--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İbrahim Hulusi Yahyagil (R.H.)

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
34

 O bir reşhaydı. Üstad Nursi’nin “Öyle bir reşha ki, kendi zatında fakirdir. Hiçbir şeyi yok ki; ona dayanıp “Zühre” gibi kendine güvensin. Hiçbir rengi yok ki; onunla görünsün. Başka şeyleri tanımıyor ki, ona teveccüh etsin. Halis bir saffeti var ki, güneşin timsalini göz bebeğinde saklıyor.” dediği reşha… 

Güneşi davası olan reşha… Davasının ışık hüzmelerinden başka her şeye gönlü, kalbi, ruhu, latifeleri kapalı reşha… Acz, fakr, şefkat, tefekkür, şükür ve şevk hatvelerinin hepsini insibağ yoluyla bir lahzada aşan, Üstadıyla daha ilk görüşmede iptida ile intihayı cem etme zirvesine yükselen reşha…  

On Dokuzuncu Sözde, on dört reşha ile anlatılan Peygamber Efendimize ait vasıfları olması mümkün keyfiyette mahiyetine yerleştiren; ve onları başka bir boya ile kesifleştirmeden çevresine aksettirme başarısını son atmış yıllık davasına adanmış ömrünün bütününde hiç kesintiye uğratmadan gösterebilen reşha... 

Çok yönlü mükemmel şahsiyetini, Uhuvvet Risalesinin büyük havuzunda eritmiş; istidat ve kabiliyetine kaderden gelen inkişaf emriyle uçsuz bucaksız bereketli bir ummana dönüşmüş reşha…

İhlas risalesini mahiyetinin her zerresine içirmiş; ihlas kendisinde ete kemiğe bürünerek öz hakikatiyle görünür olmuş ve imanıyla, niyetiyle, ameliyle muhlas payesine ulaşmış reşha… Ona göre, ihlası kazanmanın yolu huzuri iman, onu elde etmenin yolu da iman hakikatlerini sürekli anlayarak okumaktır. Öyleyse ihlas risalesini okumak bütün bir Risale-i Nur Külliyatı’nı okumak demektir.

İbrahim Hulusi Yahyagil gibi hırkayı kaftanın altına giymiş bir mana sultanından bahsediyoruz. Küçük yaşta kışla denilen Peygamber Ocağına intisap etmiş; yirmili yaşlarda Çanakkale muharebesine katılmış; aldığı ağır yaralarla şehadeti beklenirken ileride yapacağı hizmetlerin şefaatiyle kendisine yetmiş yıllık bir ömür daha verilerek hayata döndürülmüş; o da kendisine verilen bu ömrün özellikle son atmış yılını bir başka Peygamber Ocağı olan Nur Hizmetinde tüketerek şükürle mukabelede bulunmuştur. 

 Rabbiyle arasındaki aşkın halleri bilmemiz elbette mümkün değildir. Fakat zahir hayatı bütünüyle Nur hizmetine vakfedilmiş olarak sürmüş, ömrünün son dakikasına, son anına kadar hizmet yörüngesinden bir an, bir saniye ayrı düşmemiştir.

Hz. İbrahim nasıl oğlunu kurban ettiğini gördüğü rüyasını tevil, tabir etmeden tasdik etmiş ve ardından “Rüyanı tasdik ettin”(Saffat, 105) iltifatına mazhar olarak sıddıkiyet makamına ulaşmışsa; İbrahim Hulusi Yahyagil de Üstadından aldığı hiçbir dersini ayrıca tevile tabi tutmayarak tasdik etmiş; büyük küçük demeden bütün emirleri hangi şartlarda ve ne pahasına olursa olsun uygulamaya koymuş; prensiplerinden asla ödün vermeden mevcut ısrarını sürdürmüş ve bu sabit karakterli hali onu sıddıkiyet mertebesine ila etmiştir.

Bediüzzaman onu hemen keşfetmiş, o da Üstadını keşfetme cehdine düşmüş ve neticede daha Barla’daki ilk buluşma ve görüşmede (14 Nisan 1929) kırk yıllık bir dostluk halesi oluşmuş; her iki taraf da bu dostluk halesini rencide edecek en küçük bir arızaya meydan vermeden her geçen gün artan bir muhabbet ve sevgiyle Allah için olan bu hılletlerini ebediyetle taçlandırmışlardır. Yani onlar fani dünyadan ayrılırken her ikisi de birbirinden razı; Cenab-ı Hakk da her ikisinden razı olarak ahiret yurduna intikal etmişler; ve bir daha ebediyen ayrılmamak üzere berzahtaki buluşmalarını gerçekleştirmişlerdir.

İbrahim Hulusi Yahyagil, gittiği her yere davasını da beraber götürmüş; askerlik hizmetini sürdürürken hizmetteki görevini de aksatmadan devam ettirmiştir. Üstad Nursi, Hulusi yaptığı hizmetle komünizmin bu memlekete girmesini engelledi, komünizme set çekti diyerek onun ifa ettiği hizmetin büyüklüğüne işarette bulunmuştur. 

O Anadolu’nun küçük bir vilayeti sayılabilecek Elazığ’da yerleşmiş, manevi otağını oraya kurmuş, nurların neşrine buradan merkezlik yapmıştır. Kendisinden sonra gelen Nurun erkanı bu büyük rükne dayanarak, büyük oranda ondan etkilenerek hizmetlerini sürdürmüşlerdir. Hangi meşrepte hizmet ederse etsin Nur talebelerinin sevgide, saygıda buluşacakları en öncelikli adres Hulusi abi ve onun yerleşik hale getirdiği şahıs değil ilke odaklı disiplinlerdir. Bu merkezi disiplinlerden yeniden ve her daim mutlaka istifade edilmelidir. Ve inşallah edilecektir. 

 25 Temmuz 1986 yılında 91 yaşında irtihali darı beka eden Hulusi Yahyagil büyüğümüzü, vefatının 38. yıldönümünde yeniden rahmetle anıyor, okurlarımdan ruh-u pakları için Fatihalar talep ediyorum. 

Yorumlar

(34)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Raci

21 Temmuz 2024 17:40

İşte geldik gidiyoruz. Önden gidenlere rahmet, kalanlara selam olsun. Şu gökkubbede hoş sada olabilenlete ne mutlu!

Bazı gafil yorumculara

21 Temmuz 2024 08:59

İnsanların faziletli yanlarını anlatmak yüceltmek için değil, örnek alınmasına teşvik içindir. Mücerret düşünceyi müşahhas hale getiren zevatı hayırla yad etmek şeytandan başka kimseyi rahatsız etmemeli.

Hakkı

21 Temmuz 2024 04:38

Hulusi Yahyagil Elazığ’ın köklü ailelerinden Yahyazade’lerdendir. Bu aile aynı zamanda Seyyittir. Bediüzzaman’la böylesi bir kan bağı da vardır.

Ali Haydar Muvahhid

21 Temmuz 2024 02:05

Rabbimiz Allah. Birliğine imanımız var. Kalu belâ'dan beri Müslümanız Elhamdülillah. Saidden sonra değil. Kitabımız Kur'an'dır Risale değil. Peygamberimiz Muhammed Mustafa'dır (Selam olsun) Muhammed ümmetiyiz Said veya Fetö değil. Ne Said ne Fettoş'a ihtiyacımız var. Allah şerrinizden hıfz u emîn eylesin.

Önder

20 Temmuz 2024 22:07

Albay Hulusi Yahyagil, örnek bir hayat yaşamış. Dersimde tek kurşun Atmadan büyük fitneyi önlemiş. Allah gani gani rahmet etsin.

Diriliş

20 Temmuz 2024 19:06

Her şeyi yoktan var eden Allah, dinden uzaklaşmanın zirve yaptığı o yokluk döneminde, Dine hizmet eden bir kaç bahtiyar insanla varlık cilvesi gösterdi. Bediüzzaman ve talebeleri işte bu bahtiyarlardandı. Ektikleri tohumlar şimdilerde baharı muştuluyor. Önden giden bu öncülerin hepsini rahmetle anıyoruz. Allah onlardan ebediyen razı olsun. Hasenelerini Nur’a tebdil buyursun.

İmran

20 Temmuz 2024 17:14

Davasını gaye, gayesini dava edinmiş bir bahtiyar kul. Allah Hulusi abiden ebediyen razı oldun.

Mustafa

20 Temmuz 2024 16:21

Allah rahmet eylesin inşaallah mekânı cennet olsun

Özgür

20 Temmuz 2024 15:46

Şahıs değil ilke merkezli bir hizmet anlayışına sahip Hulusi Yahyagil, sadece bu anlayışıyla bile kendi zaman şeridini aşmış görünüyor. O düşünceleriyle, hizmetiyle dimdik ayakta duruyor. Ya yaşarken ölmüş olanlara ne demeli... FETÖ gibi...

Tavsiye

20 Temmuz 2024 14:03

Bence bütün risale-i Nur talebeleri merhum Hulusi Yahyagili örnek model almalı, siyasetle aralarına mesafe koymalıdır. İhlas risalesinin en az on beş günde bir okunması düsturundan ödün verilmemelidir. Onun dediği gibi siyaset yapmak isteyen kendini temsil ile siyaset yapsın, buna kimsenin bir itirazı olamaz, ama Nur hizmetini siyasete alet etmek... istenmeyen davranış budur.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle