--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sahabeyi anlamaya doğru

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
14

 

“Ya Rasulallah, ne olurdu Ashab-ı Kehfin köpeği gibi ben de senin ashabının arasında cennete girseydim. Onun cennete benim cehenneme girmem reva mı? O, Ashab-ı Kehfin köpeği ise ben de senin ashabının köpeğiyim.”(Molla Cami) 

Peygamber Efendimize mümin olarak erişmiş ve bu imanla ahirete intikal etmiş Müslümanlara sahabe, çoğuluna ashap denir. Onlar İslam’ın ilk model topluluğudur.

Sahabenin adaleti üzerinde ümmetin ittifakı vardır. Yani, Kur’an’a ve Peygamber Efendimize ait meseleleri nakilde bütün sahabe topluluğu doğruluklarıyla tasdik edilmek durumundadır. Çünkü bunların hiç birinden aksini gösterecek bir hal sadır olmamıştır.

Ashabın kendi aralarındaki ihtilafları birer içtihat meselesidir; onların adaletine gölge düşürecek  davranışlar değildir. Onların bizim gibi birer beşer olması, her zaman hata yapma ihtimallerinin bulunması gibi mülahazalar, yaşanan bazı vakıalarla örtüşse bile, onların Kur’an ve hadis naklindeki adaletlerine zarar verecek kategoride delil olarak sunulamaz. Hatalar, yanlışlar beşeri ilişkilerle sınırlandırılır. Bunun dışında onlara sorgulama adına dini bir anlam yüklenemez. 

Dinin özünü ve aslını, doğrudan Peygamberimizden görerek, duyarak, yaşayarak öğrenen ve bu bilgi ve pratikleri kendilerinden sonraki nesillere aktarmayı varlık gayesi edinen bir topluluğun, varlık gayelerine taban tabana zıt bir davranış sergilemeleri sadece imkansız değil aynı zamanda muhaldir.

Çünkü onlar iman ile küfür arasındaki derin uçurumu, doğru ile yalan arasındaki sonsuz mesafeyi bilerek, görerek yaşamış insanlardır. Onlar, tercihlerini imandan ve doğruluktan yana kullanmışlar; küfürden ve yalandan ebedi uzak durmayı fıtrat haline getirmişlerdir. Ve onlar doğrunun temsilci Hz. Muhammet Mustafa’nın safında yer almış ve bu uğurda canlarını, mallarını, kardeşlerini, evlatlarını feda etmişler, en yakınları bile olsa Müseylime-i Kezzab ile temsil edilen küfür cephesinde bulunanları düşman bellemişlerdir. Elbette onların düşman safına geçmeleri mümkün değildir; böyle saf değiştirenler vardır, fakat onlar yukarıdaki tarif gereği zaten sahabe değildir.   

Ümmetin onlardan sonra gelenleri ne kadar alim ne kadar Allah’ın veli kulları dahi olsalar asla sahabe seviyesine ulaşamazlar. Bazı hususi ve özel hallerde onları geçseler de umumi fazilette hiç kimse sahabeye yetişemez. 

Mesela, içtihatta, yani Kur’an’dan ve hadisten hüküm çıkarmakta ve Cenab-ı Hakk’ın razı olduğu ameli Kur’an’dan anlamakta sahabeye yetişilemez. Çünkü onların yaşadıkları dönemin en öncelikli meselesi bunlardı. Akıl, muhakeme ve zihni melekelerin bütünü bu yönde çalışıyordu. Merak duygusu, Rabbimizin bizden istediklerinin ne olduğu konusuna odaklanmıştı. Yakın ve uzak çevrede oluşan olaylar, sürekli bu merakı zinde tutacak şekilde cereyan ediyordu. Sahabe, içtihadi meseleleri bütün şartlarıyla yaşıyor, şuuru onlarla bütünleşiyordu. Dolayısıyla bu atmosfer, içtihada kabiliyeti olan namzetlerin istidatlarındaki kıvılcımı tutuşturuyor, onları çok kısa sürede müçtehit yapıyordu. Onlarla aynı istidatta olan daha sonraki dönem insanlarının yüz senede ulaşamayacağı zirveye onlar birkaç sene gibi kısa bir zamanda ulaşıyordu.

Mesela, sahabenin Allah’a yakın olmada (Kurbiyet) kazandığı mertebeyi hiçbir veli elde edemez, bu noktada ümmetin hiçbir ferdi sahabeye yetişemez. Cenab-ı Hak, bize bizden yakın biz ise O’ndan nihayetsiz derecede uzağız. Velayetle kazanılan yakınlık kurbiyete dayanır. Yani bizim O’ndan uzaklığımız esas alınarak afaki ve enfüsi binlerce berzahtan geçerek elde edilir. Sahabe ise, sohbet-i nebideki insibağ ile akrabiyet-i iahinin inkişafı esasına dayanarak Allah’a yakınlık elde eder. Bu iki yakınlık arasında sonsuz derecede mertebe farkı vardır.

Mesela, sevap kazanımı cihetiyle sahabeye yetişilemez. Çünkü onlar, bir şeye sebep olan onu işlemiş gibidir kaidesince bütün ümmetin işlediği her türlü sevaba ortaktırlar. Dini hayatın bize ulaşmasının ilk öncüleri olmaları sebebiyle onların din kaynaklı hasenatları kendilerinden sonrakilerin bütününe denktir. Ayrıca, içinde yaşadıkları zorlu şartların bir gereği olarak az amelleri çok hükmündedir; ilk elden edindikleri terütaze feyiz itibariyle de onlar gibisi yoktur. Bu sebepledir ki Efendimiz, onları gökteki yıldızlara benzetmiş, onların içinde yaşadıkları çağı en hayırlı çağ olarak vasıflandırmış ve başkasının Uhud Dağı kadar infakının onların yarım avuçluk hurma infakına yetişemeyeceğini ifade buyurmuşlardır.  

Evet, dinin temeli onlardır. Onun içindir ki dinimizi yıkmak isteyen oryantalistler, onları hedef almışlar; bizden gibi görünen hainler de hemcinsleri olan o alçaklara çanak tutmuşlardır. Ama ne yaparlarsa yapsınlar ümmetin sahabeye olan sevgi ve hürmetini aşındıramayacaklar, bu köklü temeli asla sarsamayacaklardır.

Not: Konuyu özetleyerek yazdım; bu sebeple de sahabenin üstünlük gerekçeleri oldukça eksik kaldı.  En iyisi mi siz, Yirmi Yedinci Sözün Zeylini tekrar okuyun. Hürmetlerimle...

 

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Filozof

1 Eylül 2024 08:48

İslamı anlamanın en pratik yolu, ilk model toplum olan sahabe efendilerimizi tanımaktır. Tebrikler Latif bey. Kaleminize sağlık.

Süleyman Sırrı Dinçer

1 Eylül 2024 00:22

Sağolun Latif bey çok öğretici ve insanı sarsan bir yazı.Allah CC razı olsun.

Ltf

31 Ağustos 2024 23:30

Latif, biz Arap değiliz. Türküz. Unutma. Bizi araplastiramayacaksiniz.

Bizim atalarımız hem Türk’tür hem de İslam’a hizmetkar

1 Eylül 2024 06:33

Din kardeşliğinin ırkı olmaz. “Arab’ın Acem e ……üstünlüğü yoktur” diyen ayeti hatırla.

Cem buba

31 Ağustos 2024 19:44

Fakir fukaradanda bahsedermisiniz.Kimse kimseye borç vermiyor kardeşi dahil paranın içinde yüzde bile.Dostumuz borç için bankacılar oldu.Fakirlikten yuvası yıkılacak var. Kasabada dahi kira 20.000 lira 17.002 lira alanın halindeydi bahsedermisiniz.Camiler vallahi boşalıyor.Afaki tarihi ilmi şeylerin yanında bunlarıda yazın.Okuyan yok size bile 5-6 kişi yorum yazıyorsa bu gerçekte -0-dır bence

Mehmet Hatipoğlu

31 Ağustos 2024 18:34

Kara Harp okulundaki törendeki bayan subay ne yapmak istedi , yanına kar mı kalacak? adım adım vesayet mi? namuslular namussuzlar kadarda mı cesur olamayacak?

Kanber

31 Ağustos 2024 13:20

Allah'ın selamı rahmeti bereketi gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin ashabının Müslüman Ecdadımızın üzerinde olsun

Şaban Erbaş Çırpı Menteşe Muğla

31 Ağustos 2024 10:28

Cenab-ı Hak, bize bizden yakın biz ise O’ndan nihayetsiz derecede uzağız. “Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım.”. ……bakara 187 Selam aleyküm Latif hocam ilk cümle makalenizden. İkinci cümle ayet. Biraz daha dikkat mi sanki

MUZO

31 Ağustos 2024 07:52

Sahabeyi kırıp geçiren "Harre vakasını ve Harre çocuklarını" da yazarmısınız sayın yazar?

Mahmut

31 Ağustos 2024 07:42

Kürsüden gönüllere.. hocandan aldığın derslerden kalan esintiler.

Sen gerçeklere gözünü kapa. Böylece saadetin bozulmasın.

1 Eylül 2024 06:28

Latif Erdoğan’ın yazdığı kitabı F.G. ismiyle bastılar. Ne hocasından bahsediyorsun. Mert durur, namert kaçar!

Lawrence’in izdüşümü: sahte sümüklünün gözyaşı

31 Ağustos 2024 04:49

Duygusal fırtına kopardı bir cerbeze ustası. Geçmişte.,.Sahabe efendilerimizle ağlattı. Sonra pamuk eller cebe. Okullar, örgütler, Dünyayı ele geçirne hayali. Hak yeme. Zulmetme. Kopya çekme. İnsanların Boğazlaraına çökme be zoraki bağış alma. Kör şakirtler gözünü yumdu” . Büyük idea için herşey mübahtı. Sonu hüsran:ABD’ye esir. Onlara göre ise “ ABD ellerinde esir” . Her şeyi bilirler ya. TC’ne çökertmek için sırtlar sıvazlanır. ABD nin dili başka eylemi başka. Gerçek dünyalarında ne HZ Muhammed SAV var ne sahabe. Maşa hazır: FETÖ. Yıllardır işbirliği yaptılar. Öğretmenleri” ne güzel hizmet” rüyasına koştular., Şimdiki hale bak. Tükürün sahtekar FG nin ağlak sırıtan yüzüne. Oysa sahabe bu yazıda geçen efendilerimiz. Varol Yaşa Latif Hocam.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle