışı edilerek uygulanan Sünnetullah eksik de olsa bizi bazı konularda başarıya ulaştırabilir. Fakat bu başarı sadece başarıdır, mutluluk değildir. 

Kur’an-ı Kerim, Sünnetullaha bir bütün olarak değer atfeder. Ve bizden, dinin emirlerine uymamızı istediği gibi, tekvini kanunlara uymamızı da ister. Bunun tersi de doğrudur. Yani Kur’an, bizden tekvini emirlere uymamızı istediği, o mevzuda bize çeşitli vesilelerle yol gösterdiği gibi, aynı hassasiyetle teşrii emirlere de uymamız gerektiğini söyler, bütüncül bir usulle ders verir.

Kur’an-ı Kerim’i, mutlaka Sünnetullah perspektifini esas edinerek okumak gerekir. Onda anlatılan ve tekrar edilen kıssaları, tarihi olayları bu bakış açısıyla değerlendirmek, dünümüzü, bugünümüzü ve yarınımızı aynı anda aydınlatır; doğru bir konumda isek bu konumumuzu korumaya; değilsek yanlışlarımızı görmeye, bu yanlışların bizi nasıl bir akıbete doğru sürüklediğini keşfetmemize, bu yanlışlardan kurtulmanın çarelerini bulmamıza vesile olur. O zaman da kötü akıbetten kurtulmuş, içtimai varlığımızın devamını temin etmiş bulunuruz.

İnsan, sınır altına alınmamış yüzlerce his ve duyguyla, Sünnetullahı keşfetmeye, anlamaya ve gereği üzere bir hayat sürmeye memurdur. Onun Sünnetullahı değiştirmek gibi bir davası, bir iddiası yoktur, olmamalıdır. Ne ki, Sünnetullah sınırları içinde bilinmeyenleri bilmek ve bildiklerinden azami ölçüde istifade ederek, böyle yapamayan diğer yaratılmışlara karşı bir üstünlük elde etmek onun hakkıdır, halife varlık olmasının bir ayrıcalığıdır.

İnsanlar, kendi aralarında da böylesi bir yarış içindedir. Yarışı kazananların diğerlerine karşı üstünlük hakkı vardır. Fakat bu üstünlük, yine Sünnetullah kurallarına göre adaletin emrinde olmalı; zulme ve zalimliğe kaymamalıdır. Onun içindir ki zalim kişi ve toplumların kötü akıbetleri Kur’an’da çokça anılmaktadır.

Sünnetullah kuralları ile bakıldığında gün güne zalimliğini yaygınlaştırmak peşinde koşan, 7 Ekim’den bu yana elli bine yakın masum cana kıyan; ve dünyanın gözünün içine baka baka zalimliğin en rezil serbest oyunlarını oynayan İsrail’in ve ona bu zulmünde arka çıkan bütün zalimlerin kötü akıbetlerini görmek hiç de zor değildir. “Doğrusu onlar o azabı ihtimalden uzak görüyorlar. Biz ise onu yakın görmekteyiz.” (Mearic,6-7)

Fıtrat-ı beşer, fıtri olmayanı ret eder. Fıtratı ise bize en doğru şekilde Kur’an öğretir. Yaptığımız işin fıtrata uygun olup olmadığını bilmenin en kestirme yolu, onları Kur’an’la test etmektir. Ondan tasdik gören doğru, görmeyenler ise mutlaka eğridir.

Kur’an-ı Kerim’i Sünnetullah ölçüleri içinde okumak aynı zamanda Kainat Kitabını okumaktır. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadeleriyle söyleyecek olursak: “Kainat mescid-i kebirinde , Kur’an, kainatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidayetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zeban edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurani hikmeti neşreden odur.” (7. Söz)

“Bir medresede huzur-u saadette bulunuyordum. Cenab-ı Peygamber bana Kur’an’dan ders vereceklerdi. Kur’an’ı getirdikleri sırada  Hazreti Peygamber Efendimiz Kur’an’a ihtiramen kıyam buyurdular. O dakikada şu kıyamın, ümmeti irşat için olduğu birden hatırıma geldi.

Sonra bu rüyayı sulahay-ı ümmetten bir zata hikaye ettim. Şu suretle tabir etti: Bu büyük bir işaret ve beşarettir ki, Kur’an-ı Azimüşşan layık olduğu mevki-i muallayı bütün cihanda ihraz edecektir.” (Bediüzzaman, Sünuhat)  

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yolcu

13 Mayıs 2024 12:46

Kurandaki sünnetullah kavramını anlam alanında incelemek başkadır, Kuran’ı sünnetullah bakış açısıyla okumak çok daha başkadır. Muhterem hocamızın teklifi bu açıdan çok can alıcıdır. Yani, bu konudaki ihmalimizin yıkımı sanıldığından fazladır. Kazanımı da büyük olacaktır.

Hayranı Bediüzzaman

12 Mayıs 2024 19:05

Sadık rüyalar hayatın gerçekleridir. Misal aleminde görülen levhalar, vakti gelince tahakkuk eder. Bedüzzamanın Rüyada Bir Hitabesi mutlaka okunmalıdır.

Sempatizan

12 Mayıs 2024 17:24

Latif bey, bu tür kalıcı yazılarınızı mutlaka kitaplaştırın. Hem daha uzun ömürlü olur, hem de daha çok ve çeşitli kitleler istifade ederler.

Düşünür

12 Mayıs 2024 17:14

Tekvini kanunların keşfiyle şımaran, kendilerini bu ilahi kanunların mucidi sanan bedbahtlar bu yazıyı ibretle ve düşüne düşüne okusunlar. Hidayet Allah’tandır,vesselam.

Bilge

11 Mayıs 2024 15:12

Haşir Suresinin ilk ayetlerini sünnetullah bakış açısıyla okursanız. İsrail’in sonunu da okursunuz. Akıbetleri kurayzaoğlu yahudilerinin akıbeti gibi olacak inşallah.

Filozof

11 Mayıs 2024 10:03

Sünnetullah, bütün hayatı bir kelimeye sığdırarak şerh etmektir. Latif Erdoğan’ı bu makalesi vesilesiyle kutlarım. Umarım istifade edilmesi de büyük oranda gerçekleşir, gözler, Gönüller, bir kez daha Kurana yönelir.

Gerçekleri anlatalım.

11 Mayıs 2024 08:57

Mesel ve hikaye anlatımlarından ziyade, gerçeklerle, somut olaylarla, hakikatlerle anlatmak lazım. Yoksa, falan kişi anlatmış, rüyada bunu görmüş, o ona demiş, bu şuna anlatmış, bu tür meselleri yeni nesil kabul etmiyor.

Sünnetin manası.....

11 Mayıs 2024 07:34

Sünnet; kelime anlamı itibariyle 1: peygamberin sosyal hayatında yaptığı eylemlerdir. 2: Erkek ve kız çocuklarının cinsel uzuvlarındaki çıkıntıları, fazlalıkları, cerrahi müdahale ile aldırma işlemidir Sünnetullah ise; kelime anlamı itibariyle Allah'ın sünneti, Allah'ın yaptıkları anlamıdır ki, doğru bir ifade değildir. Peygamberin sünnetine gelince, yerdeki bir taşı, dikeni kaldırmaktan, birden çok kadınla evlenmeye varana kadar peygamberin hayatında yaptığı herşey sünnettir. Bu sünnetler den birçoğu günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Kaldı ki, bize sünnet diye öğretilen birçok uygulamanın aslında peygamberle hiç bir alakasının olmadığı, arap adetleri ve muaviye ve ailesinin, peygamberin vefatından sonradan dine sokuşturduğukendi uygulamarı olduğu hakkında, bir çok alimin görüşü de mevcuttur.

Emevi devletini kim kurdu?

11 Mayıs 2024 09:13

Hz peygamberin vefatından sonra, geçmişte peygamberin azılı düşmanlarından olan ancak canlarını kurtarmak için müslüman olan Ebu Süfyan ailesine mensup, Müaviye b. Ebü Süfyân'ın mensup olduğu Benî Ümeyye (Ümeyye oğulları, Emeviler) kabilesi tarafından Suriye'nin merkezi Dımaşk'ta kurulan İslâm tarihinin bu ilk hanedan-devleti, adını kurucusu olduğu aileden almıştır ve yaklaşık 90 yıl hüküm sürmüştür. Bu süreçte, Hz peygamberin soyu olan damadına ve torunlarına cuma hutbelerinde hakaret ve küfür etmeler de dahil, İslam'a birçok İslam dışı farklı uygulamalar sokuşturmuşlardır.

Kur’an talebesinin kainata ve nefsine nasıl bakması gerektiğini anlatan nefis bir makale

11 Mayıs 2024 05:47

Pekçok meyveyi mesela yüzlerce şeftaliyi “beni yiyin” dercesine dallarında ikram eden bir meyve ağacı düşünün. İnsan, elbette hazmı en tatlı ve en olgun olanını tercih eder. İşte Latif Erdoğan’ın cumartesi yazıları. Beni oku diyen onlarca köşe yazıları içindeki en en mütekâmil meyve gibi. Elhamdülillah.

TUNÇ

11 Mayıs 2024 05:40

Allah CC sizlerden razı olsun değerli hocam.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle