--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Namazın hakikati üzerine

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
33

 

Namazın hakikati nurdur. Kulluktan kaynaklanan bütün nurlar namazın hakikatinde tek nur haline gelir, çok özellikli nur olur.

Namaz kulun miracıdır. Hadiste, kulun Allah’a en yakın olduğu yerin secde olduğu bildirilir. Secde namazın en önemli rüknüdür. Secde, kulun hiçliğini idrakle sonsuzlaştığı, baş ile ayakların aynı çizgide buluşarak arşiye yaptığı halin adıdır. Arşiye miraçtır; miraç arşiyedir.

Namaz, ibadetin özü olan duanın en zirve noktaya taşındığı bir anın adıdır; zamanın altın dilimidir. Kul bütün istediklerini vermeye gücü yeten ve bütün istediklerini vermeye gücü yetecek olan tek mercie yönelir; istediklerini sadece O’ndan ister; istemeyi de ibadetin özü olan dua ibadetiyle gerçekleştirir. Böylece kul, istemesiyle de istedikleriyle de ibadet yapmış olur. Namaz yekpare ibadet olarak gerçekleşir; kulluk, namazda kesintiye uğramadan devam eder.

Namaz, sonsuz uzaklık ile sonsuz yakınlığı aynı anda yaşamaktır. Kul, Rabbinden sonsuz uzaklıktadır; fakat Rabbi ona ondan daha yakındır. Namaz, birbirine zıt gibi görünen bu iki hali cem etme makamıdır. Namaz, sonsuz uzaklığı sonsuz yakınlığa dönüştürme mucizesidir.

Namaz rabıtadır; Alemlerin Rabbiyle irtibatlı olma seçkinliğidir. Hadiste “Zorluklara rağmen abdest almak, uzak mescitlere yürüyerek gitmek ve bir namazdan sonra diğer namazı özlemle beklemek, işte rabıta budur, işte rabıta budur, işte rabıta budur” buyrulur. Bu anlamda namaz, daimi, kesintisiz vuslattır.

Namaz sığınaktır. Kul, dış- iç bütün bela ve musibetlere karşı, sonsuz güce, sonsuz kudrete sahip, sonsuz derecede merhametli, şefkatli Yaratıcısına iltica eder, sığınır. Her şeyin dizgini O’nun elinde, her şeyin hazinesi O’nun yanında olan Rabbine bu şuur ve bilinçle yalvarır, yakarır, O’ndan istekte bulunur. İstediklerinin verilmesinden çok öyle bir Zat’a yöneliyor olması ve o Zat’ın mevcudiyeti onda sonsuz güven uyandırır. Neticede O ne isterse o olacaktır; istemediği asla olamayacaktır. İstemeyi veren de O’dur, istenilenleri verecek olan da yine O’dur. İşte bu noktada insan, aciz olduğu ölçüde güçlü, fakir olduğu ölçüde zengindir. Rivayette, Peygamber Efendimiz ne zaman başı sıkışsa, darda kalsa namaza koşardı, denilir.  

 “Görmez misin ki, göklerde ve yerde olanlar, havada kanatlarını açarak süzülen kuşlar Allah’ı tesbih ederler. Hepsi namazını / duasını ve tesbihini bilmekte, Allah da onların bütün yaptıklarını bilmektedir.” (Nur, 41) ayetinin açık ifadesiyle, her varlığın kendisine mahsus bir tesbihi, bir duası ve bir namazı vardır. Her varlık yaptığı tesbihin ve kıldığı namazın şuurunda olarak, bilinçle ibadet eder.

 İnsan namazın hakikatine ulaşmakla kainattaki bu ibadet ve kulluk harmonisine katılır; ve bu sayede namazını, ibadetini sonsuzlaştırmış olur. Namaz kılmayan bu ulvi harmoniden mahrum kalır; hakikatine ulaşılmadan eda edilen namaz kainattaki ibadet harmonisinin feyzinden, bereketinden istenilen ölçüde istifade edemez.

“Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut, 45) ayetinin açık işaretiyle hakikatine uygun eda edilen namaz, fert ve toplum için olağan üstü bir terbiye, temizleme ve ahlakı yerleşik kılma işlevi görür.

 Namaz bir kamil mürşit olur, fert ve toplumu uyarır, ikaz eder. Namaz nurunun hakim olduğu atmosfere, çirkinlikler ve kötülükler yol bulup giremez. Namaz fert ve toplumla kötülükler ve çirkinlikler arasına perde çeker, bulaşmayı engeller. Ne ki namaz ancak hakikatine uygun eda edilirse bütün bunlar gerçekleşir; eksikliği ölçüsünde istifade de eksik kalır; ruhsuz suretten, nursuz gölgeden bunlar beklenmez. Namazın nuru samimi niyet, ruhu tam ihlastır.

Ayette, Allah’ı anma hakikatinin (zikrullah) en büyüğünün namazda bulunduğuna da  vurgu yapılır. Kim Allah’ı anarsa Allah da onu anar, hadisinin öğretisiyle söyleyecek olursak,  kul namazda olduğu sürece adı Allah tarafından anılma gibi bir büyük şerefe de nail olmuş sayılır. Karşılıklı anma, bu sayede ebediyet kazanır.

Namaz, oruç, zekat, hac gibi diğer ibadetleri de içinde barındırır. Namaz süresi içinde bir şey yiyip içmemek, beşer kelamı konuşmamak oruçtur. Namazda kıbleye dönmek hacdır. En önemli varlığı olan zamanı namaza hasretmek zekattır.

Namaz halife varlık olan insanın, diğer varlıkların ibadetlerini de temsilen bütün ibadetleri Allah’a arzıdır. Ağaçlar gibi kıyam, dört ayaklı varlıklar gibi rüku, dağlar gibi oturuş, sürüngenler gibi secde bütünüyle namazda temsil edilir. Namaz ile insanın ibadeti külliyet kazanır. Cüzi bir kul iken külli bir kul olur.

Namaz bizi her gün beş vakitte kırk kez hayat rehberimiz olan Kur’an’la buluşturur. Böylece, hayatımızın en önemli dayanağını, kıraat rüknüyle ihtar eder, hatırlatır…

 

Yorumlar

(33)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Osman Fethiye

10 Ağustos 2024 19:39

Latif abi,çok hoş Latif olmuş,bizler c.tesi bekleriz

Efendi

10 Ağustos 2024 18:46

Namazı hafife alan ilahiyatçı taslaklarına ithaf olunur. İnsanların namazdan uzaklaşmasında onların tahribi büyüktür. Aslında gölge olmasalar yetecek. Fakat gel görki..

Nuh

10 Ağustos 2024 17:39

Namazı camide ve cemaatle kılalım , düşman ve kafirleri sevindirmeyelim. Camiler genç ve dinamik cemaat görsün.

Seyyit

10 Ağustos 2024 16:47

Bu yazıyı bir dostuma okudum. Önceleri namaz kılardı fakat bırakmıştı. Tekrar namaza başladı. Sebep olanlardan Allah razı olsun. Hidayet Allah’ın elinde. Bizler bu ve benzeri yazılardan çevremizi haberdar edelim, inşaallah.

Mehmet SERÇE

10 Ağustos 2024 15:55

Gerçekten namaz bütün ibadetlerin özü özeti, bütün ibadetlerden renk ve desen taşır...

Kriter

10 Ağustos 2024 15:37

Bir insanın bozulmaya başladığının ölçüsü namazındaki aksamazlardır. Namazını kaybettiğinde ise o çok şey kaybetmiştir.

Arkın

10 Ağustos 2024 15:35

Nefis ve heva namazı zor olarak gösterir. Halbuki namaz kılan bir insanın üstünden dağ kalkmış gibi hafifler. Diğer dünyevi işleri de onlara kolay gelir.

Tebrikler

10 Ağustos 2024 14:55

Latif Erdoğan’ın yazıları güzel, fakat yorumlar da ondan aşağı değil. Aydınlatıcı yorum yazan kardeşlerimizi tebrik ediyorum. Baki selamlar.

Kalem

10 Ağustos 2024 14:52

Bu tür yazılar yazmak sadece ilim işi değil aynı zamanda gönül işi. Sayıları oldukça azalan gönül erbabına selam ve şükran olsun.

Yorumcu

10 Ağustos 2024 12:46

Kuran ile namaz arasındaki irtibatın tesbiti çok önemli. Bilindiği gibi Kuran’da bazen Kuran kelimesi namaz manasında kullanılır. ( İsra süresi 78)

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle