--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gelin Allah’a dönelim

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
21

 

Söze Koca Yunus’un dizeleriyle başlayalım: Ben gelmedim dava için/ Benim işim sevi için/ Dost’un evi gönüllerdir/ Gönüller yapmaya geldim- Yunus der ki ey hoca/ İstersen var bin hacca/ Hepsinden de iyice/ Bir gönüle girmektir- Bir kez gönül yıktın ise/ Bu kıldığın namaz değil/Yetmiş iki millet dahi/ Elin yüzün yumaz değil/ Bir gönülü yaptın ise/ Er eteğin tuttun ise/Bir kez hayır ettin ise/ Binde bir ise az değil.- Elif okuduk ötürü/ Pazar eyledik götürü/ Yaratılanı hoş gördük/ Yaratandan ötürü. 

Derdimiz, davamız, yaratılış gayemiz, Rabbimizi kullarına tanıtmak ve O’nu, kullarına sevdirmek olmalıdır. Bir hadisi kutside Rabbimiz: “Ben gizli hazine idim. Bilinmeyi sevdim. Yaratılmışları beni bilsinler diye yarattım” buyurur. Yaratmanın ve yaratılmış olmanın hikmet merkezi budur.

Dinler bunun için vardır, indirilen kitaplar bunun için indirilmiştir, peygamberler bunun için gönderilmiştir, yaratılış ağacının semereleri yüz binlerce asfiya, milyonlarca evliya ve salih kullar insanlıktaki kemalat serüvenini bunun için gerçekleştirmiştir ve dünya nizamı bunun için ayakta durmaktadır. 

Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadeleri içine sığdırdığı engin muhteva itibariyle ne müthiştir: “Katiyen bil ki, hılkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi iman-ı billahtır. Ve insaniyetin en ali mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billah içindeki marifetullahtır. Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti o marifetullah içindeki muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en halis surur… ve kalb-i insan için en safi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir. Evet, bütün hakiki saadet ve halis sürur ve şirin nimet ve safi lezzet elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır. Onlar onsuz olamaz. Cenab-ı Hakk’ı tanıyan ve seven; nihayetsiz saadete, nimete, envara, esrara ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır. Onu hakiki tanımayan, sevmeyen nihayetsiz şekavete, alama ve evhama manen ve maddeten müptela olur.” (Yirminci Mektup)

Sözü Niyazi Mısri Hazretlerinin dizeleriyle sürdürelim: Hevaya yiter gönül, gel Allah’a dönelim gel/ Siva ise yiter gönül, gel Allah’a dönelim gel/ Nice bir sevelim gayrı, nice bir olalım ayrı/ Analım vuslat-ı yâri, gel Allah’a dönelim gel/ Bize Hak’tan gel olmadan, ecel kösü çalmadan/ Canın Azrail almadan, gel Allah’a dönelim gel/ Özenmez misin ol yara ki aldanmışsın ağyara/ Seni azdırmış emmare, gel Allah’a dönelim gel/ Talep kıl hep sehergahı, yürekten eylegil ahı/ Sevenler buldu Allah’ı, gel Allah’a dönelim gel/ Soralım gel bilenlere, külli boyun verenlere/ Visaline erenlere, gel Allah’a dönelim gel/ Niyazi’ye olup haldaş, olursun gel yola yoldaş/ Döküp gözlerimizden yaş, gel Allah’a dönelim gel. 

Dönüş O’nadır. Ve iyi ki dönüşümüz O’nadır. Aksi halde bize yerleştirdiği latife-i rabbaniye –ki O’ndan başka kimseye razı olmaz- O’nsuz ebedi azapta kalırdı. O’ndan gelen ve O’na döneceği anı hasretle bekleyen ruhumuz, dönüş O’na olmasaydı her anında bin ayrılık azabı yaşardı. O’nu görmeye müştak gözümüz, eğer dönüş O’na olmasaydı, kör kalmayı görür olmaya binlerce defa yeğlerdi. Kulağımız O’ndan gelecek ircii emrini bekler dururken O’na dönüş olmasaydı var oluşu ona ne kadar giryan gelirdi. Kalbimiz O’nun Kâbe’si iken, dönüş O’na olmasaydı viraneye dönerdi. 

Dönüş O’nadır. Ve iyi ki dönüş O’nadır. Yoksa âşıklarının hali nice olurdu. Çöllere düşer çöllerde boğulurdu. Sadıkları, mutlaka akıllarını yitirir divane olurdu. Hele nebi kulları, anlamsızlığın girdabında sonsuza dek çile çekerdi. 

Bizim için hayatı yaşanır kılan, varlığa mana yükleyen, yokluktan ürperti veren ancak ve ancak dönüşümüzün O’na olmasıdır. Bizi yoktan var etmesi gibi dönüşümüzün O’na olması da O’nun sonsuz lütfudur. Herkes O’na dönecektir; fakat O’na dönüşün cennetten de öte en büyük lütuf olduğunu sadece O’nu sevenler zevk edecektir.

Kendimize dönelim kardeşler, O’nu kendimizde bulalım. Kitabında yüzlerce yerde Zatını bize Rahman ve Rahim olarak tanıtan Rabbimize firar edelim. Günahlarımızın çokluğu dönüşümüzü engellemesin. O, Gafurdur, O tövbeleri kabul edendir. Yeter ki biz günahlarımızı itiraf ile aczimizi, fakrımızı, hiçliğimizi sermaye edinelim.

Biz de Kuddusi gibi diyelim: Ey rahmeti bol Padişah/ Cürmüm ile geldim sana/ Ben eyledim hadsiz günah/ İsyan ile geldim sana- Adın Senin Gaffar iken/ Ayb örtücü Settar iken/ Kime gidem Sen var iken/ Cürmüm ile geldim sana.

Ve sözümüzü, sonu misk olsun diye bir ayetle bitirelim: “Şu halde Allah’a firar edin.” (Zariyat, 50) 

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Latif Abi

8 Eylül 2024 10:12

Latif Abi, en zehirli fitnenin (FETÖ) panzehiridir. Elhamdülillah

Emre Nur

7 Eylül 2024 16:15

Takdiri hüda kuvveti pazu ile dönmez Bir şema ki Mevla yaka üflemekle sönmez. Sözün özeti bu, vesselam.

Ender

7 Eylül 2024 14:35

Rabbim ihlası etemme muvaffak kılsın. Gerisi gelir inşallah.

Dayi

7 Eylül 2024 14:00

Hırsızlara oy verenler, onları savunanlar, Allah'a dönemezler.

Nedim

7 Eylül 2024 11:59

Yahudiler de hristiyanlar da aynı sözü söyler ya.İslam iddiası ile bu diğer dinlerin farkı ne onun üzerine durulsa insanlara faydalı olur kanısındayım.Yusuf as zindan arkadaşlarına ilk söylediği sözlerden Kuran'da mealen,"ben Allah'a iman etmeyen ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinî ni bıraktım"olmuştur.Misir ve o coğrafyada ki insanlar Allah inancı ve Mesala mısırlı larda mumyalama olduğundan bir ölüm ötesi ahiret inançları vardı.Peki Yusuf as neden Allah'a iman etmeyen ve ahireti inkâr eden ifadelerini kullandı.Alimler Allah'a iman konusunda insanlarda Allah inancı olduğu fakat Allah cc razı olduğu isim ve sıfatların Allah'a verilip verilmediği veya başkalarına da kullandırılıp kullanılmadığı sorunu olduğunu söylerler.Yani şirk ve küfür işlemek Yusuf 106. Ayetinde,"insanların çoğu imanlarina şirk bulaştirdiklari"buyruğu ile Allah'a iman etmeyen konusu daha açık bir yere gelmiş oluyor.İsim ve sıfatlarda hükümlerde Allah'a ait olanı başkalarına kilise vb.kurumlara verildiği bilinir.mesala Tevbe 31 ayeti nde nüzul sebebi rivayetlerinde din adamlarını rab edinmek ibadet etmek nasıl oluru anlamayan sahabeye Resulullah sav in Allah cc emir ve yasaklarını helali haramı tersine yapılıp yapılmadığını ve insanların buna itaat edip etmediklerini sormuş ve itaatin rablik olduğu kime itaat ediliyorsa onu rab ve ona ibadet ettiğini açıklıyor.Elmali Hamdi tefsirinde kurumsal olarak artık parlamenter sisteminde eklendiğini yazmış.Gerci parlamenter sistemi Atina antik çağda ve Mekke de darunnedve diye de olduğu bilinir.İnsanlik tarihinde yapılan bütün arkeolojik kazılarda hep tapınaklar bulunmasından insanoğlu nün dindar olduğu ama dindarlığı vahye göre yapıp yapmaması sorunsalı vardır.Ateist çok çok azdır.Ayni şekilde ahiret inancı da insanların çoğunda vardır mesala yahudilerde her türlü pisliği de şirki küfrü de yapsalar onlar Allah'ın sevgili kulları seçilmiş olduklarından cennetlik ama cehennemde girseler bile,"ateşin çok az yakacagi kadar kalacakları"inancı sayılı gün inancı vardır.Ozellikle de Osmanlı sonrası İslam dünyasında da maalesef aynı inanç yani her türlü pislik yapılsa bile hatta itikadı peygamber ve ashab gibi olmasa yani küfür şirk işlese bile cennete gireceği ve cehennemde sayılı gün kalinacagi inancı oluşmuştur.Allah a dönüş tabiki ama Kuran'da sünnette ve iki kaynağın sahih meşru anlamı olan sahabe icmaina göre olan Allah ve ahiret inancına dönüş tabiki.... inancında itikadında şirk küfür olan ehlikitap durumuna düşmüş olur.Onlar gibi Dinin bazı ibadetlerini yaptıkları için kendilerini hak yolda zannettikleri gibi maazallah

Nahit sazoglu

7 Eylül 2024 11:49

Ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz tarım ve hayvancılıkimizi geliştirmeliyiz mesleki eğitim merkezi kurmaliyiz körfez ülkeleri ile bağlantı kurmaliyiz petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz gizli dünya devleti BM NATO IMf dünya Bankası UNESCO İsrail'e çalışmaktadır rockfeller Rothschildler Yahudilerin lobisi siyonizmdir kökleri dışarda olan zararlı yapilar lions rotary kulüpleri mason locaları acilen İçişleri bakanlığı tarafından kapatilmali siyon protokolleri devam ediyor

Filozof

7 Eylül 2024 11:26

Muhabbetullaha giden yolu en veciz şekilde kaleme almışsınız. Muhabbetullah bizim varlık gayemizdir. Amenna.

Âli yol

7 Eylül 2024 09:33

Merhum NFK’ya ait bir şiirin son dört mısraı şöyle: Kalk arkadaş, gidelim İnsanın unuttuğu Allah'ı zikredelim; Gül ve sümbül hırkamız, Sullar, kuşlar, halkamız.. Dile getirip teşvik ettiğiniz bahis, oldukça önemli. Bunun yolu da tasavvuftan geçiyor. İlla (ve illa) hak bir Mürşidi Kâmil ( Halife’yi Resul sav) bulup intisap etmek gerekiyor. Fakat günümüzde (ahir zamanı idrak ettiğimizi düşünüyorum) hakiki bir Allah Dostu bulup onun terbiyesi altına girmek neredeyse imkânsız gibi. Ancak Allah arayanlara yollarını göstereceğini beyan buyuruyor. Bu emir gereği aramaktan vazgeçmememiz [Hz Musa as’ın Hz. Hızır as’ı aramaya başlaması sırasında Kehf 60: “Bir vakit Mûsâ genç adamına, Ta iki denizin birleştiği yere varmadıkça yahut (bu yolda) senelerce yürümedikçe durup dinlenmeyeceğim demişti”.] gerekiyor; zira Allah hiçbir cehdi/ çabayı karşılıksız bırakmaz. Hz.Mevlâ yardımcımız olsun inşallah.

Vasıl

7 Eylül 2024 08:12

Ondan geldik ve O’na dönmekteyiz. Kalbe itminan, ruha inşirah veren bu imandır. Yoksa halimiz nice olurdu...

Pilot

7 Eylül 2024 07:25

Evet dönüşümüz yüce Allaha,ne mutlu yüce Allahın bizleri tertemiz ve günahsız yarattığı gibi son nefesimizde de yine yüce Allahın huzuruna tertemiz ve günahsız bir şekilde varabilmek.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle